Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

21.06.2026

Babalar Günü..

"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam.."

Bulamam be azizim bulamam. İlk defa babama bir hediye bakamadım bu babalar gününde. Çünkü babamı 6 ay önce kaybettik. Kabrine gittim susuz toprağına su döktüm. Biraz ağladım biraz dertleştim onunla. Burada biraz anlattım babamı o mağrur bir dağ gibiydi, ama kalbinin yumuşaklığını gizleyemezdi. Yufka yürekliydi yani. Önce biraz sinirlenir sonra pamuk gibi olurdu. Babam benim kahramanımdı olmak istediğim insandı. Şimdi yok işte. Şanslı bu bakımdan çocuklarından önce vefat etti. 

Babamla maçlar izlerdik, oyunlar oynardık. Yüz göz olmazdı benle ama damarımı da bilirdi. Bana keyfi yerindeyken hep bok herif derdi. Benim de bu seslenişi çok hoşuma giderdi. Beni sevdiğini anlardım bu lafından. 

Beynine kanserin metastaz yaptığını öğrendiğimiz zamanlarda çok durgundu babam. Bir keresinde balık almaya gitmişti tek başına. Gözleri görmemeye başlamıştı. Akşam kararırken beni bir telaş aldı ve onu aramaya çıktım. Fırından çıkarken gördüm onu, deryanın ortasında sandallaydı sanki. Onu bulamasam kaybolacak gibiydi. Öyle üzülmüştüm ki bu duruma. Her dışarı çıkışında yanından ayrılmayacaktım artık. 

20.06.2026

Neçe..


Geldim, gördüm de yenemedim ahali
Ne Golyat’a David’im, ne Emevi’ye Ali.
Faleze açılan bir yolumdur tali
Sonum neçe olacaktır bilmem.

Gördüm, duydum da sustum ahali.
Ben de o dilsiz iblislerdendim.
Ve suya muhtaca çöllerdendim
Sonum neçe olacaktır bilmem.





5.06.2026

Soranlara İyiyim..


Şehrin ara sokaklarında turlayıp
Meydanlara çıkmayan biriyim ben
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden

Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden

Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..




1.06.2026

Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..


Siyaset, ulusların ayakta kalabilmesi, geleceklerini inşa edebilmesi için her kesimden görüşün katılabildiği bir araçtır. Demokrasilerde büyük bir gereklilik olduğunu kimse yadsıyamaz. Ben bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’deki siyaset kavramından bahsedeceğim.

Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.

İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.

Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.

22.05.2026

Kör Kuyu..

Ben Yusuf değilim ki kör kuyudan çıkabileyim.

Benim kaderim yalnızlık ve kimsesizliktir. Kimseye bir zararım dokunmamasına rağmen hayat beni cezalandırmaya devam ediyor. İmtihan diyebilirsiniz ama ne kadar dayanabilirim bu imtihana o önemli. Rus romanlarındaki mujikler gibiyim. Sersefil bir gecekonduda yaşıyorum. Tek yataklı bir pansiyon köşesinde bitecek bu ömür belki.

Nereden nereye demek lazım. Zaman durmadı hiç. Beni yıpratıp eskitti, hastane koridorlarında süründürttü. Bir daha dönmem oralara. Sadece şunu anlayamıyorum. Bir insan her yolu deneyip nasıl bu kadar başarısız olabilir? Her yolu denedim gerçekten. Oldurmak için çok uğraştım. Sonuçta vazgeçiyorum. Benim klasmanım bu noktaymış. Belki daha da düşerim ama artık çıkamam.

18.05.2026

İnsanlık Hali..


İnsanlık hali bir yıkıntı mı bu
Kim dozerlerle girip dümdüz etti beni.
Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.

Umutla güneşi doğurup
Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum
El veren yok, ışık tutan yok
Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi
Anlam da yok, derman da yok.

Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan
Nefessizlik miras kaldı bana.
Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime
Kalamıyorum bu şehirde
Adımlarım denizde son buluyor.

Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden
Başlanır mı yeniden?
Ya ucundaysak uçurumun
Ya sonundaysak yolun.
Başlanır mı yeniden?





12.05.2026

148. Gün..

Bugün 148. gün.

