26.09.2026
20.09.2026
Arz-ı Hal..
Kimse aramasa da sormasa da koltuğuna oturup düşleyeceksin güzel zamanlarını. Back To The Future izlerken hep çok mutlu olmamın sebebi var. Zamanda yolculuk yapabiliyorsun ya olay o işte. Onu izlerken kendim çocukluğuma dönsem neler olur diye düşünüyorum. Belki de çocukluğuma bile dönmezdim. Annemle babamı erkenden ayırır doğumumun önüne geçerdim belki. Çünkü nihayetinde insanın güzel zamanları olsa da ondan daha fazla çirkin zamanları oluyor. Doğmamış olsaydım babam olmazdı, dolayısıyla onun ölümüne üzülmezdim. Hiçbir şeyin önemi olmazdı. Var olmayacaktım, savaşmayacaktım bu çirkin düzenle. Trilyonda bir ihtimal ben doğdum ve her şey benim için zorlaştı.
19.09.2026
Düşecek..
Akla düşen onlarca sebep
Ve yalnızca biri uyutacak
Uyanıkken daldığın düşlerinden
Yollar ayrılacak hatta kaldırımlar
Hatta benlikten de töz
Hiçbir şeye sevinemeden
Geçeceksin her serden, gönülden
Ve sigaradan kül düşecek
Gülzardan gül
Kaçacaksın merhametinden
Sakınacaksın masumiyetinden.
14.09.2026
Hâlâ..
Dibini göremedim hâlâ
Boşlukta yok olma ümidiyle
Yaşıyorum hâlâ.
Dünya ne güzel diyorlar
Hayır, çirkindir hâlâ.
Gelecekten bahsediyorlar
Ben dünlere çiviliyim hâlâ.
Çaresi yok mudur var olmanın
Kaybolmak istiyorum hâlâ.
Göğün altında yapayalnız ruhumla
Eziliyorum da ölmüyorum hâlâ.
12.09.2026
Mayası Çamurdan..
Benim derdim, şükürsüz bir adam olmaktır. Öyle az şükrediyorum ki bu yüzden darbeler yiyorum. Nefsimle her gün her saat çarpışmak beni bozuyor. İçimdeki açığa çıkmaya fırsat kollayan kötülüğü dört koldan çekiştirmek beni yoruyor. Aklım yap diyor ne yaparsan yap acıma, vur tekmeyi, yık her şeyi, aş sınırı. Ama yapmıyorum işte. Sonsuzdan korkuyorum çünkü dünya için ebediyetimi yakmak istemiyorum. Bu yüzden cevaplarım hep, tamam, öyle olsun, problem yok şeklinde çıkıyor. Mesela vardiyayı erken alıyorum, doğal olarak benden de erken alınmasını bekliyorum. Ama öyle olmuyor. İstesem ağzıma geleni söyleyip bırakamaz mıyım işi ya da tartışamaz mıyım? Benim baktığım türden bakmıyor insanlar birbirine. Ben bir melek olmadığımı biliyorum, sadece insanlara çektirmek istemiyorum. Hayat hiçbir şey yapmayıp sadece yatsan bile zor. İnsanların ne yükler taşıdıklarını kimse tahmin edemiyor. Herkesin derdi kendince en büyük. Hoşgörü ve tevazu, yerini hırçınlık ve kibre bırakmış.
8.09.2026
Tadı Yok Sensiz..
266 gün oldu sen yalan dünyadan ayrılalı baba. Her şey seyrinde devam ediyor. Yağmur yağıyor, rüzgâr esiyor, koşturma devam ediyor. Hayat sen sanki ölmemişsin gibi pervasızca yol alıyor. Bir ben kalmışım içinde geçmeyecek sızıyla. Bir ben kalmışım yapayalnız buralarda. Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok.
