Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

26.09.2026

20.09.2026

Arz-ı Hal..


Küplerce içmek istiyorum da içemem. En azından bir tövbemi bozmamalıyım. İçmeden kaçamıyorum bu iğrenç dünyadan kısa bir süreliğine olsa da. Babamın hastalığı süresince bayağı içki içmiştim ancak öyle kaldırabilmiştim vaziyeti. Ama onu uğurladıktan sonra tövbe ettim içkiye. Sebebi sağlık ya da maddiyat değildi. Tamamen maneviyat içindi. İçki içince, sarhoş olunca Allah’ı anmıyorsun. Her şey sisin içinde oluyor, kolayı seçiyorsun. İstesem bozabilirim tabi ama neden bozayım ki. Acı çekmek varsa kaderde çekeceksin bundan öte köy yok.

Kimse aramasa da sormasa da koltuğuna oturup düşleyeceksin güzel zamanlarını. Back To The Future izlerken hep çok mutlu olmamın sebebi var. Zamanda yolculuk yapabiliyorsun ya olay o işte. Onu izlerken kendim çocukluğuma dönsem neler olur diye düşünüyorum. Belki de çocukluğuma bile dönmezdim. Annemle babamı erkenden ayırır doğumumun önüne geçerdim belki. Çünkü nihayetinde insanın güzel zamanları olsa da ondan daha fazla çirkin zamanları oluyor. Doğmamış olsaydım babam olmazdı, dolayısıyla onun ölümüne üzülmezdim. Hiçbir şeyin önemi olmazdı. Var olmayacaktım, savaşmayacaktım bu çirkin düzenle. Trilyonda bir ihtimal ben doğdum ve her şey benim için zorlaştı.

19.09.2026

Düşecek..


Ufukta ayrılık var zulada pişmanlık
Akla düşen onlarca sebep
Ve yalnızca biri uyutacak
Uyanıkken daldığın düşlerinden

Yollar ayrılacak hatta kaldırımlar
Hatta benlikten de töz
Hiçbir şeye sevinemeden
Geçeceksin her serden, gönülden

Ve sigaradan kül düşecek
Gülzardan gül
Kaçacaksın merhametinden
Sakınacaksın masumiyetinden.






14.09.2026

Hâlâ..


Bir zamanlar düştüğüm kuyunun
Dibini göremedim hâlâ
Boşlukta yok olma ümidiyle
Yaşıyorum hâlâ.

Dünya ne güzel diyorlar
Hayır, çirkindir hâlâ.
Gelecekten bahsediyorlar
Ben dünlere çiviliyim hâlâ.

Çaresi yok mudur var olmanın
Kaybolmak istiyorum hâlâ.
Göğün altında yapayalnız ruhumla
Eziliyorum da ölmüyorum hâlâ.





12.09.2026

Mayası Çamurdan..


Ben istemez miydim, huzurla uyuyup uyanmayı? Bu mecranın hüzünlü bir adamın değil de mutluluk saçan, gezi, yemek, hobi içerikleri yazan bir adamın olmasını istemez miydim? Belki de isterdim arkadaşlar. Gamsız, tenasül uzvunun dikine giden, zevkten çıldıran bir adam olmak belki de isterdim. O kadar olmasa bile dert etmeyen, sakin biri olmak isterdim. Yoksul biri değilim, zengin biri değilim, sadece yoksun ve yalnız biriyim.

Benim derdim, şükürsüz bir adam olmaktır. Öyle az şükrediyorum ki bu yüzden darbeler yiyorum. Nefsimle her gün her saat çarpışmak beni bozuyor. İçimdeki açığa çıkmaya fırsat kollayan kötülüğü dört koldan çekiştirmek beni yoruyor. Aklım yap diyor ne yaparsan yap acıma, vur tekmeyi, yık her şeyi, aş sınırı. Ama yapmıyorum işte. Sonsuzdan korkuyorum çünkü dünya için ebediyetimi yakmak istemiyorum. Bu yüzden cevaplarım hep, tamam, öyle olsun, problem yok şeklinde çıkıyor. Mesela vardiyayı erken alıyorum, doğal olarak benden de erken alınmasını bekliyorum. Ama öyle olmuyor. İstesem ağzıma geleni söyleyip bırakamaz mıyım işi ya da tartışamaz mıyım? Benim baktığım türden bakmıyor insanlar birbirine. Ben bir melek olmadığımı biliyorum, sadece insanlara çektirmek istemiyorum. Hayat hiçbir şey yapmayıp sadece yatsan bile zor. İnsanların ne yükler taşıdıklarını kimse tahmin edemiyor. Herkesin derdi kendince en büyük. Hoşgörü ve tevazu, yerini hırçınlık ve kibre bırakmış.

8.09.2026

Tadı Yok Sensiz..

Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın.

266 gün oldu sen yalan dünyadan ayrılalı baba. Her şey seyrinde devam ediyor. Yağmur yağıyor, rüzgâr esiyor, koşturma devam ediyor. Hayat sen sanki ölmemişsin gibi pervasızca yol alıyor. Bir ben kalmışım içinde geçmeyecek sızıyla. Bir ben kalmışım yapayalnız buralarda. Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok.