Yokluğun beni yaşayan bir ceset yaptı baba. Beynim patlayacak gibi, seni düşünmediğim bir an bile yok. Hep güzel anlarımız geliyor aklıma. Defalarca rüyama girdin bu süreçte. Yanına mı çağırıyorsun beni babacığım? Öyleyse al beni yanına. Hayat beni mahvediyor, anlamsızlığın içinde boğuyor. Bana tembel diyorlar da kolayına kaçıyorlar işin. Ben bir anlam bulsam hayat karşımda duramaz. Sokakta da olsun yaşarım. Ama ne için bütün bunlar? Yani kim beni arıyor annem ve teyzemden başka? Onlar da akıl verip, nutuk çekiyorlar. Herkes kendi teranesinde ve kendi derdindeyken benim dertlerimi sırtlamama kim yardım edebilir ki?

Hastalığının teşhisinden 2 ay önce spora yazılmıştım hatırlarsan. 1 yıllık taahhüt verdiğim halde 1 kere gidebildim. Senin hastalığını öğrendikten sonra gideceğim varsa da kalmadı ve iptal etmek istedim. Sen hasta değilsin sonuçta, bu geçerli bir sebep değil dediler. Sonra beni mahkemeye vermişler 4000 lira için. Bunu duyunca hemen nasıl işi çözmüştün hasta halinle. Benim için neler çektin böyle? Ayaklarını 10 yıl boyunca öpsem ödeyebilir miyim sana olan borcumu? Hayır ödeyemem. Benden adam olmayacak baba. Babası ölen ilk kişi değilim ben. Ama kıyamet kopmuş gibi hissediyorum yaklaşık 5 aydır.

Aklıma geldiğinde gözlerim yaşarıyor. Sokakta neredeyse uluorta ağlayacağım. Defalarca yazmıştım bu günleri. Ben senin yokluğuna asla alışamam. Arkamdaki koca dağ kaybolmuş nasıl alışayım? O çok sevdiğin Yahudi ortaklarının da gerçek yüzlerini görmüşsündür. Perde kalkmıştır artık senden. Ölmen için dualar etmişlerdir o dükkâna konabilmek için. Hani derdin ya onlar sana yokluğumda yardımcı olurlar diye. Ne safsın. Sen hayattayken sana karşı maske takıyorlardı, sen yokken biz maskesiz görüyorduk onları. Seni öyle bir etki altına almışlar ki onları iyi insanlar sanmıştın. Ne yazık ki durum böyle. Onlardan kimseye fayda gelmez.

11.05.2026

Vardım..


Var olmak sadece cismen dünyada bulunmak mıdır?

Bence değil. Ben şu an burada değilim. Belki cismen buradayım bir hacim kaplıyorum ama ruhum burada değil. Bir zamanlar vardım. Şimdi yokum. Her insanın çektiği sıkıntılardan biridir var olamamak.

2008’den beri yarımdım. Hiçbir ilişkiye başlamadım o günden sonra. Sessizce kefaretimi çektim. Sırtımdaki küfeler azar azar çoğaldı. Tek tesellim beni anlayan bir insanın yani babamın hayatımda olmasıydı. Her koşulda destekliyordu beni. Yalnızlık çekmiyordum. Babamın vefatıyla darmaduman oldum. Yarımdım ve hiç oldum. Var olmayan ve yok olmanın hayaliyle yanıp tutuşan biri oldum.

Çok katı düşüncelerim var. Eski kafalı bir adamım ben. Ataerkil düzeni savunurum. Babalar bana göre annelerden daha değerlidir. Tabi görevini layıkıyla uygulayan evine bakabilen, çocuklarını yetiştirebilenler için söylüyorum bunu. Takıntılarım var. Cebimdeki son parayı isteyen olursa ona veren bir adamım ben. Ama kimse cebindeki son parayı bu zamana kadar bana vermedi. Gerçi ben de istemedim. İsteseydim vermezlerdi yani. Dünyaya ayak uyduramıyorum. O beni ezip geçti her defasında.

3.05.2026

Oyun Değil..


İnsanların arasında insana hasret bir yaşam... 