Baban öldüğünde kimsesiz kalıyorsun. Gidilecek hiçbir yer kalmıyor o da göçtüğünde. Dönülebilecek olsa dönerdin biliyorum. Çaresi olsa gelmeden durabilir miydin? Gittiği yere kadar yoldaştık birbirimize. Yaşamı sevdiğin halde neden bu kadar sigara içtin be baba? Ben hayatı sevmediğimden içiyorum. Sen seviyordun. Gerçi ecel geldiğinde ne yapsan boştur. Doğarken alnımızda yazılı ne zaman öleceğimiz. Belki sigara içmeseydin ıstırap çekmezdin baba. Belki aniden sana gelirdi ölüm. Her şeyin farkına varmadan, üzüntü içinde ölmezdin belki. Seni yalnız bırakacaklarını bilmezdin. Dost sandığın düşmanlarını görmezdin. Hepsinin farkına vararak hüzünle ayrıldın buralardan. Bunu hissediyorum, çünkü ölüm döşeğinde gözlerinde sadece hüzün vardı. Bu hayata veda etmenin hüznü değildi, her şeyin farkına varmanın hüznüydü. Güvendiklerinin aslında ne kadar güvenilmez olduklarının farkına varmak insanı ne kadar da üzer.
6.09.2026
Çile..
Felek daha acımasızmış düşmandan
Mutluluk şimdi nafileymiş kalandan
Uzun ömürle imtihan eyleme beni.
3.09.2026
Kalmak..
Neden kaldığım apaçık ortada aslında. Bende cesaretin zerresi bile yok. Hayatımın bir kıymeti olmadığını bildiğim halde, umudun sadece daha kötü günleri getireceğini bilerek kalıyorum. Temelli gidebileceğim bir anı düşlüyorum. Çünkü varlığım aslında yokluktur benim. Var olduğumu sanıyorum, yazılar ve şiirler yazıyorum ama sadece kendim okuyorum sonuçta. Varken yok sayılmak başlarda çok acıtsa da artık bir önemi yok. Bu dünyadan kimler geçmiş kaçını hatırlıyoruz ki?
Dolanıp duruyorum işte kaldırımlarda. Bazen orada bile görülmüyorum ki çarpışıyoruz insanlarla. Özgüvenimi nerede kaybettiğimi biliyorum ve oralara dönmek mümkün değil. Benim gibi milyonlar vardır. Kalmak günahlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor oysa. Bari bir mağaraya kapanıp sadece ibadet etseydim. Onu da yapamıyorum.
Nasıl bu kadar güçsüzleştim anlayamıyorum. Sanki sihirli bir değnek değdi bana ve korkular ve endişeler yükledi. Neden korkuyorum ki? En fazla ne olabilir? Dünyada neden kalmak istiyorum ben bir boka yaramadığım halde? Sanırım önce ölüm ağrısından, sonra cehennem azabından korkuyorum. Ben bir aziz değilim ki, egoist bir insanım sadece. Tanrı’nın sadece cezalandırıcı tarafını mı görüyorum?
1.09.2026
Teslimiyet..
26.08.2026
Benim İçin Üzülme..
Neden kimsesizlikten başka bir şey hissetmiyorum?
Benim amacım kendimi kanıtlamak mıydı? Sahte kalabalıkların etrafımı doldurmasını istemek miydi? Önemli biri olarak görülmek mi istiyordum? Kimi kimseler kimsesiz oluyormuş, bunun bir sebebi yok. Yalnız yemeğini yer, yalnız uyuyup, yalnız uyanırlar ve evlerinde çürürlerken bulunurlar. Nasibimiz neyse onu yaşayacağız.
Umarım delirmem bu sessizlikte. Kimsenin ne umurunda ne de düşündeyim. Var olmak için ne kadar savaştıysam o derece yok sayıldım. Bir babam vardı, çok üstüme düşerdi. Onun eriyişine tanık oldum ve onu ebediyete uğurladıktan sonra hiç kapanmayacak bir yaram oluştu. Belli etmemeye çalışıyorum ama çökmüş vaziyetteyim. Hiç kimse olmasa bile babam beni eylerdi. Onun varlığıyla avunurdum. Hiç kimse olmasın ne olur benim babam vardı. Şimdi o da yok. Artık kırk yaşında sayılırım. Alışmam lazım, dayanmam lazım.
Baba benim için üzülme. Biliyorum üzülüyorsun, çünkü yaşarken bazı şeyleri göremiyordun. İnsanların kişiliklerini, düşüncelerini bilmiyordun. Perde şimdi sana kalktığından dolayı her şeyin farkındasın şimdi. Ama üzülme, vaktimi doldurup döneceğim yanına. Var olmaya çalışmayacağım artık, yok sayılmak önemsiz. Hiç aranmadığım günler de olacak. Kaldırmaya çalışacağım bunu.