Baban öldüğünde kimsesiz kalıyorsun. Gidilecek hiçbir yer kalmıyor o da göçtüğünde. Dönülebilecek olsa dönerdin biliyorum. Çaresi olsa gelmeden durabilir miydin? Gittiği yere kadar yoldaştık birbirimize. Yaşamı sevdiğin halde neden bu kadar sigara içtin be baba? Ben hayatı sevmediğimden içiyorum. Sen seviyordun. Gerçi ecel geldiğinde ne yapsan boştur. Doğarken alnımızda yazılı ne zaman öleceğimiz. Belki sigara içmeseydin ıstırap çekmezdin baba. Belki aniden sana gelirdi ölüm. Her şeyin farkına varmadan, üzüntü içinde ölmezdin belki. Seni yalnız bırakacaklarını bilmezdin. Dost sandığın düşmanlarını görmezdin. Hepsinin farkına vararak hüzünle ayrıldın buralardan. Bunu hissediyorum, çünkü ölüm döşeğinde gözlerinde sadece hüzün vardı. Bu hayata veda etmenin hüznü değildi, her şeyin farkına varmanın hüznüydü. Güvendiklerinin aslında ne kadar güvenilmez olduklarının farkına varmak insanı ne kadar da üzer.

6.09.2026

Çile..


Ne yoldan dönülmüş ne zamandan
Felek daha acımasızmış düşmandan
Mutluluk şimdi nafileymiş kalandan
Uzun ömürle imtihan eyleme beni.



3.09.2026

Kalmak..


Herkes gidiyor da ben kalakalmışım. 

Neden kaldığım apaçık ortada aslında. Bende cesaretin zerresi bile yok. Hayatımın bir kıymeti olmadığını bildiğim halde, umudun sadece daha kötü günleri getireceğini bilerek kalıyorum. Temelli gidebileceğim bir anı düşlüyorum. Çünkü varlığım aslında yokluktur benim. Var olduğumu sanıyorum, yazılar ve şiirler yazıyorum ama sadece kendim okuyorum sonuçta. Varken yok sayılmak başlarda çok acıtsa da artık bir önemi yok. Bu dünyadan kimler geçmiş kaçını hatırlıyoruz ki?

Dolanıp duruyorum işte kaldırımlarda. Bazen orada bile görülmüyorum ki çarpışıyoruz insanlarla. Özgüvenimi nerede kaybettiğimi biliyorum ve oralara dönmek mümkün değil. Benim gibi milyonlar vardır. Kalmak günahlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor oysa. Bari bir mağaraya kapanıp sadece ibadet etseydim. Onu da yapamıyorum.

Nasıl bu kadar güçsüzleştim anlayamıyorum. Sanki sihirli bir değnek değdi bana ve korkular ve endişeler yükledi. Neden korkuyorum ki? En fazla ne olabilir? Dünyada neden kalmak istiyorum ben bir boka yaramadığım halde? Sanırım önce ölüm ağrısından, sonra cehennem azabından korkuyorum. Ben bir aziz değilim ki, egoist bir insanım sadece. Tanrı’nın sadece cezalandırıcı tarafını mı görüyorum?

1.09.2026

Teslimiyet..


Ne için savaşacağını bilmiyorsan, teslim olman gerekiyor. 

Yalnızlığın daralttığı yaşam alanını korumak için mi savaşacaksın yoksa? Hayat o kadar mı güzel? Hayatı bu kadar sevmemek gerek, yoksa ayrılamazsın. Bazıları dünyaya sığamaz. Hiçbir şey tatmin etmez onları, ruhunun sonsuz açlığını küçücük dünya nasıl doyurabilir? Eksik olanları bilemezsin. Yalnız olmasan başka bir şey eksik olacak bunlar hep birbirini takip edecek. Sen burada tamamlanamayacaksın. Bunun erken farkına varıyorsan, yaşamın saçmalığını anlıyorsun. Seni hiçbir şey doyuramayacak. En önemli faktör budur. 

Bu düğüm çözülmez, ne yazık ki gerçek bu. Nereye çıkarsan çık hiçbiri gerçek bir doyum olmayacak. Yapabileceklerinin sınırı var, tüketebileceklerinin sınırı var. Ama ruhun her zaman aç olacak. Biz dünyayı tüketeceğiz, dünya da bizi. Uyanmak isteyeceksin ama seni yakandan bırakmayacak bir türlü. 

26.08.2026

Benim İçin Üzülme..


Neden kimsesizlikten başka bir şey hissetmiyorum?

Benim amacım kendimi kanıtlamak mıydı? Sahte kalabalıkların etrafımı doldurmasını istemek miydi? Önemli biri olarak görülmek mi istiyordum? Kimi kimseler kimsesiz oluyormuş, bunun bir sebebi yok. Yalnız yemeğini yer, yalnız uyuyup, yalnız uyanırlar ve evlerinde çürürlerken bulunurlar. Nasibimiz neyse onu yaşayacağız.

Umarım delirmem bu sessizlikte. Kimsenin ne umurunda ne de düşündeyim. Var olmak için ne kadar savaştıysam o derece yok sayıldım. Bir babam vardı, çok üstüme düşerdi. Onun eriyişine tanık oldum ve onu ebediyete uğurladıktan sonra hiç kapanmayacak bir yaram oluştu. Belli etmemeye çalışıyorum ama çökmüş vaziyetteyim. Hiç kimse olmasa bile babam beni eylerdi. Onun varlığıyla avunurdum. Hiç kimse olmasın ne olur benim babam vardı. Şimdi o da yok. Artık kırk yaşında sayılırım. Alışmam lazım, dayanmam lazım.

Baba benim için üzülme. Biliyorum üzülüyorsun, çünkü yaşarken bazı şeyleri göremiyordun. İnsanların kişiliklerini, düşüncelerini bilmiyordun. Perde şimdi sana kalktığından dolayı her şeyin farkındasın şimdi. Ama üzülme, vaktimi doldurup döneceğim yanına. Var olmaya çalışmayacağım artık, yok sayılmak önemsiz. Hiç aranmadığım günler de olacak. Kaldırmaya çalışacağım bunu.

