Dönmeye vakit de yok hal de yok..
Çünkü dönmek için kendini yenebilmen gerekli. Biz kendimize yenilmeyi doğuştan seçmişiz. Var olmak acıtıyor en çok. Varlığımız bize zarar veriyor. Bir şeyleri planlamak ve o planların hiçbir zaman tutmayacak olması. Bu kadar değişken varken neyde tutunabiliriz ki. Yarının garanti olmaması ama hala yaşama hevesimizin olması. Ölüm neden bu kadar zordur? Bir tuşa basıp da kapatamıyor muyuz kendimizi?
Neden gerçekliğin bu çıplaklığına dayanamıyoruz? Dünyaya hazırlıksız geldiğimiz bu bariz ortamda. Neden alışamıyoruz halen? Gemisini yürütene kaptan deniyor. O gemiyi suda yüzdürmek sadece iyi niyetle mi mümkündür? İnsanın kaderi var oluşsal yalnızlığını reddetmekle çamura saplanır. İnsan her daim yalnız olduğunu ve hep yalnız kalacağını kabullenmelidir. Ben de dahil çoğu insan bunu kabullenemiyoruz. Hep yanımızda birileri olacak hatta beraber göçeceğiz bu alemden diye düşünüyoruz. Oysa yalnız gelmedik mi? Yapayalnız geldik buralara.
“Bir düşmeye gör acıyan olmaz. Halin nedir diye soranın olmaz.” Dimdik yaşamak çok yorar insanı. Bazen durup soluklanmak istersin de olmaz işte. Sürekli tetikte düşmemek için çabalamanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilirsiniz. Düşmemek için uğraşırsın ama eninde sonunda düşüyorsun. Sadece süre biraz uzuyor.
Nefes almak neden bu kadar gerekli bizim için. Ne görmeyi umuyoruz arkadaşlar biz. Biz bu hayata sadece para kazanmak için mi geldik. Evlerimiz, arabalarımız, dükkanlarımız olacak ve onları ardımızdakilere miras bırakacağız. Böyle mi dönüyor bu dünya?
Bu kültürel asimilasyonda ne için yaşadığımızı unutturdular bize. Ailemiz için yaşamıyoruz, sadece gösteriş için yaşıyoruz. Birilerini kıskandırmak ve onları ezmek için. Birilerinin üstüne basmak ve onları yok etmek için çabalıyoruz ve çalışıyoruz. En tepeye çıkıp oradan aşağıya işemek için didiniyoruz. Ömür çatlak bardaktan sızarken neler kaçırıyoruz bir görebilseydik.
Tok, açın halinden anlamaz. Zengin, fakirin halinden anlamaz. Bu curcunada ne hayatlar kayboluyor gözümüzü kaçırıp duruyoruz. Herkes başaramıyor işte, herkes tutunamıyor. Kendini hazırlayamadan ölüp gidiyorsun. Yaşamak isteyen yaşayamıyor, ölmek isteyen ölemiyor. Bu dünyanın tezatlarından biri de bu. Başta söylediğim gibi ölmek çok zor. Tertemiz ölemiyorsun.
Bizi sınıflandırmışlar. Görünmeyen bir kast sisteminin içindeyiz. Hastanelere bir gidin kim kimin umurundaymış görün. Babamla hastane koridorlarında turlarken sanki yabancı bir ülkedeymiş gibiydik. Parayı insanlık icat etti ve ona secde etti.
Ben açıkça söylemeliyim ki hesap vakti için yaşıyorum. Hesabım bir önce kesilsin ödeyemezsem cezamı çekeyim. Ödersem de artık rahatlayayım. Kuruşu kuruşuna günahlarım yüzüme vurulsun. Yanıp da temizleneyim ve babamı son bir kez daha göreyim. Dünyadayken babamı bir daha göremeyeceğimi bildiğimden. Bir önce hesabımın kesilmesini bekliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.