20.08.2026
Yoksa?
Bir sigara bir küllük hayli duman
İşte budur dönülmez yoldan kalan
Seyret ki geceyi geçmesin zaman
Yoksunluğa mı ağlıyorsun yoksa?
Gidenler ki sende sen bırakmadı
Bilenler ki tende ruh bırakmadı
Görenler ki serde his bırakmadı
Nankörlüğe mi ağlıyorsun yoksa?
Sönecek olanlar yanmayacaktı
Düşecek olanlar kanmayacaktı
Sövecek olanlar sanmayacaktı
Gerçekliğe mi ağlıyorsun yoksa?
Bir fotoğraf, bir kimlik kaldı elde
Bir isim, bir koku kayboldu yelde
Bir kahramandır gömülü gönülde
Evveliyata mı ağlıyorsun yoksa?
19.08.2026
Ahval-i Rûhiyye..
17.08.2026
Yaşamayı Reddetmek..
Ölmek istemiyorum ama yaşamayı da reddediyorum...
İstesem de öleceğim istemesem de bu bir gerçek. Ancak yaşamamayı seçebilirim. Onlar gibi yaşamam mesela. Haz peşinde koşmam, kendimi beğendirmeye çalışmam, herkesle konuşmam, çalışırım eve gider uyurum ve bunlar birbirini kovalar. Dışarıda manzarayı görmem. Çünkü manzaraya bir kez kapılırsanız, başınıza dert açarsınız. Daha güzel yaşamak uğruna kendinizi boğarsınız. Bir bakmışsınız kıyıdan fersahlarca açılmışsınız. Uçan kuşa borcunuz olmuş, yüzler düşmüş, rahatlar kaçmış. Tahtırevanla sıçmaya gidebilmek için altın spermadan olmanız gerek. Olmadığınız gibi görünmek sizi her anlamda ezecektir. İşte onlardan olmayacağım. Soluk almak güzeldir ancak yaşamak sizi sadece rezalete sürükleyecektir. Ölmek kolay olsaydı kim dururdu buralarda sorarım size. İki dakika nefesini tuttuğunda boğulmak nasıl bir şey anladığını mı sanırsın? Ölüm ağrısı diye bir gerçek var. Bir butona basıp toz olmak gibi bir durum yok. Yaşamamak feragat etmektir. Açık büfeden yararlanmak yerine sadece çorba içmektir.
İnsan doğumunu seçebilmiş midir? İnanmayanlar seçmemiştir derler, inananlar ise kalubelada kabul ettik derler. Geldin ve gideceksin. Sadece kendini saptırma, bu efsunlu zamanlarda haz sarhoşu gezme. Farkındalığı yakaladıysan şu sözü unutma “Mal sahibi, mülk sahibi nerede bunun ilk sahibi?” Dünya bir handır. Handa sonsuza kadar kalamazsınız. Kişiliğimizi kaybetmeden, parayı Tanrı edinmeden, mütevazı yaşamak lazım. Hayatta kalıp da dünyadan nefret etmemiz gerekiyor. Dünyanın cebine koyduğu, elini tutturduğu bütün anahtarlar ve eller yalan.
15.08.2026
Niyedir?
Bu varlık niyedir solar
Hangi sınırdır geçilmez?
Hazzın içinde coşarken
Düşün peşinde koşarken
Günün dününde yaşarken
Hangi seferdir gidilmez?
Sen ki herkese yabancı
Ben ki ömrüme yalancı
Biz ki derinlerde sancı
Hangi gönüldür bilinmez?
Bir andır yolculuk biter
Bir andır sağanak diner
Bir andır yüksekten iter
Hangi kayıptır dirilmez?
14.08.2026
Anlamak ve Yanılmak..
Kendilerini teşhir edenleri, gördükleri hayatlara özenenleri anlıyorum. Bir bakıma oldukları gibi kalsalar yalnız kalacaklarını düşünüyorlar. Aranmak, görülmek, temasta bulunulmak istiyorlar. Eteğin boyu ne kadar kısalırsa gözlerin o denli üzerlerinde olacaklarını biliyorlar. Sonuç olarak görülmek istiyorlar, beğenilmek istiyorlar. Kendilerince haklılar. Onları da anlıyorum. Nihayetinde bu insanları gerek çevre, gerek sosyal medya ve televizyon bu yola itti. Sürekli gördüğün şeyleri inkâr etmek kolay olmasa gerek.