20.08.2026

Yoksa?


Bir sigara bir küllük hayli duman
İşte budur dönülmez yoldan kalan
Seyret ki geceyi geçmesin zaman
Yoksunluğa mı ağlıyorsun yoksa?

Gidenler ki sende sen bırakmadı
Bilenler ki tende ruh bırakmadı
Görenler ki serde his bırakmadı
Nankörlüğe mi ağlıyorsun yoksa?

Sönecek olanlar yanmayacaktı
Düşecek olanlar kanmayacaktı
Sövecek olanlar sanmayacaktı
Gerçekliğe mi ağlıyorsun yoksa?

Bir fotoğraf, bir kimlik kaldı elde
Bir isim, bir koku kayboldu yelde
Bir kahramandır gömülü gönülde
Evveliyata mı ağlıyorsun yoksa?





19.08.2026

Ahval-i Rûhiyye..



Çok konuşmazdı yazı biçimi yana yatıktı.

Hoşgörüsü diken misali zihnine batıktı

Sigara altlığı biraz zeytin ekmek katıktı

Gitmeden uğurlamıştı bu âlemden kendini.

Y/etkisiz Adam

17.08.2026

Yaşamayı Reddetmek..


Ölmek istemiyorum ama yaşamayı da reddediyorum...

İstesem de öleceğim istemesem de bu bir gerçek. Ancak yaşamamayı seçebilirim. Onlar gibi yaşamam mesela. Haz peşinde koşmam, kendimi beğendirmeye çalışmam, herkesle konuşmam, çalışırım eve gider uyurum ve bunlar birbirini kovalar. Dışarıda manzarayı görmem. Çünkü manzaraya bir kez kapılırsanız, başınıza dert açarsınız. Daha güzel yaşamak uğruna kendinizi boğarsınız. Bir bakmışsınız kıyıdan fersahlarca açılmışsınız. Uçan kuşa borcunuz olmuş, yüzler düşmüş, rahatlar kaçmış. Tahtırevanla sıçmaya gidebilmek için altın spermadan olmanız gerek. Olmadığınız gibi görünmek sizi her anlamda ezecektir. İşte onlardan olmayacağım. Soluk almak güzeldir ancak yaşamak sizi sadece rezalete sürükleyecektir. Ölmek kolay olsaydı kim dururdu buralarda sorarım size. İki dakika nefesini tuttuğunda boğulmak nasıl bir şey anladığını mı sanırsın? Ölüm ağrısı diye bir gerçek var. Bir butona basıp toz olmak gibi bir durum yok. Yaşamamak feragat etmektir. Açık büfeden yararlanmak yerine sadece çorba içmektir.

İnsan doğumunu seçebilmiş midir? İnanmayanlar seçmemiştir derler, inananlar ise kalubelada kabul ettik derler. Geldin ve gideceksin. Sadece kendini saptırma, bu efsunlu zamanlarda haz sarhoşu gezme. Farkındalığı yakaladıysan şu sözü unutma “Mal sahibi, mülk sahibi nerede bunun ilk sahibi?” Dünya bir handır. Handa sonsuza kadar kalamazsınız. Kişiliğimizi kaybetmeden, parayı Tanrı edinmeden, mütevazı yaşamak lazım. Hayatta kalıp da dünyadan nefret etmemiz gerekiyor. Dünyanın cebine koyduğu, elini tutturduğu bütün anahtarlar ve eller yalan.

15.08.2026

Niyedir?


Bu güneş niyedir doğar
Bu insan niyedir kanar
Bu varlık niyedir solar
Hangi sınırdır geçilmez?

Hazzın içinde coşarken
Düşün peşinde koşarken
Günün dününde yaşarken
Hangi seferdir gidilmez?

Sen ki herkese yabancı
Ben ki ömrüme yalancı
Biz ki derinlerde sancı
Hangi gönüldür bilinmez?

Bir andır yolculuk biter
Bir andır sağanak diner
Bir andır yüksekten iter
Hangi kayıptır dirilmez?

Not: 8'li hece ölçüsü kullanılmıştır.





14.08.2026

Anlamak ve Yanılmak..


Bu dünyaya hedonist gözlerle bakanları anlıyorum. Çünkü tek gerçeğin bu dünya olduğunu düşünüyorlar. Cennetin ve cehennemin burada olduğunu sanıyorlar. Buraya gelişlerinin bir nedeninin olmadığına kendilerini inandırmışlar. Güçleri varken, henüz sağlıklılarken hazzını alalım diyorlar. Kendi bakış açılarına göre haklılar. Onlara “Nerede bu yoğurdun bolluğu” diyemezsiniz.

Kendilerini teşhir edenleri, gördükleri hayatlara özenenleri anlıyorum. Bir bakıma oldukları gibi kalsalar yalnız kalacaklarını düşünüyorlar. Aranmak, görülmek, temasta bulunulmak istiyorlar. Eteğin boyu ne kadar kısalırsa gözlerin o denli üzerlerinde olacaklarını biliyorlar. Sonuç olarak görülmek istiyorlar, beğenilmek istiyorlar. Kendilerince haklılar. Onları da anlıyorum. Nihayetinde bu insanları gerek çevre, gerek sosyal medya ve televizyon bu yola itti. Sürekli gördüğün şeyleri inkâr etmek kolay olmasa gerek.

11.08.2026

Beyhude Bekletme Beni..