Meselenin en kısa ve öz halidir bu. İnsanda insanı duygular kalmadığından ona hasret yaşıyorsun. Merhamet, vicdan, hoşgörü, samimiyet, masumiyet bu duyguların hepsini bulunduğumuz yüzyıl sildi süpürdü. Geriye aşağılık, adi duygular kaldı. Nefret, haset, kibir gibi.

Güvenebileceğiniz kimse kalmadı. Arkanızı sadece duvara yaslayabilirsiniz. Övünün bununla. Bu noktaya getirdiğiniz acımasız, çirkin dünyayla övünün. Çünkü hak ettiniz. Sadece bir nesilde çürüttünüz insanlığı. Artık geriye dönüş yok.

Nasıl hayatta kalacağız biz? Kim bizi dinleyecek, kime derdimizi anlatacağız. Artık herkes dinlemeden yargılayıp kalemimizi kırarken ne bekleyebiliriz bu hayattan?

30.04.2026

Böyle Olur Muydu Sonu?


Neden bu kadar kötüleştiğimi biliyorum.

İçimdeki yaralar kabuk bağlamadan devam ettiğimden. Gönül ağrımı ne kadar acıtırsa acıtsın görmezden geldiğimden. Geçer diye düşündüğümden. Oysa geçmeyecek bunu öngörmeliydim. O gün arkama bakmalı ve koşmalıydım. Erkeklik arkaya bakmamaktan ibaret değilmiş.

Sevgi, sadakat, hoşgörü bu kadar basit değilmiş. Şimdi kimi seveceğim ben? Manavda satılır mı sevgi? Yaralarım hala ilk günkü gibi sızlarken kimseyi sevemem ki. İşin gerçeği o da bana dönemez. Araya neredeyse 20 yıl girmiş. Eskimişiz, nasırlaşmışız. Sistemin iyice kulu kölesi olmuşuz. Ben bir gece yarısı otobüse binip öğleyin orada olabilir miyim şimdi? Masumiyetimizi bulabilir miyiz yine?

İki akıl hastanesi deneyimi, iki şiir kitabı, bir roman bu kadarmış hayatım. Daha fazla da ileriye gidemiyorum. Ben hep terk edildiğim yerdeyim. Pişmanlığım beni sarmaşıklar gibi sarmış. O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı deyip duruyorum. Geçmişi değiştirmek için eski lambalardan medet umuyorum. Bir dilek hakkım olsa 2008 yılına geri dönmekten başka bir şey istemiyorum zira.

25.04.2026

Hesap Vakti..


Dönmeye vakit de yok hal de yok..

Çünkü dönmek için kendini yenebilmen gerekli. Biz kendimize yenilmeyi doğuştan seçmişiz. Var olmak acıtıyor en çok. Varlığımız bize zarar veriyor. Bir şeyleri planlamak ve o planların hiçbir zaman tutmayacak olması. Bu kadar değişken varken neyde tutunabiliriz ki. Yarının garanti olmaması ama hala yaşama hevesimizin olması. Ölüm neden bu kadar zordur? Bir tuşa basıp da kapatamıyor muyuz kendimizi?

Neden gerçekliğin bu çıplaklığına dayanamıyoruz? Dünyaya hazırlıksız geldiğimiz bu bariz ortamda. Neden alışamıyoruz halen? Gemisini yürütene kaptan deniyor. O gemiyi suda yüzdürmek sadece iyi niyetle mi mümkündür? İnsanın kaderi var oluşsal yalnızlığını reddetmekle çamura saplanır. İnsan her daim yalnız olduğunu ve hep yalnız kalacağını kabullenmelidir. Ben de dahil çoğu insan bunu kabullenemiyoruz. Hep yanımızda birileri olacak hatta beraber göçeceğiz bu alemden diye düşünüyoruz. Oysa yalnız gelmedik mi? Yapayalnız geldik buralara. 

“Bir düşmeye gör acıyan olmaz. Halin nedir diye soranın olmaz.” Dimdik yaşamak çok yorar insanı. Bazen durup soluklanmak istersin de olmaz işte. Sürekli tetikte düşmemek için çabalamanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilirsiniz. Düşmemek için uğraşırsın ama eninde sonunda düşüyorsun. Sadece süre biraz uzuyor. 

