On beş dakika önce benim için büyük anlamlar taşıyan artık faal olmayıp eski web sitesi müze haline getirilmiş garaj.org'dan hesabımı sildim. Neden benim için anlamlıydı onu anlatacağım şimdi.
Bu siteye 2006 yılının Nisan ayında kaydolmuştum. Ateşi başında bir ergendim zira 17 yaşındaydım. Liseye gidiyordum düşünün. Akşamları ve hafta sonları bu sitede yazmaktan başka bir şey yapmıyordum. Hayatıma o kadar kişi girdi ki bu site sayesinde sayamam. Kaç tane kız arkadaşım, dostum, düşmanım oldu tahmin bile edemiyorum.
Millete laf yetiştirme, müzik kültürü edinme, aktivitelerde bulunma. Bu sitede hayatımın en sosyal günlerini geçirdim. Bir kimliğim oldu, bir rumuzla büyük boyutlarda bir çevrem oldu. Buluştuk, konuştuk, planlar yaptık. İki kere siteden atıldım fevri çıkışlarım yüzünden. İkisinde de site sahibine bir açıklama yazıp tekrar alındım. Kaç kere ban yedim, yorum yazamadım. Kaç kez küfür yedim, kaç kez aşk mesajı aldım. Hepsi eskide kaldı. Aşklar, dostluklar, arkadaşlıklar, düşmanlıklar hepsi mazide kaldı. Garaj 10 yıldan fazladır ölü bir siteydi. Tanıdığım herkes terk etmişti burayı.
Bense üç bin küsür mesaj arşivim için tutunmaya devam ediyordum. Bazen yıllar önce yazılmış naftalin kokan o eski mesajlarımı okuyordum. Neler yaşamışım böyle. Kaoslar yaşanırken dimdik ayakta olduğum o günlerden, bir köşeye sinmiş her şeyden elimi ayağımı çektiğim bugünlere geliyoruz. Zamanın beni bitirdiğinin en büyük kanıtıydı bu site. Eskiden neymişim diye düşünüp duruyordum her girdiğimde.
Ve artık 20 yıllık bu macerayı biraz önce sonlandırdım. Acısıyla tatlısıyla bütün anılar birdenbire kayboldu. 157 sayfa mesajı tek tek silerken üşümeye başladım. Hala da üşüyorum. Tüylerim diken diken. Kolay mı ya hu? Hayatımın 20 yılını sildim. Bir daha yaşanmayacak. Çünkü o gençlik, o heves artık yok.
Güle güle GaRaJ, bana bir zamanlar var olduğumu hatırlatıyordun. Ben artık yokum ve tarihten siliniyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.