Neden bu kadar kötüleştiğimi biliyorum.
İçimdeki yaralar kabuk bağlamadan devam ettiğimden. Gönül ağrımı ne kadar acıtırsa acıtsın görmezden geldiğimden. Geçer diye düşündüğümden. Oysa geçmeyecek bunu öngörmeliydim. O gün arkama bakmalı ve koşmalıydım. Erkeklik arkaya bakmamaktan ibaret değilmiş.
Sevgi, sadakat, hoşgörü bu kadar basit değilmiş. Şimdi kimi seveceğim ben? Manavda satılır mı sevgi? Yaralarım hala ilk günkü gibi sızlarken kimseyi sevemem ki. İşin gerçeği o da bana dönemez. Araya neredeyse 20 yıl girmiş. Eskimişiz, nasırlaşmışız. Sistemin iyice kulu kölesi olmuşuz. Ben bir gece yarısı otobüse binip öğleyin orada olabilir miyim şimdi? Masumiyetimizi bulabilir miyiz yine?
İki akıl hastanesi deneyimi, iki şiir kitabı, bir roman bu kadarmış hayatım. Daha fazla da ileriye gidemiyorum. Ben hep terk edildiğim yerdeyim. Pişmanlığım beni sarmaşıklar gibi sarmış. O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı deyip duruyorum. Geçmişi değiştirmek için eski lambalardan medet umuyorum. Bir dilek hakkım olsa 2008 yılına geri dönmekten başka bir şey istemiyorum zira.
Yani sözün özü geçmişle lanetlenmişim. Beni adam gibi bir sen sevmiştin bir de babam. Şimdi ikiniz de yoksunuz. Bu sevgi açlığıyla nasıl savaşacağım ki ben? Kimseden sevgi dilenmeyeceğimi biliyorum. Ne kadar ömrüm kaldıysa bu açlıkla gireceğim mezara. Ama yine de insan düşünmeden edemiyor. O gün arkamı dönüp sana koşsaydım yine. Böyle olur muydu sonu?
Anlamsızlığın içindeyim. Çevremdeki insanlar donuk, duyarsız. Sabah işten eve geldiğimde soğuk yatağıma yatarken içim titriyor. Burası ev değil, işlediğim suçların cezasını çektiğim bir hapishane. Kendimi cezalandırıyorum hücremde. Çoğu şeyin kıymetini bilmesem de senin kıymetini bilmeliydim. Olmadı işte. Yarım kaldım, kimsesiz kaldım.
Geçenlerde yazışmıştık ya. Senin arada hatırını sormak istiyorum demiştim. Sen de geçmişe saplanmak istemiyorum demiştin. Araya yanlış anlama sana karşı bir şey hissetmiyorum sadece bana gençliğimi hatırlatıyorsun demiştim. Bir bakıma yalandı bu biliyorsun.
Hissediyorum hala. 20 yıl nasıl hissettim ben de bilmiyorum. Ama düzenini kurmuşsun artık, kafanı karıştırmaya hakkım yok. Her şey geçiyor da bu geçmiyor işte. Lanetli bir adamım ben. Ama bir zamanlar öyle şanslıydım ki.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.