Nou's Writings..

Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

5.06.2026

Soranlara İyiyim..


Şehrin ara sokaklarında turlayıp
Meydanlara çıkmayan biriyim ben
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden

Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden

Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..




1.06.2026

Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..


Siyaset, ulusların ayakta kalabilmesi, geleceklerini inşa edebilmesi için her kesimden görüşün katılabildiği bir araçtır. Demokrasilerde büyük bir gereklilik olduğunu kimse yadsıyamaz. Ben bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’deki siyaset kavramından bahsedeceğim.

Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.

İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.

Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.

22.05.2026

Kör Kuyu..

Ben Yusuf değilim ki kör kuyudan çıkabileyim.

Benim kaderim yalnızlık ve kimsesizliktir. Kimseye bir zararım dokunmamasına rağmen hayat beni cezalandırmaya devam ediyor. İmtihan diyebilirsiniz ama ne kadar dayanabilirim bu imtihana o önemli. Rus romanlarındaki mujikler gibiyim. Sersefil bir gecekonduda yaşıyorum. Tek yataklı bir pansiyon köşesinde bitecek bu ömür belki.

Nereden nereye demek lazım. Zaman durmadı hiç. Beni yıpratıp eskitti, hastane koridorlarında süründürttü. Bir daha dönmem oralara. Sadece şunu anlayamıyorum. Bir insan her yolu deneyip nasıl bu kadar başarısız olabilir? Her yolu denedim gerçekten. Oldurmak için çok uğraştım. Sonuçta vazgeçiyorum. Benim klasmanım bu noktaymış. Belki daha da düşerim ama artık çıkamam.

18.05.2026

İnsanlık Hali..


İnsanlık hali bir yıkıntı mı bu
Kim dozerlerle girip dümdüz etti beni.
Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.

Umutla güneşi doğurup
Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum
El veren yok, ışık tutan yok
Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi
Anlam da yok, derman da yok.

Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan
Nefessizlik miras kaldı bana.
Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime
Kalamıyorum bu şehirde
Adımlarım denizde son buluyor.

Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden
Başlanır mı yeniden?
Ya ucundaysak uçurumun
Ya sonundaysak yolun.
Başlanır mı yeniden?





12.05.2026

148. Gün..

Bugün 148. gün.

Yokluğun beni yaşayan bir ceset yaptı baba. Beynim patlayacak gibi, seni düşünmediğim bir an bile yok. Hep güzel anlarımız geliyor aklıma. Defalarca rüyama girdin bu süreçte. Yanına mı çağırıyorsun beni babacığım? Öyleyse al beni yanına. Hayat beni mahvediyor, anlamsızlığın içinde boğuyor. Bana tembel diyorlar da kolayına kaçıyorlar işin. Ben bir anlam bulsam hayat karşımda duramaz. Sokakta da olsun yaşarım. Ama ne için bütün bunlar? Yani kim beni arıyor annem ve teyzemden başka? Onlar da akıl verip, nutuk çekiyorlar. Herkes kendi teranesinde ve kendi derdindeyken benim dertlerimi sırtlamama kim yardım edebilir ki?

Hastalığının teşhisinden 2 ay önce spora yazılmıştım hatırlarsan. 1 yıllık taahhüt verdiğim halde 1 kere gidebildim. Senin hastalığını öğrendikten sonra gideceğim varsa da kalmadı ve iptal etmek istedim. Sen hasta değilsin sonuçta, bu geçerli bir sebep değil dediler. Sonra beni mahkemeye vermişler 4000 lira için. Bunu duyunca hemen nasıl işi çözmüştün hasta halinle. Benim için neler çektin böyle? Ayaklarını 10 yıl boyunca öpsem ödeyebilir miyim sana olan borcumu? Hayır ödeyemem. Benden adam olmayacak baba. Babası ölen ilk kişi değilim ben. Ama kıyamet kopmuş gibi hissediyorum yaklaşık 5 aydır.

Aklıma geldiğinde gözlerim yaşarıyor. Sokakta neredeyse uluorta ağlayacağım. Defalarca yazmıştım bu günleri. Ben senin yokluğuna asla alışamam. Arkamdaki koca dağ kaybolmuş nasıl alışayım? O çok sevdiğin Yahudi ortaklarının da gerçek yüzlerini görmüşsündür. Perde kalkmıştır artık senden. Ölmen için dualar etmişlerdir o dükkâna konabilmek için. Hani derdin ya onlar sana yokluğumda yardımcı olurlar diye. Ne safsın. Sen hayattayken sana karşı maske takıyorlardı, sen yokken biz maskesiz görüyorduk onları. Seni öyle bir etki altına almışlar ki onları iyi insanlar sanmıştın. Ne yazık ki durum böyle. Onlardan kimseye fayda gelmez.