Üstadım der ya;

Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.


O fütursuzca geçirdiğim yıllardaki halimi mi seviyorum? Yoksa eski halimin sevdiği o kişiyi mi seviyorum hala bilmiyorum. İkisi de olabilir. Birine dönmek mümkün değil, birine ulaşmak artık imkânsız. En büyük savaşları kendimle yapıyorum. Teslim olsam öleceğim, teslim olmasam delireceğim biliyorum. Neden seviyorum sizi? Neden bu kadar özlüyorum? Bilseydim bu kadar değişeceğimi gelir miydim yine bugünlere? Normal değilim ben, normal olmayı o kadar istediğim halde olamadım hiçbir zaman. Bir sinek uçsa nevrimin döndüğü, bir kinayeli sözden feleğimin şaştığı bu adam olmak istemiyordum ki ben!

Öyle bir havayı yaşadım, hem ben geldim, hem de sen. Üstünden yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Sen aynı değilsin, ben aynı değilim. Bir zamanlar düz çizgide giderken iki farklı yola saptık. Belki de ondan sonra birbirimize hep paralel gittik. İşin acısı paralel çizgiler hiçbir zaman kavuşamaz. Yaşanılan o en özel anlar bana demir parmaklıklar olmuş. Hatırladıkça çıkamayacağım o hücreden. Hiçbir şeyi unutmadığım düşünülürse ömrümü daha da ziyan edeceğim demektir bu.

9.08.2026

Sor..


Beni geçip giden yıllara sor
Nasıl eskitmişler anlatsınlar.
Üşütüp titreten kışlara sor
Nasıl eksiltmişler anlatsınlar

Benimdir kasırga ortasında
Benimdir mengene arasında
Benimdir uçurum kıyısında
Yalnızlıklara sor anlatsınlar

Kor bir ateşken küllendiğimi
Sessiz sedasız dertlendiğimi
Sevinçlerden de gizlendiğimi
Mutsuzluklara sor anlatsınlar.

Benimdir bahçelerim çiçeksiz
Benimdir söylemlerim gereksiz
Benimdir düşüşlerim nedensiz
Yorgunluklara sor anlatsınlar

Not: 10'lu hece ölçüsü kullanılmıştır.





2.08.2026

Bir Hayal Kırıklığı Üzerine..


Bugün bir marketteydim, dolanıyordum alınacak bir şey var mıdır diye. O sırada bir baba ve kızını gördüm. Kız bunu da alalım baba, şunu da alalım diyordu. O an çok sevimli geldi gözüme. Bir baba olsaydım nasıl bir baba olurdum birkaç saniyede hayat muhakemesi yaptım. Gerçekten de bir ailemin olmasını, çocuklarımın olmasını isterdim. Bir insanın daha ne beklentisi olabilir ki hayattan? Bir can yetiştiriyorsunuz sıfırdan. Onun iyi, faydalı bir insan olmasına siz katkıda bulunuyorsunuz. Hem de ilk elden. Okulda öğrenemeyeceği hayatın gizli gerçeklerini siz öğretiyorsunuz. Bir dağ gibi siz duruyorsunuz arkasında. Günün birinde düşecek olsa sadece sizin kapınızda kilit olmadığını biliyor.

Hayat işte, bazı şeyler gerçekleşmek zorunda değil. Ne kadar istesen de, beklesen de şartlar müsait olacak değil. Hak Teâlâ eğer cennetine kabul ederse orada gerçekleşir hayallerim. Dünyada bir şeyi başaramadığım düşünülürse cenneti nasıl hak edeceğim o da meçhul ya. Her şeyi çok büyüttüğümden ve dert ettiğimden bu haldeyim. Yarın olmadan yarını niye planlıyorum ki ben? Neden bir lokantaya girmeden yiyeceğim yemeğin lezzetsiz olma ihtimalini düşünüyorum? Bir şiirimin dizesinde dediğim gibi “vesvese içinde öleceğim”

İnsan acelecidir, nankördür, kindardır. Ama bunları uğraşırsa aşabilir. Ben hiç uğraşmadım, nefsin en kolay kandırdığı kişilerden biriyim. Belki bu yüzden olacağı varsa da olmadı çoğu şey. Belki bu yüzden sevdiğim ve sevenim varken kaybettim. Belki bu yüzden yazar olamadım, yeterince çaba sarf etmediğim için olmadı. İstiyorum ama emek vermiyorum. Sistemi değiştiremiyorum. Sistem beni tüketiyor.

Yalnızım ama özgür değilim. Aksi bir neden olmasa bile huzursuzum. Hep bir şey olacak ve ben onu aşamayacağım gibi geliyor. Oysa olanlar olmuş zaten yenileri eklense ne olur. Bundan farkım olmayacak ki. Babam ölmüş ötesi var mı?

Bildiğim tek şey kendime eziyet etmek. Huzuru dünyada bulamayacağım. Belki ölümden sonra da.


1.08.2026

Bir Hayat Daha Gerek..


“Ölümümüzden sonra bir hayat daha gerek bize
Zira ömrümüz umutlanmakla geçti.”


Sadî-i Şîrâzî


İnsanda gözyaşının sınırı yokmuş. Ağlarsın, ağlarsın da kurudum sanırken hala ağlayabildiğini fark edersin. Nereden geliyor bu damlalar diyecek olursan, sen onu bittikçe üretiyorsun kederlerinle. Gerçekleşmeyen ateşe teslim olmuş hayallerini belki bir umut söndürmek için. Hata yapanın bunun bedelini illaki ödemesi gerekir, ödeyecek de. Ama zamanın olduğu yerde gençlik hatalarını yaşlılıkla ödemek büyük hayal kırıklığıdır. Geçmişte yaptığın hatayı gelecekte düzeltemezsin. Olan olmuş, kor demir soğumuştur. Hata yaptığın haline dönemezsin. Çünkü an geçmiştir, durduramadın, durduramazsın.

