Nou's Writings..

Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

9.07.2026

Mücbir Hal..


Bir nefes ferahlasam, derdimi arz eylesem,
Sövmeden sükûn bulup gönlümü pak eylesem.
Lâkin kelâm dahi sükûtun zincirindedir
Ve susmak, en büyük ihanettir zannedersem.

Cepler tamtakırken cigaradır kayıntı
Âdemoğlunun başından eksik olmaz sıkıntı
Çok mu ayna kırıldı bu bedbahtlık nedir
Şehir sukuta varmış ya, mücbir haldendir.

Aşkın peşinden koşmayana maşuk mu denirmiş
Beş kıta gezmeyene seyyah mı denirmiş
Hükümde ne yazar kim yorulmuş kim delirmiş
Bizi sadece nefret bitirmiş, kemirmiş.





8.07.2026

O Adam..


Vefatına bir ay kala akşam çökerken gördüm onu.
Eve hiçbir zaman ekmeksiz gelmeyen adam
Yine fırından çıkıyordu.
Gözleri seçemiyordu karanlık bastırmışken.
Ağır adımlarla sallanarak yürüyordu
En hafif rüzgârda yıkılacak gibiydi
Belki de kaybolacakken buldum onu.
Koluna girdim, içimden ağladım
Yıllara meydan okuyan o adam ümidini kesmişti artık
Gözlerinde sadece hüzün vardı.
Biraz daha yaşamak istiyordu.
Bu melun şehirden kurtulacak kadar.
Tanıdığı herkeste izi olan o adam
Benim babamdı.

27.06.2026

Dümdüz Sövüyorum..



Yaşamak istemiyorum…

Durum bu kadar net aslında. Başka söze de gerek yok. Bu iğrenç insanların arasında dolanmak istemiyorum. Menfaatlerinin köpeği olmuş her biri. Ulan ölüp, kurda çıyana yem olacağız. Ama bu orospular ve çocukları her yere dehşet saçmaya bayılıyor. Ne değer verdiniz siktiğimin hayatına ya hu? Ne değer verdiniz yarak gibi kişiliğinize? Siktirin alın kıçınıza sokun bu dünyayı. Eminim değer verdiğiniz materyalleri de götünüzün içinde ahirete götürürsünüz.

Kadınlar desen ilgi manyağı, erkekler desen paranın iti. Amaç ne derseniz. Amaç caka satmak. Kimi davul gibi gerdirdiği yüzüyle biraz beğeni almak, kimi bir arabanın önünde poz kesip kendini metaya satan karılara şekil göstermenin derdinde.

Düzen yok sıçtığımın dünyasında. Geçen altın bir bileziği büküp çayını karıştıran yarak kafalı bir kuyumcu görmüştüm. Hacı diye geçinenlerden. E be orospunun evladı memleket bir dilim ekmeğe muhtaç insanlardan geçilmiyor. O altını alabilmek için götünden soluyor insanlar. Sen mi Müslümansın?

Yanalım oğlum cehennemde eriyip eriyip yanalım. Cennetten boşuna kovulmamışız. Bu kadar şekilci, kendini dev aynasında gören başka bir canlı var mıdır? Şeytanın mesai yapmasına gerek bile yok. Şeytan devirmiş götünü yatıyordur. Yoldan çıkmaya biz meyilliyiz. Bir başkasının hakkına girmeye, şatafatın kölesi olmaya biz meraklıyız.

Allah bizim belamızı vermiş insan olarak var ederek. Keşke bir taş olsaydım, en azından cehenneme gitmezdim.

21.06.2026

Babalar Günü..

"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam.."

Bulamam be azizim bulamam. İlk defa babama bir hediye bakamadım bu babalar gününde. Çünkü babamı 6 ay önce kaybettik. Kabrine gittim susuz toprağına su döktüm. Biraz ağladım biraz dertleştim onunla. Burada biraz anlattım babamı o mağrur bir dağ gibiydi, ama kalbinin yumuşaklığını gizleyemezdi. Yufka yürekliydi yani. Önce biraz sinirlenir sonra pamuk gibi olurdu. Babam benim kahramanımdı olmak istediğim insandı. Şimdi yok işte. Şanslı bu bakımdan çocuklarından önce vefat etti. 

Babamla maçlar izlerdik, oyunlar oynardık. Yüz göz olmazdı benle ama damarımı da bilirdi. Bana keyfi yerindeyken hep bok herif derdi. Benim de bu seslenişi çok hoşuma giderdi. Beni sevdiğini anlardım bu lafından. 

Beynine kanserin metastaz yaptığını öğrendiğimiz zamanlarda çok durgundu babam. Bir keresinde balık almaya gitmişti tek başına. Gözleri görmemeye başlamıştı. Akşam kararırken beni bir telaş aldı ve onu aramaya çıktım. Fırından çıkarken gördüm onu, deryanın ortasında sandallaydı sanki. Onu bulamasam kaybolacak gibiydi. Öyle üzülmüştüm ki bu duruma. Her dışarı çıkışında yanından ayrılmayacaktım artık. 

20.06.2026

Neçe..


Geldim, gördüm de yenemedim ahali
Ne Golyat’a David’im, ne Emevi’ye Ali.
Faleze açılan bir yolumdur tali
Sonum neçe olacaktır bilmem.

Gördüm, duydum da sustum ahali.
Ben de o dilsiz iblislerdendim.
Ve suya muhtaca çöllerdendim
Sonum neçe olacaktır bilmem.





5.06.2026

Soranlara İyiyim..


Şehrin ara sokaklarında turlayıp
Meydanlara çıkmayan biriyim ben
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden

Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden

Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..




1.06.2026

Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..


Siyaset, ulusların ayakta kalabilmesi, geleceklerini inşa edebilmesi için her kesimden görüşün katılabildiği bir araçtır. Demokrasilerde büyük bir gereklilik olduğunu kimse yadsıyamaz. Ben bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’deki siyaset kavramından bahsedeceğim.

Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.

İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.

Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.