23.04.2026

Aynalar Değişsin..



Biz değişmeyiz artık
Aynalar değişsin.
Onlar bizi kandırsın
Ve umut adı verilmiş yalanlara inandırsın.

Değişim durağını yüzyıl önce geçmişiz
Şu anki halimize evrilmişiz
Bata çıka bu çamur deryasında
Sadece kendimizi eskitmişiz

Hükmümüz yoktur şimdi bulunsak
Evvel zamanın bir kayıp düşündeyken

Her şeyin ortasında hiçmişiz
Kalabalığın yuttuğu gölgeymişiz
Ve ölmeden unutulanların şehrindeymişiz

Kaderimiz bizim seçimimizmiş
Ona zincirli olmak ise nefretimizmiş.





17.04.2026

Gece..



Ey gece
Hıçkırarak ağlayışlarımı senin sırdaşlığına saklıyorum.
İntihar teşebbüslerimi sakladığın gibi sus.
Ve titreyen benliğimi ört
Gün ışığına teslim etme
Esrarında efkar bulayım dinle..

Ey gece
Uykudan geçtim senle
Kirli uyanışlarımı terk ettim.
Düş masallarındansa feragat ettim
Sar beni evladın gibi
Yalnızlığımı gölgele.

Ey göğün siyah perdesi
Bu acının kaçıncı kertesi
Umutlarımı yangınmışçasına söndür.
Zincirle beni gerçeğin paslı demirlerine
Affetme aşkımı sahte güneşlerime.





11.04.2026

Planlar..


Hayatını harcayanlar neden bu kadar çoktur?

Deneme yanılma ile geçen bu ömürde insan çoğunlukla hataya kapılacaktır ve o kandırıla kandırıla büyüyecektir. Kayda değer bir aşamaya gelebilmek için olgunlaşmak gerekiyor. Sıfırdan başlıyorsan hata yapmak o kadar kolaydır ki.

Şu bir gerçek ki arzularımızın esiri olmuşuz her birimiz. Bu kimi için maddiyat, kimi için şehvet, kimi için ikisidir. Heyecan arayan insan düşebileceği çukurlara aldırmaz. Sonlardan ziyade başlangıçlara önem verir. Nasıl başladıysa öyle biteceğini zannetmektedir. Peki, bu böyle midir? Oysa hiçbir şey başladığı gibi bitmek zorunda değildir. O yüzden boşlukta ne yapacağını bilemezsin. Bir saniye sonrasının belirsizliği vardır ya önemli olan nokta işte odur. Planlarını yapıp Tanrıyı güldürürsün.

Planlarını geniş çerçeveye yaymamak gerekli. O kadar fazla değişken vardır ki hepsini hesaba katmak mümkün değildir. Hayal kırıklığına uğramamak için kısa vadeli planlar yapmalıdır insan. Aylık bile değil belki haftalık planlar yapmalıdır.

6.04.2026

Nefis..


Çok şey istemedin mi ey nefis
Mümkün olana düşman
İmkansıza hayran etmedin mi?

Ömre zulüm ekmedin mi
Başı bıçağa vermedin mi
Önce kandırıp sonra inkâr etmedin mi

Uçuruma esmedin mi
Tutunacak dal bulamazken

Ey var oluşumun gölgesi
Yok oluşuma meyil vermedin mi?
Susuzluğuma tuz basmadın mı
Önümde nehirler akarken

Hayal ettirdin, ümitlendirdin.
Kimsesiz ücra bir kafeste
Deli etmedin mi beni ey nefis
Delirtmedin mi...





3.04.2026

Kaybedişlerimi..


Bir gün kazansam unutur muyum kaybedişlerimi?

Bu cümle 5 yıl önce yazdığım şiirin bir mısrası. Ne kadar zaman geçmesi gerekiyor artık kazanmak için. Bu sözü ne zaman test edebileceğim? İmkansız gibi görünüyor.

Kötülerin kazanması için iyilerin hep kaybetmesi gerek. Çünkü kötü kaybetti mi yıkılır, biter gider. Ama iyi kazandı mı kaybetmeye alışkın olduğundan nasıl sevineceğini bilemez bile. Bir küçük olasılık bile mümkün değil o yüzden. Bize elden hepyek elden sinek ikili veriyorlar. Kazara bile kazanamıyoruz.

