Nou's Writings..

Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

6.09.2026

Çile..


Ne yoldan dönülmüş ne zamandan
Felek daha acımasızmış düşmandan
Mutluluk şimdi nafileymiş kalandan
Uzun ömürle imtihan eyleme beni.



3.09.2026

Kalmak..


Herkes gidiyor da ben kalakalmışım. 

Neden kaldığım apaçık ortada aslında. Bende cesaretin zerresi bile yok. Hayatımın bir kıymeti olmadığını bildiğim halde, umudun sadece daha kötü günleri getireceğini bilerek kalıyorum. Temelli gidebileceğim bir anı düşlüyorum. Çünkü varlığım aslında yokluktur benim. Var olduğumu sanıyorum, yazılar ve şiirler yazıyorum ama sadece kendim okuyorum sonuçta. Varken yok sayılmak başlarda çok acıtsa da artık bir önemi yok. Bu dünyadan kimler geçmiş kaçını hatırlıyoruz ki?

Dolanıp duruyorum işte kaldırımlarda. Bazen orada bile görülmüyorum ki çarpışıyoruz insanlarla. Özgüvenimi nerede kaybettiğimi biliyorum ve oralara dönmek mümkün değil. Benim gibi milyonlar vardır. Kalmak günahlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor oysa. Bari bir mağaraya kapanıp sadece ibadet etseydim. Onu da yapamıyorum.

Nasıl bu kadar güçsüzleştim anlayamıyorum. Sanki sihirli bir değnek değdi bana ve korkular ve endişeler yükledi. Neden korkuyorum ki? En fazla ne olabilir? Dünyada neden kalmak istiyorum ben bir boka yaramadığım halde? Sanırım önce ölüm ağrısından, sonra cehennem azabından korkuyorum. Ben bir aziz değilim ki, egoist bir insanım sadece. Tanrı’nın sadece cezalandırıcı tarafını mı görüyorum?

1.09.2026

Teslimiyet..


Ne için savaşacağını bilmiyorsan, teslim olman gerekiyor. 

Yalnızlığın daralttığı yaşam alanını korumak için mi savaşacaksın yoksa? Hayat o kadar mı güzel? Hayatı bu kadar sevmemek gerek, yoksa ayrılamazsın. Bazıları dünyaya sığamaz. Hiçbir şey tatmin etmez onları, ruhunun sonsuz açlığını küçücük dünya nasıl doyurabilir? Eksik olanları bilemezsin. Yalnız olmasan başka bir şey eksik olacak bunlar hep birbirini takip edecek. Sen burada tamamlanamayacaksın. Bunun erken farkına varıyorsan, yaşamın saçmalığını anlıyorsun. Seni hiçbir şey doyuramayacak. En önemli faktör budur. 

Bu düğüm çözülmez, ne yazık ki gerçek bu. Nereye çıkarsan çık hiçbiri gerçek bir doyum olmayacak. Yapabileceklerinin sınırı var, tüketebileceklerinin sınırı var. Ama ruhun her zaman aç olacak. Biz dünyayı tüketeceğiz, dünya da bizi. Uyanmak isteyeceksin ama seni yakandan bırakmayacak bir türlü. 

26.08.2026

Benim İçin Üzülme..


Neden kimsesizlikten başka bir şey hissetmiyorum?

Benim amacım kendimi kanıtlamak mıydı? Sahte kalabalıkların etrafımı doldurmasını istemek miydi? Önemli biri olarak görülmek mi istiyordum? Kimi kimseler kimsesiz oluyormuş, bunun bir sebebi yok. Yalnız yemeğini yer, yalnız uyuyup, yalnız uyanırlar ve evlerinde çürürlerken bulunurlar. Nasibimiz neyse onu yaşayacağız.

Umarım delirmem bu sessizlikte. Kimsenin ne umurunda ne de düşündeyim. Var olmak için ne kadar savaştıysam o derece yok sayıldım. Bir babam vardı, çok üstüme düşerdi. Onun eriyişine tanık oldum ve onu ebediyete uğurladıktan sonra hiç kapanmayacak bir yaram oluştu. Belli etmemeye çalışıyorum ama çökmüş vaziyetteyim. Hiç kimse olmasa bile babam beni eylerdi. Onun varlığıyla avunurdum. Hiç kimse olmasın ne olur benim babam vardı. Şimdi o da yok. Artık kırk yaşında sayılırım. Alışmam lazım, dayanmam lazım.

Baba benim için üzülme. Biliyorum üzülüyorsun, çünkü yaşarken bazı şeyleri göremiyordun. İnsanların kişiliklerini, düşüncelerini bilmiyordun. Perde şimdi sana kalktığından dolayı her şeyin farkındasın şimdi. Ama üzülme, vaktimi doldurup döneceğim yanına. Var olmaya çalışmayacağım artık, yok sayılmak önemsiz. Hiç aranmadığım günler de olacak. Kaldırmaya çalışacağım bunu.

20.08.2026

Yoksa?


Bir sigara bir küllük hayli duman
İşte budur dönülmez yoldan kalan
Seyret ki geceyi geçmesin zaman
Yoksunluğa mı ağlıyorsun yoksa?

Gidenler ki sende sen bırakmadı
Bilenler ki tende ruh bırakmadı
Görenler ki serde his bırakmadı
Nankörlüğe mi ağlıyorsun yoksa?

Sönecek olanlar yanmayacaktı
Düşecek olanlar kanmayacaktı
Sövecek olanlar sanmayacaktı
Gerçekliğe mi ağlıyorsun yoksa?

Bir fotoğraf, bir kimlik kaldı elde
Bir isim, bir koku kayboldu yelde
Bir kahramandır gömülü gönülde
Evveliyata mı ağlıyorsun yoksa?





19.08.2026

Ahval-i Rûhiyye..



Çok konuşmazdı yazı biçimi yana yatıktı.

Hoşgörüsü diken misali zihnine batıktı

Sigara altlığı biraz zeytin ekmek katıktı

Gitmeden uğurlamıştı bu âlemden kendini.

Y/etkisiz Adam

17.08.2026

Yaşamayı Reddetmek..


Ölmek istemiyorum ama yaşamayı da reddediyorum...

İstesem de öleceğim istemesem de bu bir gerçek. Ancak yaşamamayı seçebilirim. Onlar gibi yaşamam mesela. Haz peşinde koşmam, kendimi beğendirmeye çalışmam, herkesle konuşmam, çalışırım eve gider uyurum ve bunlar birbirini kovalar. Dışarıda manzarayı görmem. Çünkü manzaraya bir kez kapılırsanız, başınıza dert açarsınız. Daha güzel yaşamak uğruna kendinizi boğarsınız. Bir bakmışsınız kıyıdan fersahlarca açılmışsınız. Uçan kuşa borcunuz olmuş, yüzler düşmüş, rahatlar kaçmış. Tahtırevanla sıçmaya gidebilmek için altın spermadan olmanız gerek. Olmadığınız gibi görünmek sizi her anlamda ezecektir. İşte onlardan olmayacağım. Soluk almak güzeldir ancak yaşamak sizi sadece rezalete sürükleyecektir. Ölmek kolay olsaydı kim dururdu buralarda sorarım size. İki dakika nefesini tuttuğunda boğulmak nasıl bir şey anladığını mı sanırsın? Ölüm ağrısı diye bir gerçek var. Bir butona basıp toz olmak gibi bir durum yok. Yaşamamak feragat etmektir. Açık büfeden yararlanmak yerine sadece çorba içmektir.

İnsan doğumunu seçebilmiş midir? İnanmayanlar seçmemiştir derler, inananlar ise kalubelada kabul ettik derler. Geldin ve gideceksin. Sadece kendini saptırma, bu efsunlu zamanlarda haz sarhoşu gezme. Farkındalığı yakaladıysan şu sözü unutma “Mal sahibi, mülk sahibi nerede bunun ilk sahibi?” Dünya bir handır. Handa sonsuza kadar kalamazsınız. Kişiliğimizi kaybetmeden, parayı Tanrı edinmeden, mütevazı yaşamak lazım. Hayatta kalıp da dünyadan nefret etmemiz gerekiyor. Dünyanın cebine koyduğu, elini tutturduğu bütün anahtarlar ve eller yalan.