Nou's Writings..

Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

19.09.2026

Düşecek..


Ufukta ayrılık var zulada pişmanlık
Akla düşen onlarca sebep
Ve yalnızca biri uyutacak
Uyanıkken daldığın düşlerinden

Yollar ayrılacak hatta kaldırımlar
Hatta benlikten de töz
Hiçbir şeye sevinemeden
Geçeceksin her serden, gönülden

Ve sigaradan kül düşecek
Gülzardan gül
Kaçacaksın merhametinden
Sakınacaksın masumiyetinden.






14.09.2026

Hâlâ..


Bir zamanlar düştüğüm kuyunun
Dibini göremedim hâlâ
Boşlukta yok olma ümidiyle
Yaşıyorum hâlâ.

Dünya ne güzel diyorlar
Hayır, çirkindir hâlâ.
Gelecekten bahsediyorlar
Ben dünlere çiviliyim hâlâ.

Çaresi yok mudur var olmanın
Kaybolmak istiyorum hâlâ.
Göğün altında yapayalnız ruhumla
Eziliyorum da ölmüyorum hâlâ.





12.09.2026

Mayası Çamurdan..


Ben istemez miydim, huzurla uyuyup uyanmayı? Bu mecranın hüzünlü bir adamın değil de mutluluk saçan, gezi, yemek, hobi içerikleri yazan bir adamın olmasını istemez miydim? Belki de isterdim arkadaşlar. Gamsız, tenasül uzvunun dikine giden, zevkten çıldıran bir adam olmak belki de isterdim. O kadar olmasa bile dert etmeyen, sakin biri olmak isterdim. Yoksul biri değilim, zengin biri değilim, sadece yoksun ve yalnız biriyim.

Benim derdim, şükürsüz bir adam olmaktır. Öyle az şükrediyorum ki bu yüzden darbeler yiyorum. Nefsimle her gün her saat çarpışmak beni bozuyor. İçimdeki açığa çıkmaya fırsat kollayan kötülüğü dört koldan çekiştirmek beni yoruyor. Aklım yap diyor ne yaparsan yap acıma, vur tekmeyi, yık her şeyi, aş sınırı. Ama yapmıyorum işte. Sonsuzdan korkuyorum çünkü dünya için ebediyetimi yakmak istemiyorum. Bu yüzden cevaplarım hep, tamam, öyle olsun, problem yok şeklinde çıkıyor. Mesela vardiyayı erken alıyorum, doğal olarak benden de erken alınmasını bekliyorum. Ama öyle olmuyor. İstesem ağzıma geleni söyleyip bırakamaz mıyım işi ya da tartışamaz mıyım? Benim baktığım türden bakmıyor insanlar birbirine. Ben bir melek olmadığımı biliyorum, sadece insanlara çektirmek istemiyorum. Hayat hiçbir şey yapmayıp sadece yatsan bile zor. İnsanların ne yükler taşıdıklarını kimse tahmin edemiyor. Herkesin derdi kendince en büyük. Hoşgörü ve tevazu, yerini hırçınlık ve kibre bırakmış.

8.09.2026

Tadı Yok Sensiz..

Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın.

266 gün oldu sen yalan dünyadan ayrılalı baba. Her şey seyrinde devam ediyor. Yağmur yağıyor, rüzgâr esiyor, koşturma devam ediyor. Hayat sen sanki ölmemişsin gibi pervasızca yol alıyor. Bir ben kalmışım içinde geçmeyecek sızıyla. Bir ben kalmışım yapayalnız buralarda. Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok.