Gökyüzüne bakıp dalıp gidiyoruz. Aşağıdan yukarıya bakıyorsan işin yaştır. Alemde bir bakteri boyutunda hissedersin kendini. Ama yüksekten bakarsan o manzara ona sen hükmediyormuşsun gibi hissettirir sana. Belki gerçekten de öyledir.

24.03.2026

Felek..


Alma ahımı artık alma felek
Sonumu dipsiz azaplara sürme felek
Sözümü özümden koparıp eğme felek
At uçurumdan ama ne olur uyandırma

Bükme boynumu paslı ellerle bükme felek
Mazluma beni kör bir bıçak etme felek
Geçmişi külden bir iz gibi savurma felek
İt beni karanlık denizlere ama ne olur kandırma

Aştığım yolların izini gör artık felek
Döktüğüm yaşların tuzunu bil artık felek
Fısıltıya dönüşmüş çığlığımı duy artık felek
Ver ateşlere külümü savur ama ne olur durdurma..




19.03.2026

Permidev Sona Adımlarken..(Kot Farkı)


Permidev çok zayıflamıştı. 78 kiloyken son iki haftada 70 kiloya düşmüştü. Son zamanlarda yemek yemeye çalışsa da yiyemiyor ve aç kalkıyordu masadan. Doğru düzgün nefes alamaması onu öyle yoruyordu ki ayakta turlayamıyordu eskisi kadar. Taş olsun mermer olsun aldırmadan çöküp oturuyordu.

Gözleri donuklaşmıştı. Başına gelebilecek her şeyi kabullenmiş gibi bir hali vardı. Vazgeçmiş gibiydi artık. Akıntıya karşı kürek çekmenin onu sadece daha da yoracağını düşünmekteydi. Keshkin’in kaçışına sevinmişti. Çünkü Keshkin’in idealleri olduğunu düşünüyordu onun daha çok yılları vardı önünde ve onun yıllarını kendisi kadar kolay harcamayacağı barizdi.

Kalacak olanlara üzülüyordu sadece. Dünyada kalmak sadece bir eziyetti ve acziyeti beraberinde getiriyordu. Bazı şeylere sahip olamadıysan sadece debeleniyordun buralarda. Sonunda en güzel yılların geçmiş oluyordu ve sen de bir şey kazanmıyordun.

Sigarasını en çok başlangıçlara yakmıştı. Yeni günlere ve yeni haftalara. Ama yeni günler, yeni haftalar ve yeni aylar sadece aynı yaşanmışlıkları getirmişlerdi. Başlangıçlar hep aynı şekilde sonuçlanmışlardı. Oysa Permidev aynı hareketlerde ısrarcı olmamıştı. Farklı yöntemler denese de aynı kaybedişlere ulaşmıştı.

Hayat sanki bir slot makinesiydi ve ona kaybettirmeye programlanmıştı. Ara verse de olmuyordu başka makineye geçse de olmuyordu. Neticesinde sonuç hep kaybedişti. Buraya zaten bu yüzden gelmişti. Burada en fazla ne kaybedebileceğini düşünmüştü. Dışarıda moralini, keyfini, huzurunu yavaş yavaş kaybetmektense Zabarnava’da hayatını tek seferde kaybetmeyi göze almıştı. Sonunda bunu başarıyordu. Tek bir kaybediş ve bilinmeze yolculuk. En azından dünya cefasından kurtuluş ona cazip geliyordu.

İnsanların birbirlerine zehir ettiği bu ortamda yeteri kadar kaldığını düşünüyordu. Şahit olabileceği her şeyi görmüştü. Hiçbir şey artık onu şaşırtamazdı. Kardeşin kardeşe ettiği, eşin eşe yaptığı, dostun dostu ittiği bu yalan denizinde çok kürek çekmişti. Öyle kürek çekmişti ki hiçbir yere varamamıştı.

Anlam demiştik. Hayatını bir anlama yontamayan insanlar yolsuz ve yönsüz kişiliklerdir. Rotalarını belirleyemezler. Sapa yönlere girerler ve uçurum kıyılarına yol alırlar. Permidev uçurumun kıyısında dibe bakarak gülümsüyordu.