Yaşadığın hayatı bir daha bulamayacaksın. Ne kadar farkındasın bunun? Şuan bu yazıyı okuyorsun ya geçiyor zaman. Sabah ve akşam birbirini kovalıyor. Saçların azalıyor, azalanlar beyazlıyor. Pişmanlıkla öleceksin değerli dostum. Her insan gibi pişman olarak öleceğiz. Nedenleri farklı olacak belki ancak o his aynı olacak. O zaman küçüleceksin ne kadar büyük bir değer olsan da. O zaman var oluşunu sorgulayacaksın.

31.07.2026

Bitmişe Üzülen Virgül Gibi..


Dışında mıydım çemberin
Yalnızca bu muydu derdim?
Geçenler geçmişler engeli
Bir ben mi takılıp düşerdim

Ah düşmeden sermest olsam
Ah yürümeden fecre varsam
Ne olurdu ki kollarında uyansam
Bitmişe üzülen virgül gibiyim

Hüzün özleyerek dinmiyor, dinse
Vakit bekleyerek geçmiyor, geçse
Ömür dinleyerek bitmiyor, bitse
İmbat olur sonsuza eserdim.

Ah gezmeden seyyah olsam
Ah görmeden aslı bulsam
Ne olurdu ki rüyalarında kalsam
Sele direnen köz gibiyim.





26.07.2026

Üşüyorum..

On beş dakika önce benim için büyük anlamlar taşıyan artık faal olmayıp eski web sitesi müze haline getirilmiş garaj.org'dan hesabımı sildim. Neden benim için anlamlıydı onu anlatacağım şimdi.

Bu siteye 2006 yılının Nisan ayında kaydolmuştum. Ateşi başında bir ergendim zira 17 yaşındaydım. Liseye gidiyordum düşünün. Akşamları ve hafta sonları bu sitede yazmaktan başka bir şey yapmıyordum. Hayatıma o kadar kişi girdi ki bu site sayesinde sayamam. Kaç tane kız arkadaşım, dostum, düşmanım oldu tahmin bile edemiyorum. 

Millete laf yetiştirme, müzik kültürü edinme, aktivitelerde bulunma. Bu sitede hayatımın en sosyal günlerini geçirdim. Bir kimliğim oldu, bir rumuzla büyük boyutlarda bir çevrem oldu. Buluştuk, konuştuk, planlar yaptık. İki kere siteden atıldım fevri çıkışlarım yüzünden. İkisinde de site sahibine bir açıklama yazıp tekrar alındım. Kaç kere ban yedim, yorum yazamadım. Kaç kez küfür yedim, kaç kez aşk mesajı aldım. Hepsi eskide kaldı. Aşklar, dostluklar, arkadaşlıklar, düşmanlıklar hepsi mazide kaldı. Garaj 10 yıldan fazladır ölü bir siteydi. Tanıdığım herkes terk etmişti burayı. 

Giderler..


Önce gençlik gider, sonra heves, sonra çevrendeki insanlar gider, baban gider, annen gider. Ne kalır derseniz sadece inanç kalır diyebiliriz. Hayatı tamamen öğrendiğinde kimseden bir fayda çıkmayacağını anlamışsındır. Tekil bir yaşamdır bu, bacağından asılacak o koyun sensin. Kimseden bir şey bekleme, senin bir tane baban vardı. O da öldü. 

Allah nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz diye bir deyiş vardır. Benim sadece iki hayalim vardı, beni sadece ben olduğum için sevecek bir eş ve bir de ucundan yazar kabul edilmek isterdim. Kırk yaşına ramak kalmışken hiçbiri gerçekleşmedi. Belki eşi aramadım hiç, ama yazmadığım bir gün bile olmadı. Hayırlısı demek lazım. Sonuçta her şey tıkırında gitmek zorunda değil. 

Tilkilerin, çakalların, sırtlanların dünyası burası. Suyu bile tetikte içeceksin. Birine güvendin diyelim, kandırılacağın günü bekleyeceksin. Her gün ayrı bir macera, belki bu yüzden sıra dışı. Tek oyunculu rpg oyunlarından daha yüksek bütçeli bir oyundur hayat. Burada öldüğünde yeniden başlayamayacaksın. 

24.07.2026

Uyum ve Ödün..


Her yere uyum sağlayamam ben. Çünkü bir kişi her yere uyum sağlayabiliyorsa kişiliğinden ödün veriyor demektir.

Alışmak ayrı, uyum sağlamak ayrı. Her şeye alışırsın da onlardanmış gibi gözükemezsin. Zira onlardan değilsin. Altın gümüşe uyum sağlayabilir mi? Kurt köpeğe uyum sağlayabilir mi? Var oluşumuzu gölgelemeyecek ortamlarda bulunmamız gerekiyor. Kendinden ne kadar ödün verirsen her sabana koştururlar seni. Sen öküz müsün? Hayır insansın, insanı küçültmeyecek şartlarla var olmalısın. Ama vahşi kapitalizmde saati yüz liraya emekçileri parmaklarında oynatıyorlar. Senin kafan dalavereye üçkâğıda çalışıyor diye ben neden senin emrinde olayım? Ben bilmiyor muyum harama bulaşıp büyümeyi? Ben bilmiyor muyum bir sistem kurup milleti kerizlemeyi? Ama yapmıyorum çünkü bende vicdan var. Önce rahat uyuyamam sonra da hesabını veremem yaparsam. Ama sizin gibi doymak bilmeyen hıyarağaları yapar. Ben en azından bu hesaptan geçeceğim sen nasıl vereceksin hesabını onu düşün!