11.08.2026
Beyhude Bekletme Beni..
Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
O fütursuzca geçirdiğim yıllardaki halimi mi seviyorum? Yoksa eski halimin sevdiği o kişiyi mi seviyorum hala bilmiyorum. İkisi de olabilir. Birine dönmek mümkün değil, birine ulaşmak artık imkânsız. En büyük savaşları kendimle yapıyorum. Teslim olsam öleceğim, teslim olmasam delireceğim biliyorum. Neden seviyorum sizi? Neden bu kadar özlüyorum? Bilseydim bu kadar değişeceğimi gelir miydim yine bugünlere? Normal değilim ben, normal olmayı o kadar istediğim halde olamadım hiçbir zaman. Bir sinek uçsa nevrimin döndüğü, bir kinayeli sözden feleğimin şaştığı bu adam olmak istemiyordum ki ben!
Öyle bir havayı yaşadım, hem ben geldim, hem de sen. Üstünden yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Sen aynı değilsin, ben aynı değilim. Bir zamanlar düz çizgide giderken iki farklı yola saptık. Belki de ondan sonra birbirimize hep paralel gittik. İşin acısı paralel çizgiler hiçbir zaman kavuşamaz. Yaşanılan o en özel anlar bana demir parmaklıklar olmuş. Hatırladıkça çıkamayacağım o hücreden. Hiçbir şeyi unutmadığım düşünülürse ömrümü daha da ziyan edeceğim demektir bu.
9.08.2026
Sor..
Üşütüp titreten kışlara sor
Nasıl eksiltmişler anlatsınlar
Benimdir kasırga ortasında
Benimdir mengene arasında
Benimdir uçurum kıyısında
Yalnızlıklara sor anlatsınlar
Kor bir ateşken küllendiğimi
Sessiz sedasız dertlendiğimi
Sevinçlerden de gizlendiğimi
Mutsuzluklara sor anlatsınlar.
Benimdir bahçelerim çiçeksiz
Benimdir söylemlerim gereksiz
Benimdir düşüşlerim nedensiz
Yorgunluklara sor anlatsınlar
2.08.2026
Bir Hayal Kırıklığı Üzerine..
Hayat işte, bazı şeyler gerçekleşmek zorunda değil. Ne kadar istesen de, beklesen de şartlar müsait olacak değil. Hak Teâlâ eğer cennetine kabul ederse orada gerçekleşir hayallerim. Dünyada bir şeyi başaramadığım düşünülürse cenneti nasıl hak edeceğim o da meçhul ya. Her şeyi çok büyüttüğümden ve dert ettiğimden bu haldeyim. Yarın olmadan yarını niye planlıyorum ki ben? Neden bir lokantaya girmeden yiyeceğim yemeğin lezzetsiz olma ihtimalini düşünüyorum? Bir şiirimin dizesinde dediğim gibi “vesvese içinde öleceğim”
İnsan acelecidir, nankördür, kindardır. Ama bunları uğraşırsa aşabilir. Ben hiç uğraşmadım, nefsin en kolay kandırdığı kişilerden biriyim. Belki bu yüzden olacağı varsa da olmadı çoğu şey. Belki bu yüzden sevdiğim ve sevenim varken kaybettim. Belki bu yüzden yazar olamadım, yeterince çaba sarf etmediğim için olmadı. İstiyorum ama emek vermiyorum. Sistemi değiştiremiyorum. Sistem beni tüketiyor.
Yalnızım ama özgür değilim. Aksi bir neden olmasa bile huzursuzum. Hep bir şey olacak ve ben onu aşamayacağım gibi geliyor. Oysa olanlar olmuş zaten yenileri eklense ne olur. Bundan farkım olmayacak ki. Babam ölmüş ötesi var mı?
Bildiğim tek şey kendime eziyet etmek. Huzuru dünyada bulamayacağım. Belki ölümden sonra da.
1.08.2026
Bir Hayat Daha Gerek..