Baban öldüğünde kimsesiz kalıyorsun. Gidilecek hiçbir yer kalmıyor o da göçtüğünde. Dönülebilecek olsa dönerdin biliyorum. Çaresi olsa gelmeden durabilir miydin? Gittiği yere kadar yoldaştık birbirimize. Yaşamı sevdiğin halde neden bu kadar sigara içtin be baba? Ben hayatı sevmediğimden içiyorum. Sen seviyordun. Gerçi ecel geldiğinde ne yapsan boştur. Doğarken alnımızda yazılı ne zaman öleceğimiz. Belki sigara içmeseydin ıstırap çekmezdin baba. Belki aniden sana gelirdi ölüm. Her şeyin farkına varmadan, üzüntü içinde ölmezdin belki. Seni yalnız bırakacaklarını bilmezdin. Dost sandığın düşmanlarını görmezdin. Hepsinin farkına vararak hüzünle ayrıldın buralardan. Bunu hissediyorum, çünkü ölüm döşeğinde gözlerinde sadece hüzün vardı. Bu hayata veda etmenin hüznü değildi, her şeyin farkına varmanın hüznüydü. Güvendiklerinin aslında ne kadar güvenilmez olduklarının farkına varmak insanı ne kadar da üzer.

6.09.2026

Çile..


Ne yoldan dönülmüş ne zamandan
Felek daha acımasızmış düşmandan
Mutluluk şimdi nafileymiş kalandan
Uzun ömürle imtihan eyleme beni.



3.09.2026

Kalmak..


Herkes gidiyor da ben kalakalmışım. 

Neden kaldığım apaçık ortada aslında. Bende cesaretin zerresi bile yok. Hayatımın bir kıymeti olmadığını bildiğim halde, umudun sadece daha kötü günleri getireceğini bilerek kalıyorum. Temelli gidebileceğim bir anı düşlüyorum. Çünkü varlığım aslında yokluktur benim. Var olduğumu sanıyorum, yazılar ve şiirler yazıyorum ama sadece kendim okuyorum sonuçta. Varken yok sayılmak başlarda çok acıtsa da artık bir önemi yok. Bu dünyadan kimler geçmiş kaçını hatırlıyoruz ki?

Dolanıp duruyorum işte kaldırımlarda. Bazen orada bile görülmüyorum ki çarpışıyoruz insanlarla. Özgüvenimi nerede kaybettiğimi biliyorum ve oralara dönmek mümkün değil. Benim gibi milyonlar vardır. Kalmak günahlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor oysa. Bari bir mağaraya kapanıp sadece ibadet etseydim. Onu da yapamıyorum.

Nasıl bu kadar güçsüzleştim anlayamıyorum. Sanki sihirli bir değnek değdi bana ve korkular ve endişeler yükledi. Neden korkuyorum ki? En fazla ne olabilir? Dünyada neden kalmak istiyorum ben bir boka yaramadığım halde? Sanırım önce ölüm ağrısından, sonra cehennem azabından korkuyorum. Ben bir aziz değilim ki, egoist bir insanım sadece. Tanrı’nın sadece cezalandırıcı tarafını mı görüyorum?

1.09.2026

Teslimiyet..


Ne için savaşacağını bilmiyorsan, teslim olman gerekiyor. 

Yalnızlığın daralttığı yaşam alanını korumak için mi savaşacaksın yoksa? Hayat o kadar mı güzel? Hayatı bu kadar sevmemek gerek, yoksa ayrılamazsın. Bazıları dünyaya sığamaz. Hiçbir şey tatmin etmez onları, ruhunun sonsuz açlığını küçücük dünya nasıl doyurabilir? Eksik olanları bilemezsin. Yalnız olmasan başka bir şey eksik olacak bunlar hep birbirini takip edecek. Sen burada tamamlanamayacaksın. Bunun erken farkına varıyorsan, yaşamın saçmalığını anlıyorsun. Seni hiçbir şey doyuramayacak. En önemli faktör budur. 

Bu düğüm çözülmez, ne yazık ki gerçek bu. Nereye çıkarsan çık hiçbiri gerçek bir doyum olmayacak. Yapabileceklerinin sınırı var, tüketebileceklerinin sınırı var. Ama ruhun her zaman aç olacak. Biz dünyayı tüketeceğiz, dünya da bizi. Uyanmak isteyeceksin ama seni yakandan bırakmayacak bir türlü.