12.03.2026

Zamansızlık..


Kaz tüyü yastıklardan önce
Zamansızlık gerek bize

Mesafe denilen ziyanlık olmamalı
Boşluğu sıkıştırıp doldurmalı
Her şey dünmüş gibiyken
Yeniden değil kaldığı yerden başlamalı.

Zamansızlık ve adanmışlık gerek
Vakti öldürmeden vakti doğurmak gerek
Ve yaşanmamışa yaşanmış bir hikaye gerek
Hala hayattayken..





4.03.2026

Kelebek Sanılan Bıçak..



Grinin küle dönen tonunda
Ufka açılan yelkenler siyah.
Bu gam düğümünü çözmez hiçbir niyaz
Zerre halinle bile ezer seni bu açmaz

Umuttan dem vurma, gel deme;
Uçuşan kelebekler var deme
Zira kelebek sanılan bir bıçaktır,
Ve arkanı döndüğünde saplanacaktır.

Delilik aheste çöker insana bilirim
Düştüğünde atarsın çıpayı derinlere
Anlam tükendiyse hayat beyhudedir bilirim
İşte o zaman ruh ait olur sonsuz dehlizlere.


22.02.2026

Çıkmazdayım..

Çıkmazdayım Allah'ım yardım et.

Babamın durumunu düşünmekten hayata karışamıyorum. Ramazan hürmetine dualarımı kabul et ona merhamet et, cennetine konumlandır. Hala yaşıyorsam bana dayanma gücü veriyorsun demektir. Ne olur onun iyi olduğunu düşünmemi sağla. Babamı cehenneminde yakma Allah'ım. 

Vicdani körler ve sağırlar tiyatrosunda azap çekmek sonsuz cehennem ateşinden daha evladır. Nefes aldığım müddetçe kaldıracağım insanların bu gaddarlığını. Babamın gölgesi artık yok ama düşüncelerimde dayanak olması için onun iyi olduğunu bilmem gerekiyor. Hislerimi yoluna koy Allah'ım. Senin mahkemen en adil mahkemedir. Senin hakimliğin en iyi hakimliktir. Babamı Rahman isminle yargıla. 

Neden kendimi trenin önüne atmak istiyorum? Şeytanın bu vesveselerine nasıl dayanabileceğim? Kendimi öldürürsem babama asla kavuşamayacağımı biliyorum. Ama yine de bu vesvese içimi yiyip duruyor. Bir an yenilsem hem ahiretimi hem de babamı kaybedeceğim. Ne olur yardım et. Nasıl hayata karışacağım bilmiyorum. 

20.02.2026

Monolog..


"Yine bir efkar gecesi yanar bir sigara, gölgesinde bir sağa bir sola dumanıyla yol gösterir yazdığın her neyse o’na"

Hoş ne kadar çalışsan da, çırpınsan da
Örtülemeyecek bir yaraydı bu
Nedeni basitti, ama inkar ve imkan
Görünmeyen kalkan, ışığı soğuran..
Ne yollar kadar uzun, ne dağlar kadar yüksek
Limitsiz, tutamadığın o gururun var
Hep var olacak çünkü doğuştan
Her adımında bir set çekecek
Bir ket; iki, üç, dört, beş...
Sonsuz ve kemiksiz karakterler
Bulutla savaşamazsın ki..
Sekiz yönden birine sapmaktansa
Orda bırakan, yalnız, hissiz..

İyi adımda atsan bunu sorgulatan
Gururuna ilaveten vicdan
Her seferinde kendinden korkutan
Neden? Çünkü tehlikelidir her "durağan"..
Patlayacak bir gün o volkan..
Önemli nokta nereye kadar saklanabilir?
Ya da yokedilebilir mi?
Keşke faaliyete geçmeden sönebilse
Yazık ki gerçekleşmeyecek..
Belki de din olgusundan ibaret o ateş
Dünya da "sanal" diğerinde "real"

Bilinmezi düşünme
Çünkü hayat zaten zor
Bir de tımarhaneye girme !

