Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

17.08.2026

Yaşamayı Reddetmek..


Ölmek istemiyorum ama yaşamayı da reddediyorum...

İstesem de öleceğim istemesem de bu bir gerçek. Ancak yaşamamayı seçebilirim. Onlar gibi yaşamam mesela. Haz peşinde koşmam, kendimi beğendirmeye çalışmam, herkesle konuşmam, çalışırım eve gider uyurum ve bunlar birbirini kovalar. Dışarıda manzarayı görmem. Çünkü manzaraya bir kez kapılırsanız, başınıza dert açarsınız. Daha güzel yaşamak uğruna kendinizi boğarsınız. Bir bakmışsınız kıyıdan fersahlarca açılmışsınız. Uçan kuşa borcunuz olmuş, yüzler düşmüş, rahatlar kaçmış. Tahtırevanla sıçmaya gidebilmek için altın spermadan olmanız gerek. Olmadığınız gibi görünmek sizi her anlamda ezecektir. İşte onlardan olmayacağım. Soluk almak güzeldir ancak yaşamak sizi sadece rezalete sürükleyecektir. Ölmek kolay olsaydı kim dururdu buralarda sorarım size. İki dakika nefesini tuttuğunda boğulmak nasıl bir şey anladığını mı sanırsın? Ölüm ağrısı diye bir gerçek var. Bir butona basıp toz olmak gibi bir durum yok. Yaşamamak feragat etmektir. Açık büfeden yararlanmak yerine sadece çorba içmektir.

İnsan doğumunu seçebilmiş midir? İnanmayanlar seçmemiştir derler, inananlar ise kalubelada kabul ettik derler. Geldin ve gideceksin. Sadece kendini saptırma, bu efsunlu zamanlarda haz sarhoşu gezme. Farkındalığı yakaladıysan şu sözü unutma “Mal sahibi, mülk sahibi nerede bunun ilk sahibi?” Dünya bir handır. Handa sonsuza kadar kalamazsınız. Kişiliğimizi kaybetmeden, parayı Tanrı edinmeden, mütevazı yaşamak lazım. Hayatta kalıp da dünyadan nefret etmemiz gerekiyor. Dünyanın cebine koyduğu, elini tutturduğu bütün anahtarlar ve eller yalan.

Camus’un dediği gibi duygusuz olamayacaksın, çünkü insansın. Ama onun dediği gibi anlam bulamasan da tutunacaksın. Bu senin bir imzan olacak. Seni hatırlamayacaklar, milyarlarcasını hatırlamadıkları gibi. Ama üzülme ölüm gibi bir zorluğu aştıktan sonra belki anlam da peşi sıra gelecek. Dünya ve içindekiler dışında her şey masumdur belki bilemezsin. Hani derler ya “Dünya iyi insanlar hatırına dönüyor” diye. İyilikten kastımız nedir arkadaşlar? Hayvanları besleyen, zor durumda koşan, haksızlığa eylem yapan, arayıp soran insanlar mı iyidir? Kötü tek bir yanınız olsa bile büsbütün iyi olamazsınız. İnsan kötüdür, sen de kötüsün. Ama bunun farkındaysan en azından kendini kandırmazsın. İnsanlar kendilerine yalan söylemeye bayılırlar. Benim kimseye zararım olmadı derler ama illa ki olmuştur. Bunları sadece bilmiyorlardır. Herkes cennete gideceğini sanıyor. Ama cehennemin dolup taşmasına rağmen hala “Gönderin” dediğini okumadınız mı kaynaklarda? Herkes cennete gidiyorsa cehenneme kimler gidecek de onu tamamen dolduracak?

Aciz bir varlık olduğunun farkındaysan kendini Tanrı yerine koyup onun gibi yargılayıp da Cennet’e ya da Cehennem’e koyamazsın. Yoksa en büyük günaha düşersin. Sen sadece gününü doldurup manzaraya kapılmamaya bak. “Bana lüksleri verin, gereksinimler olmadan da yaşarım” deme. Mal, mülk için her şeyi mubah görme. Ne kadar güçlü olursan ol bu dünyayı sen yaratmadın. Zaman seni bir gün güçsüze çevirecek. Kibirli olma, bir kalbin, bir beynin var. Bir diş ağrısı bile seni rezil duruma düşürebilir unutma.

Sonunu düşünmeden yaşamaktansa, sonunu düşünerek sadece tutun. Ölmeyi isteme ancak, sahte dünyayı yaşamayı da reddetmeyi bil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder