Permidev çok zayıflamıştı. 78 kiloyken son iki haftada 70 kiloya düşmüştü. Son zamanlarda yemek yemeye çalışsa da yiyemiyor ve aç kalkıyordu masadan. Doğru düzgün nefes alamaması onu öyle yoruyordu ki ayakta turlayamıyordu eskisi kadar. Taş olsun mermer olsun aldırmadan çöküp oturuyordu.
Gözleri donuklaşmıştı. Başına gelebilecek her şeyi kabullenmiş gibi bir hali vardı. Vazgeçmiş gibiydi artık. Akıntıya karşı kürek çekmenin onu sadece daha da yoracağını düşünmekteydi. Keshkin’in kaçışına sevinmişti. Çünkü Keshkin’in idealleri olduğunu düşünüyordu onun daha çok yılları vardı önünde ve onun yıllarını kendisi kadar kolay harcamayacağı barizdi.
Kalacak olanlara üzülüyordu sadece. Dünyada kalmak sadece bir eziyetti ve acziyeti beraberinde getiriyordu. Bazı şeylere sahip olamadıysan sadece debeleniyordun buralarda. Sonunda en güzel yılların geçmiş oluyordu ve sen de bir şey kazanmıyordun.
Sigarasını en çok başlangıçlara yakmıştı. Yeni günlere ve yeni haftalara. Ama yeni günler, yeni haftalar ve yeni aylar sadece aynı yaşanmışlıkları getirmişlerdi. Başlangıçlar hep aynı şekilde sonuçlanmışlardı. Oysa Permidev aynı hareketlerde ısrarcı olmamıştı. Farklı yöntemler denese de aynı kaybedişlere ulaşmıştı.
Hayat sanki bir slot makinesiydi ve ona kaybettirmeye programlanmıştı. Ara verse de olmuyordu başka makineye geçse de olmuyordu. Neticesinde sonuç hep kaybedişti. Buraya zaten bu yüzden gelmişti. Burada en fazla ne kaybedebileceğini düşünmüştü. Dışarıda moralini, keyfini, huzurunu yavaş yavaş kaybetmektense Zabarnava’da hayatını tek seferde kaybetmeyi göze almıştı. Sonunda bunu başarıyordu. Tek bir kaybediş ve bilinmeze yolculuk. En azından dünya cefasından kurtuluş ona cazip geliyordu.
İnsanların birbirlerine zehir ettiği bu ortamda yeteri kadar kaldığını düşünüyordu. Şahit olabileceği her şeyi görmüştü. Hiçbir şey artık onu şaşırtamazdı. Kardeşin kardeşe ettiği, eşin eşe yaptığı, dostun dostu ittiği bu yalan denizinde çok kürek çekmişti. Öyle kürek çekmişti ki hiçbir yere varamamıştı.
Anlam demiştik. Hayatını bir anlama yontamayan insanlar yolsuz ve yönsüz kişiliklerdir. Rotalarını belirleyemezler. Sapa yönlere girerler ve uçurum kıyılarına yol alırlar. Permidev uçurumun kıyısında dibe bakarak gülümsüyordu.