Yokluğun beni yaşayan bir ceset yaptı baba. Beynim patlayacak gibi, seni düşünmediğim bir an bile yok. Hep güzel anlarımız geliyor aklıma. Defalarca rüyama girdin bu süreçte. Yanına mı çağırıyorsun beni babacığım? Öyleyse al beni yanına. Hayat beni mahvediyor, anlamsızlığın içinde boğuyor. Bana tembel diyorlar da kolayına kaçıyorlar işin. Ben bir anlam bulsam hayat karşımda duramaz. Sokakta da olsun yaşarım. Ama ne için bütün bunlar? Yani kim beni arıyor annem ve teyzemden başka? Onlar da akıl verip, nutuk çekiyorlar. Herkes kendi teranesinde ve kendi derdindeyken benim dertlerimi sırtlamama kim yardım edebilir ki?
Hastalığının teşhisinden 2 ay önce spora yazılmıştım hatırlarsan. 1 yıllık taahhüt verdiğim halde 1 kere gidebildim. Senin hastalığını öğrendikten sonra gideceğim varsa da kalmadı ve iptal etmek istedim. Sen hasta değilsin sonuçta, bu geçerli bir sebep değil dediler. Sonra beni mahkemeye vermişler 4000 lira için. Bunu duyunca hemen nasıl işi çözmüştün hasta halinle. Benim için neler çektin böyle? Ayaklarını 10 yıl boyunca öpsem ödeyebilir miyim sana olan borcumu? Hayır ödeyemem. Benden adam olmayacak baba. Babası ölen ilk kişi değilim ben. Ama kıyamet kopmuş gibi hissediyorum yaklaşık 5 aydır.
Aklıma geldiğinde gözlerim yaşarıyor. Sokakta neredeyse uluorta ağlayacağım. Defalarca yazmıştım bu günleri. Ben senin yokluğuna asla alışamam. Arkamdaki koca dağ kaybolmuş nasıl alışayım? O çok sevdiğin Yahudi ortaklarının da gerçek yüzlerini görmüşsündür. Perde kalkmıştır artık senden. Ölmen için dualar etmişlerdir o dükkâna konabilmek için. Hani derdin ya onlar sana yokluğumda yardımcı olurlar diye. Ne safsın. Sen hayattayken sana karşı maske takıyorlardı, sen yokken biz maskesiz görüyorduk onları. Seni öyle bir etki altına almışlar ki onları iyi insanlar sanmıştın. Ne yazık ki durum böyle. Onlardan kimseye fayda gelmez.
Yarın yeni bir yerde işe başlıyorum. Danışmanlığa ek olarak temizlik de var çöp de toplayacağım. Umarım tutunabilirim. Ne umutlarla şiirler ve yazılar yazmıştım. Romanımı ne heyecanla yazmıştım. Şimdi ise çöp toplayacağım. Hayat beni güldürmüyor ne yazık ki. Hayat acı bir şerbet. İçtikçe susatıyor ve ortada su falan yok. Ölmek istiyorum da ölümden sonra karşılaşamayız diye düşünüyorum. Yoksa her an kendimi metronun altına atma düşünceleri geçiyor beynimden. Biz fasığız baba. Müslümanız ama ibadetleri yerine çoğu zaman getirmedik. Fasıklar sonsuza kadar yanmaz diye bazı yerlerde bir şeyler okudum. Kendini öldürenleri de fasıksa affeder mi Allah? Bilmiyorum. Tükenmeme ramak kaldı. Sidik zoruyla götürüyorum.
Duvarlarında örümcekler ve salyangozlar olan bir gecekonduda yaşıyorum. Yaşayabilmem için çalışmam gerekiyor ve kazandığımın yarısını bu gecekonduya kira olarak ödüyorum. Olmuyor yani. Hayat beni kışkırtıp duruyor. Alkolik de olmak üzereyim. Her hafta iki üç gün içiyorum. Ağır geliyor yaşadıklarım.
Bazen kirayı önceden verip faturaları otomatik ödemeye alıp hastaneye yatasım geliyor. Sence elektroşok iyi gelir mi bana? 21 gün her şeyden izole yaşasam iyileşebilir miyim? Bir ihtimal olabilir. Ama daha da kötü çıkabilirim de. Oralar tekin yerler değil. İlk yattığım zamanlardan hatırlıyorum. Sessiz bir çocuğa ne haber demiştim de dişlerini gösterip hırlamıştı bana. Sen hastalıkla boğuşurken mental sağlığın kötüleştiğinde seni de yatırmak istemişti doktorlar. Seni oraya gönderir miyim ben baba. Birlikte aşmaya çalıştık götürebildiğimiz kadar götürdük. Sonunda nihai sona geldik.
Hep diyordum senden önce ben ölseydim. Ne olurdu ki. İstemiyorum bir tarafın altın varaklı koltuklarda oturup, bir tarafın sefalet içinde yaşadığı dünyada kalmayı. Zorla mı yahu. Sen seviyordun keşke sen kalsaydın.
Yakın bir tarihte göçebilsem buralardan. Öyle çok istiyorum ki hesap vaktinin gelmesini. Sana yanlış yapanların ateşine odun atmayı öyle çok istiyorum ki. Allah’ım ne olur beni buralarda koyma daha fazla. Kes hesabımı artık Allah’ım. Yalvarıyorum bitir bu çileyi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.