Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

12.09.2026

Mayası Çamurdan..


Ben istemez miydim, huzurla uyuyup uyanmayı? Bu mecranın hüzünlü bir adamın değil de mutluluk saçan, gezi, yemek, hobi içerikleri yazan bir adamın olmasını istemez miydim? Belki de isterdim arkadaşlar. Gamsız, tenasül uzvunun dikine giden, zevkten çıldıran bir adam olmak belki de isterdim. O kadar olmasa bile dert etmeyen, sakin biri olmak isterdim. Yoksul biri değilim, zengin biri değilim, sadece yoksun ve yalnız biriyim.

Benim derdim, şükürsüz bir adam olmaktır. Öyle az şükrediyorum ki bu yüzden darbeler yiyorum. Nefsimle her gün her saat çarpışmak beni bozuyor. İçimdeki açığa çıkmaya fırsat kollayan kötülüğü dört koldan çekiştirmek beni yoruyor. Aklım yap diyor ne yaparsan yap acıma, vur tekmeyi, yık her şeyi, aş sınırı. Ama yapmıyorum işte. Sonsuzdan korkuyorum çünkü dünya için ebediyetimi yakmak istemiyorum. Bu yüzden cevaplarım hep, tamam, öyle olsun, problem yok şeklinde çıkıyor. Mesela vardiyayı erken alıyorum, doğal olarak benden de erken alınmasını bekliyorum. Ama öyle olmuyor. İstesem ağzıma geleni söyleyip bırakamaz mıyım işi ya da tartışamaz mıyım? Benim baktığım türden bakmıyor insanlar birbirine. Ben bir melek olmadığımı biliyorum, sadece insanlara çektirmek istemiyorum. Hayat hiçbir şey yapmayıp sadece yatsan bile zor. İnsanların ne yükler taşıdıklarını kimse tahmin edemiyor. Herkesin derdi kendince en büyük. Hoşgörü ve tevazu, yerini hırçınlık ve kibre bırakmış.

Her gün bu isteksizlikle uyanmak o kadar yıpratıcı ki bilemezsiniz. Evden çıktığınızda binlerce yüzle denk geldiğinizde bir ufak tebessüm görmemek nasıl bir şeydir böyle? İnsanlar ya tepkisiz ya da negatif tepkili. Otobüste yanına oturduğumda şekilden şekle giren kimseler görüyorum. Yüzümden sanki şeceremi ve sabıkamı okuyabiliyorlar. Oysa ben hayatım boyunca suçtan kaçabilmiş biriyim, bunu her yanına oturduğuma belgelemem mi lazım?

Bu tür şeyleri babamla konuşabiliyordum. Babam bir küfür patlatıyordu, gülüyorduk. Takma kafana, kendinin doktoru ol diyordu bana. Ama sıkıntılı bir durum olduğunda da uyuyamıyordu. Evrenin bu mucizeler bütününde eğriliği nasıl seçebiliyoruz biz? Kendi keyfimiz için neden başkalarını harcayabiliyoruz? Namaz kılan bir adam Allah’ın yarattığı kendi halindeki bir hayvana nasıl tekme atabiliyor? Domuz etinden kati suretle sakınıp, kul hakkı nasıl yiyebiliyor? Yükselmek için nasıl bir başkasının sırtına basabiliyor? Ona iyilikten başka bir şey sunmamış birine nasıl nankörlük edebiliyor? İnsan olduğu için belki de. Mayasının çamurdan olması sebebiyledir.

İnsan görmek bana iyi gelmiyor. Ama yalnızlık da bir hayli zorluyor. Cehenneme düşenin bir hayali kalmaz. Belki ben de cehennemliğim. Her şeye bu kadar katı bir düşünce tarzı ile baktığım için belki de öyle. Önce kendimi sonra bütün insanlığı yargıladığım için böyle. 37 yıldır bu değişmedi. Ben kendimi değiştiremezken insanlığın kendini değiştirebileceğini düşünen kalın kafalı bir adamım ne yazık ki.

Bu yüzdendir ki, içim hiçbir zaman rahata ermiyor ve vesvese peşimi bırakmıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder