Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

6.09.2023

İstanbul..



İstanbul'u izlerim, kah yalnız, kah acısız.
Gece ay ışığında, masumdur desen değil.
İnsanlar ki diş dişe, geçmez vakit sancısız
Yeni gün şafağında, adildir desen değil.

İstanbul'u izlerim, yıldızlar ki uzakta.
Birdenbire düşünce, Hızır'dır desen değil
Tek an bile durmadan, her seferde ayakta
Geçmez ki büyüyünce, Kamil'dir desen değil

İstanbul'u izlerim, suskun, şaşkın, uykusuz
Gamla yıkanmış yollar, solgundur desen değil
Bir telaştır içinde, kim kaldı ki korkusuz.
Sonu iple çekerken, yorgundur desen değil

İstanbul'u izlerim, bize benzer hayatlar
Yıkılmış tarihinde art arda saltanatlar
Yaralar sarılıp da, dinecektir feryatlar
Çirkindir desen değil, renksizdir desen değil.

Not: 14'lü hece ölçüsüyle yazılmıştır..





4.09.2023

Dua..



Sorsalar tufan değil, bir ılık meltemdeyim
Bu leziz muhabbette, en harika demdeyim.
Aşkın içinde sarhoş, bir güzel didemdeyim
Belayı çifter çifter, gönderme öyle ya rab

Şu ağaç gölgesinde, bulutlar hayalimde
Bir perde gözlerimde, ne olur ahvalimde
Şu aynadan yansıyan o derin eşkâlimde
Soysuza diz çöktürüp, düşürme beni ya rab

Böyle dipsiz kuyuda, nedamette bırakma
İğneli cümlelerle, melamette bırakma
Haklı olup da suçsuzsam, töhmette bırakma
Bir kademsiz canlıya, çevirme beni ya rab

Not: 14'lü hece ölçüsüyle yazılmıştır..


3.09.2023

Yalnızlığa Dip Dalışlar..



Evin soluk duvarlarında inanılmaz tablolar mı var?
Dökük tavanında Sistine şapelinin freskleri mi var?
Çıkma balkonundan kuzey ışıkları mı görünür?
Yoksa niye dalıp gidersin?
Söylediklerim olsaydı anlardım seni.

Oysa
Bir çift göze, birkaç yalan söze
İyi gün dostlarına, kokuşmuş postlarına
Kırılan bardaklara, yıkılan çardaklara
Yakıp, içiyorsun…
Bir sen mi yalnız kaldın sanıyorsun?
Bu dünyayı sırtında tek sen mi taşıyorsun?

Boş vermeyi bilmiyoruz…
Ne sen, ne ben, ne de başkaları.
Dışarıda anlam arıyoruz
Bulamayınca karalar bağlıyoruz
Anlam bir boşluğu kaplıyor oysa
Anlam biziz görmüyoruz.

Kukla değiliz, hür irademiz var
Tekiz madem…
Tek başına da dik durur, hayatta kalırız

Sigaraları art arda yakıp,
Başka hayatlarla kıyaslıyorsun kendini
Yapma, ölümsüz olsaydık değerdi.
Ama yarın bile garanti değilken
Kendini çıkmaza sokma…
Yaşa ve tat al…
Gamdan değil, keyiften iç.
Ne olacağımız meçhul ya,
Baş aşağı salın o bilinmezliğe.

Bırak zaman aksın
Bırak su yolunu bulsun.
Dalma uzaklara, dalma hayallere.
Bu işin sonu nereye varacaksa varsın.
Öyleyse,
Varlıktan yok oluşa süreç başlasın…






2.09.2023

İkinci Perde..



Gün ağarırken ufka doğru yürüyordum, beklenen olmuştu. Bazen çabaladıkça batarsın ya aynen öyleydi, eve dönüyordum. Sanki hiçbir zaman varamayacakmışım gibi geliyordu otogara, gözlerim sulanıyordu ama yürürken de ağlayamazdım. Önce otobüse binecektim. Sonrasını düşünürdüm herhalde. Dışarıdan her duygusunu belli eden tiplere hayret ederdim. Onlardan biri mi olmuştum? Ama hayır ifadesiz ve mimiksiz bir adamdım ben. Kapımı kilitler, müziğin sesini açar bağırır, haykırırdım.

Kırlangıçlar göçüyordu baktığımda otobüsün camından. Yanımda bulunan bey amca hep bu tarihte göçerler diyordu. Biliyorum bey amca ben 35 yıl önce bugün doğmuşum. Buna kırlangıç fırtınası dendiğini çok önce öğrenmişim.

- Nereye gidiyorsun?

- Evime,

- Neden gelmiştin, iş için mi, ziyaret için mi?

İş sayılabilirdi, gönül işi. Ziyaret de olabilirdi hasta ziyareti gibi kısa sürmüştü.

- İş için bey amca, hallettim dönüyorum.

Yeniden..



Bir gün sirenler susar tüm şehirlerde
O gün ben de kaçırmam zamanı avucumdan
İnsanlar bakışını çevirir ya kıştan bahara...
İşte ayağımı sürümeden şevkle sokaktan geçerim

Sevdiklerinle yol almalısın mavi düşlere
Bir balıkçıl gibi kanatlanıp özgürlüğe
Bizi biz yapan manayı hiç kaybetmeden
Bulurum deyip bulmalısın nihayete ermeden

Olmazsa ne çıkar sen yine vazgeçme
Velhasıl biçare kalmışsan bir güzele
Bazen derman yok desen de içinden
Tekrarla ben yaşadıkça yeniden var olurum







1.09.2023

Dünya..



Bu dünya en çok ciddiye alanların
Hayatından bilerek geçenlerindir.
Bu gerçekse inanılan yalanların
Buz köprüden ateşle geçenlerindir.

Zevk alırız acıdan, tatlıdan bıkıp
İçeriz bu dertlerin, suyunu sıkıp
Güçsüz herkesi sonunda hapse tıkıp
Bu dünya mutlak gücü seçenlerindir

Saldırırlar üzerimize dört koldan
Bilemeyiz bazen çıkış hangi yoldan
İmkân yok artık ne sağdan ne de soldan
Bu dünya ruh budayıp biçenlerindir.

Not: 12'li hece ölçüsüyle yazılmıştır..







Yine..

Yaklaşık 1,5 ay sonra yine buradayım. Psikolojimi toparladım bir hayli. Şiir yazmayı da bırakmadım bu süreçte. Hece şiiri denemeleri yaptım vs. Ağustos'u boş geçmem iyi oldu benim için. Bitmez gibi gelir çünkü her defasında. Şimdi ismen de olsa sonbahardayız. En sevdiğim mevsim, doğduğum mevsim. Havalar da yavaş yavaş serinlerse ruhen daha iyi olurum gibime geliyor. Neyse buradayım işte. Dönüp dolaşıp geleceğim yer burası. Çünkü bana ait tek yer burası. 

Şiirleri yavaş yavaş yüklemeye başlarım bu yazıdan sonra. 100. yıl için 100 içerik umudum halen sürüyor. Yazarım herhalde. Bunu popülizm adına yapmıyorum, blog okuyucularım belli zaten. Kendi kendime çalıp oynuyorum. Bunu bir meydan okuma olarak görüyorum. Cumhuriyeti kendim naçizane bloğumla selamlamak istiyorum. Neyse oyun başlasın. 

Bol keyifler dilerim herkese. Selamlar ve sevgiler...