Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

26.08.2026

Benim İçin Üzülme..


Neden kimsesizlikten başka bir şey hissetmiyorum?

Benim amacım kendimi kanıtlamak mıydı? Sahte kalabalıkların etrafımı doldurmasını istemek miydi? Önemli biri olarak görülmek mi istiyordum? Kimi kimseler kimsesiz oluyormuş, bunun bir sebebi yok. Yalnız yemeğini yer, yalnız uyuyup, yalnız uyanırlar ve evlerinde çürürlerken bulunurlar. Nasibimiz neyse onu yaşayacağız.

Umarım delirmem bu sessizlikte. Kimsenin ne umurunda ne de düşündeyim. Var olmak için ne kadar savaştıysam o derece yok sayıldım. Bir babam vardı, çok üstüme düşerdi. Onun eriyişine tanık oldum ve onu ebediyete uğurladıktan sonra hiç kapanmayacak bir yaram oluştu. Belli etmemeye çalışıyorum ama çökmüş vaziyetteyim. Hiç kimse olmasa bile babam beni eylerdi. Onun varlığıyla avunurdum. Hiç kimse olmasın ne olur benim babam vardı. Şimdi o da yok. Artık kırk yaşında sayılırım. Alışmam lazım, dayanmam lazım.

Baba benim için üzülme. Biliyorum üzülüyorsun, çünkü yaşarken bazı şeyleri göremiyordun. İnsanların kişiliklerini, düşüncelerini bilmiyordun. Perde şimdi sana kalktığından dolayı her şeyin farkındasın şimdi. Ama üzülme, vaktimi doldurup döneceğim yanına. Var olmaya çalışmayacağım artık, yok sayılmak önemsiz. Hiç aranmadığım günler de olacak. Kaldırmaya çalışacağım bunu.

20.08.2026

Yoksa?


Bir sigara bir küllük hayli duman
İşte budur dönülmez yoldan kalan
Seyret ki geceyi geçmesin zaman
Yoksunluğa mı ağlıyorsun yoksa?

Gidenler ki sende sen bırakmadı
Bilenler ki tende ruh bırakmadı
Görenler ki serde his bırakmadı
Nankörlüğe mi ağlıyorsun yoksa?

Sönecek olanlar yanmayacaktı
Düşecek olanlar kanmayacaktı
Sövecek olanlar sanmayacaktı
Gerçekliğe mi ağlıyorsun yoksa?

Bir fotoğraf, bir kimlik kaldı elde
Bir isim, bir koku kayboldu yelde
Bir kahramandır gömülü gönülde
Evveliyata mı ağlıyorsun yoksa?





19.08.2026

Ahval-i Rûhiyye..



Çok konuşmazdı yazı biçimi yana yatıktı.

Hoşgörüsü diken misali zihnine batıktı

Sigara altlığı biraz zeytin ekmek katıktı

Gitmeden uğurlamıştı bu âlemden kendini.

Y/etkisiz Adam

17.08.2026

Yaşamayı Reddetmek..


Ölmek istemiyorum ama yaşamayı da reddediyorum...

İstesem de öleceğim istemesem de bu bir gerçek. Ancak yaşamamayı seçebilirim. Onlar gibi yaşamam mesela. Haz peşinde koşmam, kendimi beğendirmeye çalışmam, herkesle konuşmam, çalışırım eve gider uyurum ve bunlar birbirini kovalar. Dışarıda manzarayı görmem. Çünkü manzaraya bir kez kapılırsanız, başınıza dert açarsınız. Daha güzel yaşamak uğruna kendinizi boğarsınız. Bir bakmışsınız kıyıdan fersahlarca açılmışsınız. Uçan kuşa borcunuz olmuş, yüzler düşmüş, rahatlar kaçmış. Tahtırevanla sıçmaya gidebilmek için altın spermadan olmanız gerek. Olmadığınız gibi görünmek sizi her anlamda ezecektir. İşte onlardan olmayacağım. Soluk almak güzeldir ancak yaşamak sizi sadece rezalete sürükleyecektir. Ölmek kolay olsaydı kim dururdu buralarda sorarım size. İki dakika nefesini tuttuğunda boğulmak nasıl bir şey anladığını mı sanırsın? Ölüm ağrısı diye bir gerçek var. Bir butona basıp toz olmak gibi bir durum yok. Yaşamamak feragat etmektir. Açık büfeden yararlanmak yerine sadece çorba içmektir.

İnsan doğumunu seçebilmiş midir? İnanmayanlar seçmemiştir derler, inananlar ise kalubelada kabul ettik derler. Geldin ve gideceksin. Sadece kendini saptırma, bu efsunlu zamanlarda haz sarhoşu gezme. Farkındalığı yakaladıysan şu sözü unutma “Mal sahibi, mülk sahibi nerede bunun ilk sahibi?” Dünya bir handır. Handa sonsuza kadar kalamazsınız. Kişiliğimizi kaybetmeden, parayı Tanrı edinmeden, mütevazı yaşamak lazım. Hayatta kalıp da dünyadan nefret etmemiz gerekiyor. Dünyanın cebine koyduğu, elini tutturduğu bütün anahtarlar ve eller yalan.

15.08.2026

Niyedir?


Bu güneş niyedir doğar
Bu insan niyedir kanar
Bu varlık niyedir solar
Hangi sınırdır geçilmez?

Hazzın içinde coşarken
Düşün peşinde koşarken
Günün dününde yaşarken
Hangi seferdir gidilmez?

Sen ki herkese yabancı
Ben ki ömrüme yalancı
Biz ki derinlerde sancı
Hangi gönüldür bilinmez?

Bir andır yolculuk biter
Bir andır sağanak diner
Bir andır yüksekten iter
Hangi kayıptır dirilmez?

Not: 8'li hece ölçüsü kullanılmıştır.





14.08.2026

Anlamak ve Yanılmak..


Bu dünyaya hedonist gözlerle bakanları anlıyorum. Çünkü tek gerçeğin bu dünya olduğunu düşünüyorlar. Cennetin ve cehennemin burada olduğunu sanıyorlar. Buraya gelişlerinin bir nedeninin olmadığına kendilerini inandırmışlar. Güçleri varken, henüz sağlıklılarken hazzını alalım diyorlar. Kendi bakış açılarına göre haklılar. Onlara “Nerede bu yoğurdun bolluğu” diyemezsiniz.

Kendilerini teşhir edenleri, gördükleri hayatlara özenenleri anlıyorum. Bir bakıma oldukları gibi kalsalar yalnız kalacaklarını düşünüyorlar. Aranmak, görülmek, temasta bulunulmak istiyorlar. Eteğin boyu ne kadar kısalırsa gözlerin o denli üzerlerinde olacaklarını biliyorlar. Sonuç olarak görülmek istiyorlar, beğenilmek istiyorlar. Kendilerince haklılar. Onları da anlıyorum. Nihayetinde bu insanları gerek çevre, gerek sosyal medya ve televizyon bu yola itti. Sürekli gördüğün şeyleri inkâr etmek kolay olmasa gerek.

11.08.2026

Beyhude Bekletme Beni..



Üstadım der ya;

Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.


O fütursuzca geçirdiğim yıllardaki halimi mi seviyorum? Yoksa eski halimin sevdiği o kişiyi mi seviyorum hala bilmiyorum. İkisi de olabilir. Birine dönmek mümkün değil, birine ulaşmak artık imkânsız. En büyük savaşları kendimle yapıyorum. Teslim olsam öleceğim, teslim olmasam delireceğim biliyorum. Neden seviyorum sizi? Neden bu kadar özlüyorum? Bilseydim bu kadar değişeceğimi gelir miydim yine bugünlere? Normal değilim ben, normal olmayı o kadar istediğim halde olamadım hiçbir zaman. Bir sinek uçsa nevrimin döndüğü, bir kinayeli sözden feleğimin şaştığı bu adam olmak istemiyordum ki ben!

Öyle bir havayı yaşadım, hem ben geldim, hem de sen. Üstünden yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Sen aynı değilsin, ben aynı değilim. Bir zamanlar düz çizgide giderken iki farklı yola saptık. Belki de ondan sonra birbirimize hep paralel gittik. İşin acısı paralel çizgiler hiçbir zaman kavuşamaz. Yaşanılan o en özel anlar bana demir parmaklıklar olmuş. Hatırladıkça çıkamayacağım o hücreden. Hiçbir şeyi unutmadığım düşünülürse ömrümü daha da ziyan edeceğim demektir bu.

9.08.2026

Sor..


Beni geçip giden yıllara sor
Nasıl eskitmişler anlatsınlar.
Üşütüp titreten kışlara sor
Nasıl eksiltmişler anlatsınlar

Benimdir kasırga ortasında
Benimdir mengene arasında
Benimdir uçurum kıyısında
Yalnızlıklara sor anlatsınlar

Kor bir ateşken küllendiğimi
Sessiz sedasız dertlendiğimi
Sevinçlerden de gizlendiğimi
Mutsuzluklara sor anlatsınlar.

