Nou's Writings..

Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

3.05.2026

Oyun Değil..


İnsanların arasında insana hasret bir yaşam... 

Meselenin en kısa ve öz halidir bu. İnsanda insanı duygular kalmadığından ona hasret yaşıyorsun. Merhamet, vicdan, hoşgörü, samimiyet, masumiyet bu duyguların hepsini bulunduğumuz yüzyıl sildi süpürdü. Geriye aşağılık, adi duygular kaldı. Nefret, haset, kibir gibi.

Güvenebileceğiniz kimse kalmadı. Arkanızı sadece duvara yaslayabilirsiniz. Övünün bununla. Bu noktaya getirdiğiniz acımasız, çirkin dünyayla övünün. Çünkü hak ettiniz. Sadece bir nesilde çürüttünüz insanlığı. Artık geriye dönüş yok.

Nasıl hayatta kalacağız biz? Kim bizi dinleyecek, kime derdimizi anlatacağız. Artık herkes dinlemeden yargılayıp kalemimizi kırarken ne bekleyebiliriz bu hayattan?

30.04.2026

Böyle Olur Muydu Sonu?


Neden bu kadar kötüleştiğimi biliyorum.

İçimdeki yaralar kabuk bağlamadan devam ettiğimden. Gönül ağrımı ne kadar acıtırsa acıtsın görmezden geldiğimden. Geçer diye düşündüğümden. Oysa geçmeyecek bunu öngörmeliydim. O gün arkama bakmalı ve koşmalıydım. Erkeklik arkaya bakmamaktan ibaret değilmiş.

Sevgi, sadakat, hoşgörü bu kadar basit değilmiş. Şimdi kimi seveceğim ben? Manavda satılır mı sevgi? Yaralarım hala ilk günkü gibi sızlarken kimseyi sevemem ki. İşin gerçeği o da bana dönemez. Araya neredeyse 20 yıl girmiş. Eskimişiz, nasırlaşmışız. Sistemin iyice kulu kölesi olmuşuz. Ben bir gece yarısı otobüse binip öğleyin orada olabilir miyim şimdi? Masumiyetimizi bulabilir miyiz yine?

İki akıl hastanesi deneyimi, iki şiir kitabı, bir roman bu kadarmış hayatım. Daha fazla da ileriye gidemiyorum. Ben hep terk edildiğim yerdeyim. Pişmanlığım beni sarmaşıklar gibi sarmış. O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı deyip duruyorum. Geçmişi değiştirmek için eski lambalardan medet umuyorum. Bir dilek hakkım olsa 2008 yılına geri dönmekten başka bir şey istemiyorum zira.

25.04.2026

Hesap Vakti..


Dönmeye vakit de yok hal de yok..

Çünkü dönmek için kendini yenebilmen gerekli. Biz kendimize yenilmeyi doğuştan seçmişiz. Var olmak acıtıyor en çok. Varlığımız bize zarar veriyor. Bir şeyleri planlamak ve o planların hiçbir zaman tutmayacak olması. Bu kadar değişken varken neyde tutunabiliriz ki. Yarının garanti olmaması ama hala yaşama hevesimizin olması. Ölüm neden bu kadar zordur? Bir tuşa basıp da kapatamıyor muyuz kendimizi?

Neden gerçekliğin bu çıplaklığına dayanamıyoruz? Dünyaya hazırlıksız geldiğimiz bu bariz ortamda. Neden alışamıyoruz halen? Gemisini yürütene kaptan deniyor. O gemiyi suda yüzdürmek sadece iyi niyetle mi mümkündür? İnsanın kaderi var oluşsal yalnızlığını reddetmekle çamura saplanır. İnsan her daim yalnız olduğunu ve hep yalnız kalacağını kabullenmelidir. Ben de dahil çoğu insan bunu kabullenemiyoruz. Hep yanımızda birileri olacak hatta beraber göçeceğiz bu alemden diye düşünüyoruz. Oysa yalnız gelmedik mi? Yapayalnız geldik buralara. 

“Bir düşmeye gör acıyan olmaz. Halin nedir diye soranın olmaz.” Dimdik yaşamak çok yorar insanı. Bazen durup soluklanmak istersin de olmaz işte. Sürekli tetikte düşmemek için çabalamanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilirsiniz. Düşmemek için uğraşırsın ama eninde sonunda düşüyorsun. Sadece süre biraz uzuyor. 

23.04.2026

Aynalar Değişsin..



Biz değişmeyiz artık
Aynalar değişsin.
Onlar bizi kandırsın
Ve umut adı verilmiş yalanlara inandırsın.

Değişim durağını yüzyıl önce geçmişiz
Şu anki halimize evrilmişiz
Bata çıka bu çamur deryasında
Sadece kendimizi eskitmişiz

Hükmümüz yoktur şimdi bulunsak
Evvel zamanın bir kayıp düşündeyken

Her şeyin ortasında hiçmişiz
Kalabalığın yuttuğu gölgeymişiz
Ve ölmeden unutulanların şehrindeymişiz

Kaderimiz bizim seçimimizmiş
Ona zincirli olmak ise nefretimizmiş.





17.04.2026

Gece..



Ey gece
Hıçkırarak ağlayışlarımı senin sırdaşlığına saklıyorum.
İntihar teşebbüslerimi sakladığın gibi sus.
Ve titreyen benliğimi ört
Gün ışığına teslim etme
Esrarında efkar bulayım dinle..

Ey gece
Uykudan geçtim senle
Kirli uyanışlarımı terk ettim.
Düş masallarındansa feragat ettim
Sar beni evladın gibi
Yalnızlığımı gölgele.

Ey göğün siyah perdesi
Bu acının kaçıncı kertesi
Umutlarımı yangınmışçasına söndür.
Zincirle beni gerçeğin paslı demirlerine
Affetme aşkımı sahte güneşlerime.