Yaşadığın hayatı bir daha bulamayacaksın. Ne kadar farkındasın bunun? Şuan bu yazıyı okuyorsun ya geçiyor zaman. Sabah ve akşam birbirini kovalıyor. Saçların azalıyor, azalanlar beyazlıyor. Pişmanlıkla öleceksin değerli dostum. Her insan gibi pişman olarak öleceğiz. Nedenleri farklı olacak belki ancak o his aynı olacak. O zaman küçüleceksin ne kadar büyük bir değer olsan da. O zaman var oluşunu sorgulayacaksın.
31.07.2026
Bitmişe Üzülen Virgül Gibi..
Geçenler geçmişler engeli
Bir ben mi takılıp düşerdim
Ah düşmeden sermest olsam
Ah yürümeden fecre varsam
Ne olurdu ki kollarında uyansam
Bitmişe üzülen virgül gibiyim
Hüzün özleyerek dinmiyor, dinse
Vakit bekleyerek geçmiyor, geçse
Ömür dinleyerek bitmiyor, bitse
İmbat olur sonsuza eserdim.
Ah gezmeden seyyah olsam
Ah görmeden aslı bulsam
Ne olurdu ki rüyalarında kalsam
Sele direnen köz gibiyim.
26.07.2026
Üşüyorum..
On beş dakika önce benim için büyük anlamlar taşıyan artık faal olmayıp eski web sitesi müze haline getirilmiş garaj.org'dan hesabımı sildim. Neden benim için anlamlıydı onu anlatacağım şimdi.
Bu siteye 2006 yılının Nisan ayında kaydolmuştum. Ateşi başında bir ergendim zira 17 yaşındaydım. Liseye gidiyordum düşünün. Akşamları ve hafta sonları bu sitede yazmaktan başka bir şey yapmıyordum. Hayatıma o kadar kişi girdi ki bu site sayesinde sayamam. Kaç tane kız arkadaşım, dostum, düşmanım oldu tahmin bile edemiyorum.
Millete laf yetiştirme, müzik kültürü edinme, aktivitelerde bulunma. Bu sitede hayatımın en sosyal günlerini geçirdim. Bir kimliğim oldu, bir rumuzla büyük boyutlarda bir çevrem oldu. Buluştuk, konuştuk, planlar yaptık. İki kere siteden atıldım fevri çıkışlarım yüzünden. İkisinde de site sahibine bir açıklama yazıp tekrar alındım. Kaç kere ban yedim, yorum yazamadım. Kaç kez küfür yedim, kaç kez aşk mesajı aldım. Hepsi eskide kaldı. Aşklar, dostluklar, arkadaşlıklar, düşmanlıklar hepsi mazide kaldı. Garaj 10 yıldan fazladır ölü bir siteydi. Tanıdığım herkes terk etmişti burayı.
Giderler..
Önce gençlik gider, sonra heves, sonra çevrendeki insanlar gider, baban gider, annen gider. Ne kalır derseniz sadece inanç kalır diyebiliriz. Hayatı tamamen öğrendiğinde kimseden bir fayda çıkmayacağını anlamışsındır. Tekil bir yaşamdır bu, bacağından asılacak o koyun sensin. Kimseden bir şey bekleme, senin bir tane baban vardı. O da öldü.
Allah nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz diye bir deyiş vardır. Benim sadece iki hayalim vardı, beni sadece ben olduğum için sevecek bir eş ve bir de ucundan yazar kabul edilmek isterdim. Kırk yaşına ramak kalmışken hiçbiri gerçekleşmedi. Belki eşi aramadım hiç, ama yazmadığım bir gün bile olmadı. Hayırlısı demek lazım. Sonuçta her şey tıkırında gitmek zorunda değil.
Tilkilerin, çakalların, sırtlanların dünyası burası. Suyu bile tetikte içeceksin. Birine güvendin diyelim, kandırılacağın günü bekleyeceksin. Her gün ayrı bir macera, belki bu yüzden sıra dışı. Tek oyunculu rpg oyunlarından daha yüksek bütçeli bir oyundur hayat. Burada öldüğünde yeniden başlayamayacaksın.
24.07.2026
Uyum ve Ödün..
Her yere uyum sağlayamam ben. Çünkü bir kişi her yere uyum sağlayabiliyorsa kişiliğinden ödün veriyor demektir.