Benimdir bahçelerim çiçeksiz
Benimdir söylemlerim gereksiz
Benimdir düşüşlerim nedensiz
Yorgunluklara sor anlatsınlar

Not: 10'lu hece ölçüsü kullanılmıştır.





2.08.2026

Bir Hayal Kırıklığı Üzerine..


Bugün bir marketteydim, dolanıyordum alınacak bir şey var mıdır diye. O sırada bir baba ve kızını gördüm. Kız bunu da alalım baba, şunu da alalım diyordu. O an çok sevimli geldi gözüme. Bir baba olsaydım nasıl bir baba olurdum birkaç saniyede hayat muhakemesi yaptım. Gerçekten de bir ailemin olmasını, çocuklarımın olmasını isterdim. Bir insanın daha ne beklentisi olabilir ki hayattan? Bir can yetiştiriyorsunuz sıfırdan. Onun iyi, faydalı bir insan olmasına siz katkıda bulunuyorsunuz. Hem de ilk elden. Okulda öğrenemeyeceği hayatın gizli gerçeklerini siz öğretiyorsunuz. Bir dağ gibi siz duruyorsunuz arkasında. Günün birinde düşecek olsa sadece sizin kapınızda kilit olmadığını biliyor.

Hayat işte, bazı şeyler gerçekleşmek zorunda değil. Ne kadar istesen de, beklesen de şartlar müsait olacak değil. Hak Teâlâ eğer cennetine kabul ederse orada gerçekleşir hayallerim. Dünyada bir şeyi başaramadığım düşünülürse cenneti nasıl hak edeceğim o da meçhul ya. Her şeyi çok büyüttüğümden ve dert ettiğimden bu haldeyim. Yarın olmadan yarını niye planlıyorum ki ben? Neden bir lokantaya girmeden yiyeceğim yemeğin lezzetsiz olma ihtimalini düşünüyorum? Bir şiirimin dizesinde dediğim gibi “vesvese içinde öleceğim”

İnsan acelecidir, nankördür, kindardır. Ama bunları uğraşırsa aşabilir. Ben hiç uğraşmadım, nefsin en kolay kandırdığı kişilerden biriyim. Belki bu yüzden olacağı varsa da olmadı çoğu şey. Belki bu yüzden sevdiğim ve sevenim varken kaybettim. Belki bu yüzden yazar olamadım, yeterince çaba sarf etmediğim için olmadı. İstiyorum ama emek vermiyorum. Sistemi değiştiremiyorum. Sistem beni tüketiyor.

Yalnızım ama özgür değilim. Aksi bir neden olmasa bile huzursuzum. Hep bir şey olacak ve ben onu aşamayacağım gibi geliyor. Oysa olanlar olmuş zaten yenileri eklense ne olur. Bundan farkım olmayacak ki. Babam ölmüş ötesi var mı?

Bildiğim tek şey kendime eziyet etmek. Huzuru dünyada bulamayacağım. Belki ölümden sonra da.


1.08.2026

Bir Hayat Daha Gerek..


“Ölümümüzden sonra bir hayat daha gerek bize
Zira ömrümüz umutlanmakla geçti.”


Sadî-i Şîrâzî


İnsanda gözyaşının sınırı yokmuş. Ağlarsın, ağlarsın da kurudum sanırken hala ağlayabildiğini fark edersin. Nereden geliyor bu damlalar diyecek olursan, sen onu bittikçe üretiyorsun kederlerinle. Gerçekleşmeyen ateşe teslim olmuş hayallerini belki bir umut söndürmek için. Hata yapanın bunun bedelini illaki ödemesi gerekir, ödeyecek de. Ama zamanın olduğu yerde gençlik hatalarını yaşlılıkla ödemek büyük hayal kırıklığıdır. Geçmişte yaptığın hatayı gelecekte düzeltemezsin. Olan olmuş, kor demir soğumuştur. Hata yaptığın haline dönemezsin. Çünkü an geçmiştir, durduramadın, durduramazsın.

Yaşadığın hayatı bir daha bulamayacaksın. Ne kadar farkındasın bunun? Şuan bu yazıyı okuyorsun ya geçiyor zaman. Sabah ve akşam birbirini kovalıyor. Saçların azalıyor, azalanlar beyazlıyor. Pişmanlıkla öleceksin değerli dostum. Her insan gibi pişman olarak öleceğiz. Nedenleri farklı olacak belki ancak o his aynı olacak. O zaman küçüleceksin ne kadar büyük bir değer olsan da. O zaman var oluşunu sorgulayacaksın.