19.07.2026

Kaybedilirken..


Ağladın kimse duymadı
Düştün seyrettiler
Dünya döndü, hiç durmadı
Kadere biçare terk edilirken

Yalnız doğup da yalnız gittin
Sevip, aldatılıp zehri içtin
Hakikati ne zaman seçtin
Yaka paça derdest edilirken

Güneşe perde çekip sakladılar
Yalana doğru deyip pakladılar
Eğriye övgü dizip akladılar
Umudun zerresi de kaybedilirken.





17.07.2026

Sonlar Sessiz Olurmuş..


Gürül gürül akan o nehir gibi hayatımız yok artık. Bir köşede mahzun kaldık. Hayat talaşlarla süpürdü bizi. Beklentiler azalıp çoğunlukla bittiler. 36 yaşında kendi mezarına toprak atmaya başladın. Neydi olmayan? Neydi olduramadığın? Hiçbir cevap karşılamıyor bu soruları. Bir aile istedin ama yeterince istedin mi? Yoksa sadece bu isteğin gerçekleşmesi için lambadan çıkacak cini mi bekledin? Bu isteğin doğrultusunda bir girişimin oldu mu? 

Hayat cesurları seviyor arkadaşlar. Zekileri de sevmiyor. Bir şeye yeltenmen lazım kazanabilmen için. Riske etmen lazım. Kaybedecek şeylerin olmalı ki büyük kazanabilesin. Sen ise bir köşede rahat koltuğunda oturarak planlamaya çalışıyorsun. Öyle planlar hiçbir zaman tutmayacak. Sahaya inip kendini göstermen gerekiyor. Sorumluluk alman gerekiyor, sen ise sadece kaçıyorsun. Dolayısıyla hayat da senden kaçıyor. 

Bu yaşıma kadar hep bazı şeyler gökten zembille inercesine olacak sanırdım. Biri benim kapımı çalacak ve hayatım değişecek diye düşünürdüm. Onlar masallarda oluyormuş. Çocukluğun alemi yok. Hayatını düzene sokamaman sadece kendi yüzünden. Derler ya emek olmadan yemek olmaz diye. Bu hayatı çözmüşlerin lafıdır bu. 

9.07.2026

Mücbir Hal..


Bir nefes ferahlasam, derdimi arz eylesem,
Sövmeden sükûn bulup gönlümü pak eylesem.
Lâkin kelâm dahi sükûtun zincirindedir
Ve susmak, en büyük ihanettir zannedersem.

Cepler tamtakırken cigaradır kayıntı
Âdemoğlunun başından eksik olmaz sıkıntı
Çok mu ayna kırıldı bu bedbahtlık nedir
Şehir sukuta varmış ya, mücbir haldendir.

Aşkın peşinden koşmayana maşuk mu denirmiş
Beş kıta gezmeyene seyyah mı denirmiş
Hükümde ne yazar kim yorulmuş kim delirmiş
Bizi sadece nefret bitirmiş, kemirmiş.





8.07.2026

O Adam..


Vefatına bir ay kala akşam çökerken gördüm onu.
Eve hiçbir zaman ekmeksiz gelmeyen adam
Yine fırından çıkıyordu.
Gözleri seçemiyordu karanlık bastırmışken.
Ağır adımlarla sallanarak yürüyordu
En hafif rüzgârda yıkılacak gibiydi
Belki de kaybolacakken buldum onu.
Koluna girdim, içimden ağladım
Yıllara meydan okuyan o adam ümidini kesmişti artık
Gözlerinde sadece hüzün vardı.
Biraz daha yaşamak istiyordu.
Bu melun şehirden kurtulacak kadar.
Tanıdığı herkeste izi olan o adam
Benim babamdı.

27.06.2026

Dümdüz Sövüyorum..



Yaşamak istemiyorum…

Durum bu kadar net aslında. Başka söze de gerek yok. Bu iğrenç insanların arasında dolanmak istemiyorum. Menfaatlerinin köpeği olmuş her biri. Ulan ölüp, kurda çıyana yem olacağız. Ama bu orospular ve çocukları her yere dehşet saçmaya bayılıyor. Ne değer verdiniz siktiğimin hayatına ya hu? Ne değer verdiniz yarak gibi kişiliğinize? Siktirin alın kıçınıza sokun bu dünyayı. Eminim değer verdiğiniz materyalleri de götünüzün içinde ahirete götürürsünüz.

Kadınlar desen ilgi manyağı, erkekler desen paranın iti. Amaç ne derseniz. Amaç caka satmak. Kimi davul gibi gerdirdiği yüzüyle biraz beğeni almak, kimi bir arabanın önünde poz kesip kendini metaya satan karılara şekil göstermenin derdinde.

Düzen yok sıçtığımın dünyasında. Geçen altın bir bileziği büküp çayını karıştıran yarak kafalı bir kuyumcu görmüştüm. Hacı diye geçinenlerden. E be orospunun evladı memleket bir dilim ekmeğe muhtaç insanlardan geçilmiyor. O altını alabilmek için götünden soluyor insanlar. Sen mi Müslümansın?