Alışmak ayrı, uyum sağlamak ayrı. Her şeye alışırsın da onlardanmış gibi gözükemezsin. Zira onlardan değilsin. Altın gümüşe uyum sağlayabilir mi? Kurt köpeğe uyum sağlayabilir mi? Var oluşumuzu gölgelemeyecek ortamlarda bulunmamız gerekiyor. Kendinden ne kadar ödün verirsen her sabana koştururlar seni. Sen öküz müsün? Hayır insansın, insanı küçültmeyecek şartlarla var olmalısın. Ama vahşi kapitalizmde saati yüz liraya emekçileri parmaklarında oynatıyorlar. Senin kafan dalavereye üçkâğıda çalışıyor diye ben neden senin emrinde olayım? Ben bilmiyor muyum harama bulaşıp büyümeyi? Ben bilmiyor muyum bir sistem kurup milleti kerizlemeyi? Ama yapmıyorum çünkü bende vicdan var. Önce rahat uyuyamam sonra da hesabını veremem yaparsam. Ama sizin gibi doymak bilmeyen hıyarağaları yapar. Ben en azından bu hesaptan geçeceğim sen nasıl vereceksin hesabını onu düşün!
19.07.2026
Kaybedilirken..
Dünya döndü, hiç durmadı
Kadere biçare terk edilirken
Yalnız doğup da yalnız gittin
Sevip, aldatılıp zehri içtin
Hakikati ne zaman seçtin
Yaka paça derdest edilirken
Güneşe perde çekip sakladılar
Yalana doğru deyip pakladılar
Eğriye övgü dizip akladılar
Umudun zerresi de kaybedilirken.
17.07.2026
Sonlar Sessiz Olurmuş..
9.07.2026
Mücbir Hal..
Lâkin kelâm dahi sükûtun zincirindedir
Ve susmak, en büyük ihanettir zannedersem.
Cepler tamtakırken cigaradır kayıntı
Âdemoğlunun başından eksik olmaz sıkıntı
Çok mu ayna kırıldı bu bedbahtlık nedir
Şehir sukuta varmış ya, mücbir haldendir.
Aşkın peşinden koşmayana maşuk mu denirmiş
Beş kıta gezmeyene seyyah mı denirmiş
Hükümde ne yazar kim yorulmuş kim delirmiş
Bizi sadece nefret bitirmiş, kemirmiş.
8.07.2026
O Adam..
Yine fırından çıkıyordu.
Gözleri seçemiyordu karanlık bastırmışken.
Ağır adımlarla sallanarak yürüyordu
En hafif rüzgârda yıkılacak gibiydi
Belki de kaybolacakken buldum onu.
Koluna girdim, içimden ağladım
Yıllara meydan okuyan o adam ümidini kesmişti artık
Gözlerinde sadece hüzün vardı.
Biraz daha yaşamak istiyordu.
Bu melun şehirden kurtulacak kadar.
Tanıdığı herkeste izi olan o adam
Benim babamdı.
27.06.2026
Dümdüz Sövüyorum..
Durum bu kadar net aslında. Başka söze de gerek yok. Bu iğrenç insanların arasında dolanmak istemiyorum. Menfaatlerinin köpeği olmuş her biri. Ulan ölüp, kurda çıyana yem olacağız. Ama bu orospular ve çocukları her yere dehşet saçmaya bayılıyor. Ne değer verdiniz siktiğimin hayatına ya hu? Ne değer verdiniz yarak gibi kişiliğinize? Siktirin alın kıçınıza sokun bu dünyayı. Eminim değer verdiğiniz materyalleri de götünüzün içinde ahirete götürürsünüz.
Kadınlar desen ilgi manyağı, erkekler desen paranın iti. Amaç ne derseniz. Amaç caka satmak. Kimi davul gibi gerdirdiği yüzüyle biraz beğeni almak, kimi bir arabanın önünde poz kesip kendini metaya satan karılara şekil göstermenin derdinde.
Düzen yok sıçtığımın dünyasında. Geçen altın bir bileziği büküp çayını karıştıran yarak kafalı bir kuyumcu görmüştüm. Hacı diye geçinenlerden. E be orospunun evladı memleket bir dilim ekmeğe muhtaç insanlardan geçilmiyor. O altını alabilmek için götünden soluyor insanlar. Sen mi Müslümansın?
Yanalım oğlum cehennemde eriyip eriyip yanalım. Cennetten boşuna kovulmamışız. Bu kadar şekilci, kendini dev aynasında gören başka bir canlı var mıdır? Şeytanın mesai yapmasına gerek bile yok. Şeytan devirmiş götünü yatıyordur. Yoldan çıkmaya biz meyilliyiz. Bir başkasının hakkına girmeye, şatafatın kölesi olmaya biz meraklıyız.
Allah bizim belamızı vermiş insan olarak var ederek. Keşke bir taş olsaydım, en azından cehenneme gitmezdim.
21.06.2026
Babalar Günü..
"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam.."
Bulamam be azizim bulamam. İlk defa babama bir hediye bakamadım bu babalar gününde. Çünkü babamı 6 ay önce kaybettik. Kabrine gittim susuz toprağına su döktüm. Biraz ağladım biraz dertleştim onunla. Burada biraz anlattım babamı o mağrur bir dağ gibiydi, ama kalbinin yumuşaklığını gizleyemezdi. Yufka yürekliydi yani. Önce biraz sinirlenir sonra pamuk gibi olurdu. Babam benim kahramanımdı olmak istediğim insandı. Şimdi yok işte. Şanslı bu bakımdan çocuklarından önce vefat etti.
Babamla maçlar izlerdik, oyunlar oynardık. Yüz göz olmazdı benle ama damarımı da bilirdi. Bana keyfi yerindeyken hep bok herif derdi. Benim de bu seslenişi çok hoşuma giderdi. Beni sevdiğini anlardım bu lafından.
Beynine kanserin metastaz yaptığını öğrendiğimiz zamanlarda çok durgundu babam. Bir keresinde balık almaya gitmişti tek başına. Gözleri görmemeye başlamıştı. Akşam kararırken beni bir telaş aldı ve onu aramaya çıktım. Fırından çıkarken gördüm onu, deryanın ortasında sandallaydı sanki. Onu bulamasam kaybolacak gibiydi. Öyle üzülmüştüm ki bu duruma. Her dışarı çıkışında yanından ayrılmayacaktım artık.
20.06.2026
Neçe..
Faleze açılan bir yolumdur tali
Sonum neçe olacaktır bilmem.
Gördüm, duydum da sustum ahali.
Ben de o dilsiz iblislerdendim.
Ve suya muhtaca çöllerdendim
Sonum neçe olacaktır bilmem.
5.06.2026
Soranlara İyiyim..
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden
Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden
Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..
1.06.2026
Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..
Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.
İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.
Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.
22.05.2026
Kör Kuyu..
Benim kaderim yalnızlık ve kimsesizliktir. Kimseye bir zararım dokunmamasına rağmen hayat beni cezalandırmaya devam ediyor. İmtihan diyebilirsiniz ama ne kadar dayanabilirim bu imtihana o önemli. Rus romanlarındaki mujikler gibiyim. Sersefil bir gecekonduda yaşıyorum. Tek yataklı bir pansiyon köşesinde bitecek bu ömür belki.
Nereden nereye demek lazım. Zaman durmadı hiç. Beni yıpratıp eskitti, hastane koridorlarında süründürttü. Bir daha dönmem oralara. Sadece şunu anlayamıyorum. Bir insan her yolu deneyip nasıl bu kadar başarısız olabilir? Her yolu denedim gerçekten. Oldurmak için çok uğraştım. Sonuçta vazgeçiyorum. Benim klasmanım bu noktaymış. Belki daha da düşerim ama artık çıkamam.
18.05.2026
İnsanlık Hali..
Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.
Umutla güneşi doğurup
Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum
El veren yok, ışık tutan yok
Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi
Anlam da yok, derman da yok.
Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan
Nefessizlik miras kaldı bana.
Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime
Kalamıyorum bu şehirde
Adımlarım denizde son buluyor.
Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden
Başlanır mı yeniden?
Ya ucundaysak uçurumun
Ya sonundaysak yolun.
Başlanır mı yeniden?
17.05.2026
16.05.2026
11.05.2026
Vardım..
Bence değil. Ben şu an burada değilim. Belki cismen buradayım bir hacim kaplıyorum ama ruhum burada değil. Bir zamanlar vardım. Şimdi yokum. Her insanın çektiği sıkıntılardan biridir var olamamak.
