Sövmeden sükûn bulup gönlümü pak eylesem. Lâkin kelâm dahi sükûtun zincirindedir Ve susmak, en büyük ihanettir zannedersem.
Cepler tamtakırken cigaradır kayıntı Âdemoğlunun başından eksik olmaz sıkıntı Çok mu ayna kırıldı bu bedbahtlık nedir Şehir sukuta varmış ya, mücbir haldendir.
Aşkın peşinden koşmayana maşuk mu denirmiş Beş kıta gezmeyene seyyah mı denirmiş Hükümde ne yazar kim yorulmuş kim delirmiş Bizi sadece nefret bitirmiş, kemirmiş.
Kim dozerlerle girip dümdüz etti beni. Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.
Umutla güneşi doğurup Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum El veren yok, ışık tutan yok Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi Anlam da yok, derman da yok.
Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan Nefessizlik miras kaldı bana. Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime Kalamıyorum bu şehirde Adımlarım denizde son buluyor.
Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden Başlanır mı yeniden? Ya ucundaysak uçurumun Ya sonundaysak yolun. Başlanır mı yeniden?
Hıçkırarak ağlayışlarımı senin sırdaşlığına saklıyorum. İntihar teşebbüslerimi sakladığın gibi sus. Ve titreyen benliğimi ört Gün ışığına teslim etme Esrarında efkar bulayım dinle..
Ey gece Uykudan geçtim senle Kirli uyanışlarımı terk ettim. Düş masallarındansa feragat ettim Sar beni evladın gibi Yalnızlığımı gölgele.
Ey göğün siyah perdesi Bu acının kaçıncı kertesi Umutlarımı yangınmışçasına söndür. Zincirle beni gerçeğin paslı demirlerine Affetme aşkımı sahte güneşlerime.
Sonumu dipsiz azaplara sürme felek Sözümü özümden koparıp eğme felek At uçurumdan ama ne olur uyandırma
Bükme boynumu paslı ellerle bükme felek Mazluma beni kör bir bıçak etme felek Geçmişi külden bir iz gibi savurma felek İt beni karanlık denizlere ama ne olur kandırma
Aştığım yolların izini gör artık felek Döktüğüm yaşların tuzunu bil artık felek Fısıltıya dönüşmüş çığlığımı duy artık felek Ver ateşlere külümü savur ama ne olur durdurma..
Grinin küle dönen tonunda Ufka açılan yelkenler siyah. Bu gam düğümünü çözmez hiçbir niyaz Zerre halinle bile ezer seni bu açmaz
Umuttan dem vurma, gel deme; Uçuşan kelebekler var deme Zira kelebek sanılan bir bıçaktır, Ve arkanı döndüğünde saplanacaktır.
Delilik aheste çöker insana bilirim Düştüğünde atarsın çıpayı derinlere Anlam tükendiyse hayat beyhudedir bilirim İşte o zaman ruh ait olur sonsuz dehlizlere.
"Yine bir efkar gecesi yanar bir sigara, gölgesinde bir sağa bir sola dumanıyla yol gösterir yazdığın her neyse o’na"
Hoş ne kadar çalışsan da, çırpınsan da Örtülemeyecek bir yaraydı bu Nedeni basitti, ama inkar ve imkan Görünmeyen kalkan, ışığı soğuran.. Ne yollar kadar uzun, ne dağlar kadar yüksek Limitsiz, tutamadığın o gururun var Hep var olacak çünkü doğuştan Her adımında bir set çekecek Bir ket; iki, üç, dört, beş... Sonsuz ve kemiksiz karakterler Bulutla savaşamazsın ki.. Sekiz yönden birine sapmaktansa Orda bırakan, yalnız, hissiz..
İyi adımda atsan bunu sorgulatan Gururuna ilaveten vicdan Her seferinde kendinden korkutan Neden? Çünkü tehlikelidir her "durağan".. Patlayacak bir gün o volkan.. Önemli nokta nereye kadar saklanabilir? Ya da yokedilebilir mi? Keşke faaliyete geçmeden sönebilse Yazık ki gerçekleşmeyecek.. Belki de din olgusundan ibaret o ateş Dünya da "sanal" diğerinde "real"
Bilinmezi düşünme Çünkü hayat zaten zor Bir de tımarhaneye girme !
Öğrendikçe katman katman soğuyor hoş(!) Bütün zevkler ne kadar da boş.. Hassas bir denge değil mi? İçindeki korluk, dışındaki buzluk..
Kitap okumak insanı atlet yapıyor(!) Koş coni koş "yorulduğunda" öleceksin Öldüğünde ise kuruşu kuruşuna bir hesap Ve sonra düşeceksin.. Kabusların gerçekliğinde Bilinmeyen bilindiğinde.. Elden bir şey gelmediğinde.. Tekrar eden geçsen de, geçmesen de Yanıp ıslanıp, ıslanıp yanıp Boğulacaksın cennetinde. Pişeceksin cehenneminde...
Bakışımla öldürdüğüm şimdi bakışımdan bezmiş. Felekle ters düşmüşüz o gün, bugün. Kimliğimde otuz altıyım görünüşte yetmiş.
Sayfalarca yazsam da bir kibritliktir canım Yeminler etsem de tutmaz birbirine anım Yıllar önce döktüm yapraklarımı be cancağızım Şimdi, gün bitmiş, yaz bitmiş, heves bitmiş..
Yarınlarda başlangıç kesin, son belirsiz. Yarınlarda umut göğe asılı bir hilal Yarınlarda bir ihtimaldir ihtilal
Yarınlarda nasıldır göğe tırmanmak Nasıldır uçuruma bacaklarını sallandırmak Bir ipin üzerinde yürürmüşçesine ürperip de Nasıldır korkunu bir evlat gibi sarmalamak
Kuru toprak ilk damlayı özler yarın Kara gece ilk ışığı ister yarın Gönül sıcak bir tebessüm bekler yarın
Yarınlarda sevmek, sevilmek dâhil Bütün olasılıklar mümkün gibi.