Yanalım oğlum cehennemde eriyip eriyip yanalım. Cennetten boşuna kovulmamışız. Bu kadar şekilci, kendini dev aynasında gören başka bir canlı var mıdır? Şeytanın mesai yapmasına gerek bile yok. Şeytan devirmiş götünü yatıyordur. Yoldan çıkmaya biz meyilliyiz. Bir başkasının hakkına girmeye, şatafatın kölesi olmaya biz meraklıyız.

Allah bizim belamızı vermiş insan olarak var ederek. Keşke bir taş olsaydım, en azından cehenneme gitmezdim.

21.06.2026

Babalar Günü..

"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam.."

Bulamam be azizim bulamam. İlk defa babama bir hediye bakamadım bu babalar gününde. Çünkü babamı 6 ay önce kaybettik. Kabrine gittim susuz toprağına su döktüm. Biraz ağladım biraz dertleştim onunla. Burada biraz anlattım babamı o mağrur bir dağ gibiydi, ama kalbinin yumuşaklığını gizleyemezdi. Yufka yürekliydi yani. Önce biraz sinirlenir sonra pamuk gibi olurdu. Babam benim kahramanımdı olmak istediğim insandı. Şimdi yok işte. Şanslı bu bakımdan çocuklarından önce vefat etti. 

Babamla maçlar izlerdik, oyunlar oynardık. Yüz göz olmazdı benle ama damarımı da bilirdi. Bana keyfi yerindeyken hep bok herif derdi. Benim de bu seslenişi çok hoşuma giderdi. Beni sevdiğini anlardım bu lafından. 

Beynine kanserin metastaz yaptığını öğrendiğimiz zamanlarda çok durgundu babam. Bir keresinde balık almaya gitmişti tek başına. Gözleri görmemeye başlamıştı. Akşam kararırken beni bir telaş aldı ve onu aramaya çıktım. Fırından çıkarken gördüm onu, deryanın ortasında sandallaydı sanki. Onu bulamasam kaybolacak gibiydi. Öyle üzülmüştüm ki bu duruma. Her dışarı çıkışında yanından ayrılmayacaktım artık. 

20.06.2026

Neçe..


Geldim, gördüm de yenemedim ahali
Ne Golyat’a David’im, ne Emevi’ye Ali.
Faleze açılan bir yolumdur tali
Sonum neçe olacaktır bilmem.

Gördüm, duydum da sustum ahali.
Ben de o dilsiz iblislerdendim.
Ve suya muhtaca çöllerdendim
Sonum neçe olacaktır bilmem.





5.06.2026

Soranlara İyiyim..


Şehrin ara sokaklarında turlayıp
Meydanlara çıkmayan biriyim ben
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden

Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden

Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..




1.06.2026

Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..


Siyaset, ulusların ayakta kalabilmesi, geleceklerini inşa edebilmesi için her kesimden görüşün katılabildiği bir araçtır. Demokrasilerde büyük bir gereklilik olduğunu kimse yadsıyamaz. Ben bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’deki siyaset kavramından bahsedeceğim.

Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.

İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.

Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.

22.05.2026

Kör Kuyu..

Ben Yusuf değilim ki kör kuyudan çıkabileyim.

Benim kaderim yalnızlık ve kimsesizliktir. Kimseye bir zararım dokunmamasına rağmen hayat beni cezalandırmaya devam ediyor. İmtihan diyebilirsiniz ama ne kadar dayanabilirim bu imtihana o önemli. Rus romanlarındaki mujikler gibiyim. Sersefil bir gecekonduda yaşıyorum. Tek yataklı bir pansiyon köşesinde bitecek bu ömür belki.

Nereden nereye demek lazım. Zaman durmadı hiç. Beni yıpratıp eskitti, hastane koridorlarında süründürttü. Bir daha dönmem oralara. Sadece şunu anlayamıyorum. Bir insan her yolu deneyip nasıl bu kadar başarısız olabilir? Her yolu denedim gerçekten. Oldurmak için çok uğraştım. Sonuçta vazgeçiyorum. Benim klasmanım bu noktaymış. Belki daha da düşerim ama artık çıkamam.

18.05.2026

İnsanlık Hali..


İnsanlık hali bir yıkıntı mı bu
Kim dozerlerle girip dümdüz etti beni.
Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.

Umutla güneşi doğurup
Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum
El veren yok, ışık tutan yok
Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi
Anlam da yok, derman da yok.

Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan
Nefessizlik miras kaldı bana.
Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime
Kalamıyorum bu şehirde
Adımlarım denizde son buluyor.

Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden
Başlanır mı yeniden?
Ya ucundaysak uçurumun
Ya sonundaysak yolun.
Başlanır mı yeniden?





11.05.2026

Vardım..


Var olmak sadece cismen dünyada bulunmak mıdır?

Bence değil. Ben şu an burada değilim. Belki cismen buradayım bir hacim kaplıyorum ama ruhum burada değil. Bir zamanlar vardım. Şimdi yokum. Her insanın çektiği sıkıntılardan biridir var olamamak.

2008’den beri yarımdım. Hiçbir ilişkiye başlamadım o günden sonra. Sessizce kefaretimi çektim. Sırtımdaki küfeler azar azar çoğaldı. Tek tesellim beni anlayan bir insanın yani babamın hayatımda olmasıydı. Her koşulda destekliyordu beni. Yalnızlık çekmiyordum. Babamın vefatıyla darmaduman oldum. Yarımdım ve hiç oldum. Var olmayan ve yok olmanın hayaliyle yanıp tutuşan biri oldum.