2008’den beri yarımdım. Hiçbir ilişkiye başlamadım o günden sonra. Sessizce kefaretimi çektim. Sırtımdaki küfeler azar azar çoğaldı. Tek tesellim beni anlayan bir insanın yani babamın hayatımda olmasıydı. Her koşulda destekliyordu beni. Yalnızlık çekmiyordum. Babamın vefatıyla darmaduman oldum. Yarımdım ve hiç oldum. Var olmayan ve yok olmanın hayaliyle yanıp tutuşan biri oldum.
Çok katı düşüncelerim var. Eski kafalı bir adamım ben. Ataerkil düzeni savunurum. Babalar bana göre annelerden daha değerlidir. Tabi görevini layıkıyla uygulayan evine bakabilen, çocuklarını yetiştirebilenler için söylüyorum bunu. Takıntılarım var. Cebimdeki son parayı isteyen olursa ona veren bir adamım ben. Ama kimse cebindeki son parayı bu zamana kadar bana vermedi. Gerçi ben de istemedim. İsteseydim vermezlerdi yani. Dünyaya ayak uyduramıyorum. O beni ezip geçti her defasında.
4.05.2026
3.05.2026
Oyun Değil..
Meselenin en kısa ve öz halidir bu. İnsanda insanı duygular kalmadığından ona hasret yaşıyorsun. Merhamet, vicdan, hoşgörü, samimiyet, masumiyet bu duyguların hepsini bulunduğumuz yüzyıl sildi süpürdü. Geriye aşağılık, adi duygular kaldı. Nefret, haset, kibir gibi.
Güvenebileceğiniz kimse kalmadı. Arkanızı sadece duvara yaslayabilirsiniz. Övünün bununla. Bu noktaya getirdiğiniz acımasız, çirkin dünyayla övünün. Çünkü hak ettiniz. Sadece bir nesilde çürüttünüz insanlığı. Artık geriye dönüş yok.
Nasıl hayatta kalacağız biz? Kim bizi dinleyecek, kime derdimizi anlatacağız. Artık herkes dinlemeden yargılayıp kalemimizi kırarken ne bekleyebiliriz bu hayattan?
30.04.2026
Böyle Olur Muydu Sonu?
İçimdeki yaralar kabuk bağlamadan devam ettiğimden. Gönül ağrımı ne kadar acıtırsa acıtsın görmezden geldiğimden. Geçer diye düşündüğümden. Oysa geçmeyecek bunu öngörmeliydim. O gün arkama bakmalı ve koşmalıydım. Erkeklik arkaya bakmamaktan ibaret değilmiş.
Sevgi, sadakat, hoşgörü bu kadar basit değilmiş. Şimdi kimi seveceğim ben? Manavda satılır mı sevgi? Yaralarım hala ilk günkü gibi sızlarken kimseyi sevemem ki. İşin gerçeği o da bana dönemez. Araya neredeyse 20 yıl girmiş. Eskimişiz, nasırlaşmışız. Sistemin iyice kulu kölesi olmuşuz. Ben bir gece yarısı otobüse binip öğleyin orada olabilir miyim şimdi? Masumiyetimizi bulabilir miyiz yine?
İki akıl hastanesi deneyimi, iki şiir kitabı, bir roman bu kadarmış hayatım. Daha fazla da ileriye gidemiyorum. Ben hep terk edildiğim yerdeyim. Pişmanlığım beni sarmaşıklar gibi sarmış. O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı deyip duruyorum. Geçmişi değiştirmek için eski lambalardan medet umuyorum. Bir dilek hakkım olsa 2008 yılına geri dönmekten başka bir şey istemiyorum zira.
25.04.2026
Hesap Vakti..
23.04.2026
Aynalar Değişsin..
Onlar bizi kandırsın
Ve umut adı verilmiş yalanlara inandırsın.
Değişim durağını yüzyıl önce geçmişiz
Şu anki halimize evrilmişiz
Bata çıka bu çamur deryasında
Sadece kendimizi eskitmişiz
Hükmümüz yoktur şimdi bulunsak
Evvel zamanın bir kayıp düşündeyken
Her şeyin ortasında hiçmişiz
Kalabalığın yuttuğu gölgeymişiz
Ve ölmeden unutulanların şehrindeymişiz
Kaderimiz bizim seçimimizmiş
Ona zincirli olmak ise nefretimizmiş.

















































