Bugün bir marketteydim, dolanıyordum alınacak bir şey var mıdır diye. O sırada bir baba ve kızını gördüm. Kız bunu da alalım baba, şunu da alalım diyordu. O an çok sevimli geldi gözüme. Bir baba olsaydım nasıl bir baba olurdum birkaç saniyede hayat muhakemesi yaptım. Gerçekten de bir ailemin olmasını, çocuklarımın olmasını isterdim. Bir insanın daha ne beklentisi olabilir ki hayattan? Bir can yetiştiriyorsunuz sıfırdan. Onun iyi, faydalı bir insan olmasına siz katkıda bulunuyorsunuz. Hem de ilk elden. Okulda öğrenemeyeceği hayatın gizli gerçeklerini siz öğretiyorsunuz. Bir dağ gibi siz duruyorsunuz arkasında. Günün birinde düşecek olsa sadece sizin kapınızda kilit olmadığını biliyor.
Hayat işte, bazı şeyler gerçekleşmek zorunda değil. Ne kadar istesen de, beklesen de şartlar müsait olacak değil. Hak Teâlâ eğer cennetine kabul ederse orada gerçekleşir hayallerim. Dünyada bir şeyi başaramadığım düşünülürse cenneti nasıl hak edeceğim o da meçhul ya. Her şeyi çok büyüttüğümden ve dert ettiğimden bu haldeyim. Yarın olmadan yarını niye planlıyorum ki ben? Neden bir lokantaya girmeden yiyeceğim yemeğin lezzetsiz olma ihtimalini düşünüyorum? Bir şiirimin dizesinde dediğim gibi “vesvese içinde öleceğim”
İnsan acelecidir, nankördür, kindardır. Ama bunları uğraşırsa aşabilir. Ben hiç uğraşmadım, nefsin en kolay kandırdığı kişilerden biriyim. Belki bu yüzden olacağı varsa da olmadı çoğu şey. Belki bu yüzden sevdiğim ve sevenim varken kaybettim. Belki bu yüzden yazar olamadım, yeterince çaba sarf etmediğim için olmadı. İstiyorum ama emek vermiyorum. Sistemi değiştiremiyorum. Sistem beni tüketiyor.
Yalnızım ama özgür değilim. Aksi bir neden olmasa bile huzursuzum. Hep bir şey olacak ve ben onu aşamayacağım gibi geliyor. Oysa olanlar olmuş zaten yenileri eklense ne olur. Bundan farkım olmayacak ki. Babam ölmüş ötesi var mı?
Bildiğim tek şey kendime eziyet etmek. Huzuru dünyada bulamayacağım. Belki ölümden sonra da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder