Önce gençlik gider, sonra heves, sonra çevrendeki insanlar gider, baban gider, annen gider. Ne kalır derseniz sadece inanç kalır diyebiliriz. Hayatı tamamen öğrendiğinde kimseden bir fayda çıkmayacağını anlamışsındır. Tekil bir yaşamdır bu, bacağından asılacak o koyun sensin. Kimseden bir şey bekleme, senin bir tane baban vardı. O da öldü.
Allah nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz diye bir deyiş vardır. Benim sadece iki hayalim vardı, beni sadece ben olduğum için sevecek bir eş ve bir de ucundan yazar kabul edilmek isterdim. Kırk yaşına ramak kalmışken hiçbiri gerçekleşmedi. Belki eşi aramadım hiç, ama yazmadığım bir gün bile olmadı. Hayırlısı demek lazım. Sonuçta her şey tıkırında gitmek zorunda değil.
Tilkilerin, çakalların, sırtlanların dünyası burası. Suyu bile tetikte içeceksin. Birine güvendin diyelim, kandırılacağın günü bekleyeceksin. Her gün ayrı bir macera, belki bu yüzden sıra dışı. Tek oyunculu rpg oyunlarından daha yüksek bütçeli bir oyundur hayat. Burada öldüğünde yeniden başlayamayacaksın.
Ağustos böceğinin ömrü sadece bir aydır. Masallardaki gibi kışı derbeder geçirmediği için şanslı. Ama biz insanların ömrü belirsiz. Gaybı bilmek insana bahşedilmiş kudret değildir. Uzun bir ömrü perişan yaşamamak için kendimizi her an hayata hazırlamalıyız.
Şu da bir gerçektir ki acıyan insan acınacak insana dönüşür. Acınacak bir insana dönüştüğünüzde ne gider derseniz inanç da gider.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.