Öğrendikçe katman katman soğuyor hoş(!)
Bütün zevkler ne kadar da boş..
Hassas bir denge değil mi?
İçindeki korluk, dışındaki buzluk..

Kitap okumak insanı atlet yapıyor(!)
Koş coni koş "yorulduğunda" öleceksin
Öldüğünde ise kuruşu kuruşuna bir hesap
Ve sonra düşeceksin..
Kabusların gerçekliğinde
Bilinmeyen bilindiğinde..
Elden bir şey gelmediğinde..
Tekrar eden geçsen de, geçmesen de
Yanıp ıslanıp, ıslanıp yanıp
Boğulacaksın cennetinde.
Pişeceksin cehenneminde...

Renkler Kararırken s.67/68




18.02.2026

Döktüm Yapraklarımı..


Bir mevsim geçti derken, bir nesil geçmiş.
Bakışımla öldürdüğüm şimdi bakışımdan bezmiş.
Felekle ters düşmüşüz o gün, bugün.
Kimliğimde otuz altıyım görünüşte yetmiş.

Sayfalarca yazsam da bir kibritliktir canım
Yeminler etsem de tutmaz birbirine anım
Yıllar önce döktüm yapraklarımı be cancağızım
Şimdi, gün bitmiş, yaz bitmiş, heves bitmiş..





17.02.2026

Yarınlarda..



Yarınlarda başlangıç kesin, son belirsiz.
Yarınlarda umut göğe asılı bir hilal
Yarınlarda bir ihtimaldir ihtilal

Yarınlarda nasıldır göğe tırmanmak
Nasıldır uçuruma bacaklarını sallandırmak
Bir ipin üzerinde yürürmüşçesine ürperip de
Nasıldır korkunu bir evlat gibi sarmalamak

Kuru toprak ilk damlayı özler yarın
Kara gece ilk ışığı ister yarın
Gönül sıcak bir tebessüm bekler yarın

Yarınlarda sevmek, sevilmek dâhil
Bütün olasılıklar mümkün gibi.


12.02.2026

Ezber..


Sokak is kokuyor, ev dışarıdan soğuk
Parmaklarım donuk, sesim çatallı boğuk.

Sigaramın dumanını yutarken
Mavi duvardaki bir fotoğrafa bakakalıyorum
Yakasına karanfil tutturmuş bir adam
Çerçeveden bana gülümsüyor
Gülümsüyor durma dercesine
Durursan kanacaksın hayatın ezberine
Oysa tek yön bilet almışsın eceline

Gidersin 77 kez yağmur geçer.
Kalırsın bir ömür boşa geçer.
Sadece vah derler, başka ne diyecekler?
Düşersin ve yapayalnızsın.

Gidersin.
Gün geceden hışımla geçer.
Ve gittiğinde bu ezber devam eder.





11.02.2026

58. Gün..


Bugün babamı kaybedişimin 58. günü..

Hızla geçti. İçim düğüm düğüm halen. Boğazımda sanki dikenli bir zakkum meyvesi var. Ömrünü uzatabilir miydim diye düşünüp duruyorum. İnsanın ömür uzatma gücü olmasa da belki biraz etki edebilir miydim ki?

Babam şuan toprağa karışıyor, çürüme son sürat devam ediyordur. O kadar çok yağmur yağdı ki, o kadar soğuk yaptı ki canım yanıp duruyor. 9 tahtanın altında kimsesiz yatıyor babam. Ne olurdu beraber gömülseydik? Babam entübeyken hep şunu düşündüm. Keşke ben ölseydim benim öldüğümü anlayamazdı. Ben de onun öldüğünü görmezdim. Ama Allah'ın takdiri böyle oldu. Hala yaşadığıma göre kaldırabiliyorum demek ki.

2.02.2026

Laciverti Parlement..


Şair değil gerçekçiyim
Anadan üryan bir nezaketsizlikle içimi dökerim
Laciverti parlement denizlere attığım nedenlerim var
Vurdumduymazlıktan sabıkalıyım.
Üstten bastırılmış ve yandan şişirilmiş egomla
Dünyaya benziyor gibiyim.
Yaşım otuzaltı, istikametim yeraltı.
Suskun olduğumu ve
Sigara dumanını davlumbaz gibi çektiğimi söylerler
B.ktan bir herifin tekiyim.