Çok katı düşüncelerim var. Eski kafalı bir adamım ben. Ataerkil düzeni savunurum. Babalar bana göre annelerden daha değerlidir. Tabi görevini layıkıyla uygulayan evine bakabilen, çocuklarını yetiştirebilenler için söylüyorum bunu. Takıntılarım var. Cebimdeki son parayı isteyen olursa ona veren bir adamım ben. Ama kimse cebindeki son parayı bu zamana kadar bana vermedi. Gerçi ben de istemedim. İsteseydim vermezlerdi yani. Dünyaya ayak uyduramıyorum. O beni ezip geçti her defasında.

3.05.2026

Oyun Değil..


İnsanların arasında insana hasret bir yaşam... 

Meselenin en kısa ve öz halidir bu. İnsanda insanı duygular kalmadığından ona hasret yaşıyorsun. Merhamet, vicdan, hoşgörü, samimiyet, masumiyet bu duyguların hepsini bulunduğumuz yüzyıl sildi süpürdü. Geriye aşağılık, adi duygular kaldı. Nefret, haset, kibir gibi.

Güvenebileceğiniz kimse kalmadı. Arkanızı sadece duvara yaslayabilirsiniz. Övünün bununla. Bu noktaya getirdiğiniz acımasız, çirkin dünyayla övünün. Çünkü hak ettiniz. Sadece bir nesilde çürüttünüz insanlığı. Artık geriye dönüş yok.

Nasıl hayatta kalacağız biz? Kim bizi dinleyecek, kime derdimizi anlatacağız. Artık herkes dinlemeden yargılayıp kalemimizi kırarken ne bekleyebiliriz bu hayattan?

30.04.2026

Böyle Olur Muydu Sonu?


Neden bu kadar kötüleştiğimi biliyorum.

İçimdeki yaralar kabuk bağlamadan devam ettiğimden. Gönül ağrımı ne kadar acıtırsa acıtsın görmezden geldiğimden. Geçer diye düşündüğümden. Oysa geçmeyecek bunu öngörmeliydim. O gün arkama bakmalı ve koşmalıydım. Erkeklik arkaya bakmamaktan ibaret değilmiş.

Sevgi, sadakat, hoşgörü bu kadar basit değilmiş. Şimdi kimi seveceğim ben? Manavda satılır mı sevgi? Yaralarım hala ilk günkü gibi sızlarken kimseyi sevemem ki. İşin gerçeği o da bana dönemez. Araya neredeyse 20 yıl girmiş. Eskimişiz, nasırlaşmışız. Sistemin iyice kulu kölesi olmuşuz. Ben bir gece yarısı otobüse binip öğleyin orada olabilir miyim şimdi? Masumiyetimizi bulabilir miyiz yine?

İki akıl hastanesi deneyimi, iki şiir kitabı, bir roman bu kadarmış hayatım. Daha fazla da ileriye gidemiyorum. Ben hep terk edildiğim yerdeyim. Pişmanlığım beni sarmaşıklar gibi sarmış. O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı deyip duruyorum. Geçmişi değiştirmek için eski lambalardan medet umuyorum. Bir dilek hakkım olsa 2008 yılına geri dönmekten başka bir şey istemiyorum zira.

25.04.2026

Hesap Vakti..


Dönmeye vakit de yok hal de yok..

Çünkü dönmek için kendini yenebilmen gerekli. Biz kendimize yenilmeyi doğuştan seçmişiz. Var olmak acıtıyor en çok. Varlığımız bize zarar veriyor. Bir şeyleri planlamak ve o planların hiçbir zaman tutmayacak olması. Bu kadar değişken varken neyde tutunabiliriz ki. Yarının garanti olmaması ama hala yaşama hevesimizin olması. Ölüm neden bu kadar zordur? Bir tuşa basıp da kapatamıyor muyuz kendimizi?

Neden gerçekliğin bu çıplaklığına dayanamıyoruz? Dünyaya hazırlıksız geldiğimiz bu bariz ortamda. Neden alışamıyoruz halen? Gemisini yürütene kaptan deniyor. O gemiyi suda yüzdürmek sadece iyi niyetle mi mümkündür? İnsanın kaderi var oluşsal yalnızlığını reddetmekle çamura saplanır. İnsan her daim yalnız olduğunu ve hep yalnız kalacağını kabullenmelidir. Ben de dahil çoğu insan bunu kabullenemiyoruz. Hep yanımızda birileri olacak hatta beraber göçeceğiz bu alemden diye düşünüyoruz. Oysa yalnız gelmedik mi? Yapayalnız geldik buralara. 

“Bir düşmeye gör acıyan olmaz. Halin nedir diye soranın olmaz.” Dimdik yaşamak çok yorar insanı. Bazen durup soluklanmak istersin de olmaz işte. Sürekli tetikte düşmemek için çabalamanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilirsiniz. Düşmemek için uğraşırsın ama eninde sonunda düşüyorsun. Sadece süre biraz uzuyor. 

23.04.2026

Aynalar Değişsin..



Biz değişmeyiz artık
Aynalar değişsin.
Onlar bizi kandırsın
Ve umut adı verilmiş yalanlara inandırsın.

Değişim durağını yüzyıl önce geçmişiz
Şu anki halimize evrilmişiz
Bata çıka bu çamur deryasında
Sadece kendimizi eskitmişiz

Hükmümüz yoktur şimdi bulunsak
Evvel zamanın bir kayıp düşündeyken

Her şeyin ortasında hiçmişiz
Kalabalığın yuttuğu gölgeymişiz
Ve ölmeden unutulanların şehrindeymişiz

Kaderimiz bizim seçimimizmiş
Ona zincirli olmak ise nefretimizmiş.