Sol şeritte kağnıyla gitmek benimki.
Değişmeyene esaslı sövmek benimki.
Gölgesiz, meyvesiz, ince bir ağaç gibi
Eceline büsbütün durmak benimki..

11/11/2025





26.01.2026

Aralık Pencere..


Derler ki insan buzdan köprüyü inancıyla aşacak
Derler ki insan yaşattığı neyse hak ettiğini alacak.

Gün hızla batıyor ivecen halinden
Bilmem ki bu acele nedendir neden
Başlar emekletip bitecek süründürüp
Bir nehir ağlatıp da bir yudum güldürüp
Aralık pencereden bu ömür sızıp gidecek.

Yelkene yel olamadan
Yangına sel olamadan
Canana can olamadan
Hasır sepetten bu ömür akıp gidecek.

19/10/2025





22.01.2026

Meltem Olurum..

"Meltem olurum hafif, eşsiz
Dağlardan inerim, kapında otururum
Sevginden yanmış şövalye gibi
Kılıcımı koyarım bağının kapısına

Ve sana bekçilik ederim gece gündüz
Yeter ki tez bağa gel yar can
Bakıp sana hasret gidereyim
Sevginden sarhoş öleyim kapında

İlkbahara döneyim, bağına gireyim
Bülbül gibi sarılayım gölüne
Binlerce oyunla yar, senin Şahinin'im
Kapına gelmişim boyuna kurban..."

Boşa yaşamak nasıl bir şeydir biliyor musunuz? Stadyumun yanında yaşayıp da hiç maça girmemek. Portakal bahçesi sahibi olup da bir kere portakalın tadına bakmamak. Sevmek ve sevilmek lazım. Gürül gürül akan bu zamanda anlam bulmak lazım. Alemi terk etmeden bir gönle ulaşmak lazım. 

7.01.2026

Ölümmüş Bu..


Olması gereken hiç alışılmayacak bir yoklukmuş bu.

Ömre bağlanmış hiç açılmayacak bir düğümmüş bu.

Gözyaşıyla harlanmış hiç sönmeyecek bir yangınmış bu.

Demek şimdilik kalacaklara sonsuz hasretmiş bu.

Ölümmüş bu...





Not: Son şiirimdir. Artık şiir yazmayacağım..

5.01.2026

Digan...


Babacığım ben seni çok sevdim biliyorsun değil mi?

Bugün vefatının 21. Günü. Öyle yıkıcı bir süreç oluyor ki benim için. Yeni eve taşındım, yeniden çalışacağım. Götürmeye çalışacağım be baba. Biliyorum hep ruhun benimle olacak. Fotoğrafını büyütüp çerçevelettim ve her zaman görebileceğim bir duvara astım. Beni sen var ettin babacığım, ne olursa olsun destekledin. Hastaneye götürdün, getirdin her zaman korudun kolladın. Hep yanımdaydın.

Vefatına kadar son 10 gün nasıl geçti öyle, hepsi saniyesine kadar aklımda. Son iki güne kadar bilincin yerindeydi yazarak iletişim kurabiliyorduk. Büyük halamın oğlu Koral abi Uzunköprü’den geldiği için sıramı ona vermiştim. Seni görmek istemişti. Diğer hakkımızı da abim yeğenim için kullanmıştı. O gün bilincinin yerinde olduğu son günmüş be baba. Yazmışsın “Cem Nerede” diye? En çok o ağlatıyor beni şu an. Yoğun bakım kapısının önündeydim be baba. Nerede olacağım başka. Her gün her saat beklerdim keşke hayatta olabilseydin. Ondan önceki gün de yarın geleceğim demiştim gözlerim doluyken. Bana mahsunca bakıp el sallamıştın yavaşça. Ah babacığım, Allah bana dayanma gücü versin. Çok zor bir şey sensizlik. Arkamdaki kocaman dağ birdenbire kayboldu. Şimdi ben hissettiklerimi, her şeyimi kime anlatacağım? Kim beni senden daha fazla arayabilir ki? Kim beni senden daha iyi anlayabilir?