Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

9.08.2026

Sor..


Beni geçip giden yıllara sor
Nasıl eskitmişler anlatsınlar.
Üşütüp titreten kışlara sor
Nasıl eksiltmişler anlatsınlar

Benimdir kasırga ortasında
Benimdir mengene arasında
Benimdir uçurum kıyısında
Yalnızlıklara sor anlatsınlar

Kor bir ateşken küllendiğimi
Sessiz sedasız dertlendiğimi
Sevinçlerden de gizlendiğimi
Mutsuzluklara sor anlatsınlar.

Benimdir bahçelerim çiçeksiz
Benimdir söylemlerim gereksiz
Benimdir düşüşlerim nedensiz
Yorgunluklara sor anlatsınlar

Not: 10'lu hece ölçüsü kullanılmıştır.





8.08.2026

İntiharı Seçebilmek Üzerine..


Tanrı neden bize hayatımızı bitirme seçeneğini vermiş hiç düşündünüz mü?

Çünkü başlamak kolaydır önemli olan tutunabilmektir. Geldiğin bu yaşamda uyum sağlayamıyorsan, çok kolay vazgeçip, çok kolay karalar bağlıyorsan, geleceğinde hiçbir ışık göremiyorsan çıkıp gitmek elindedir diyor. Ama çıkıp gidersen ne olacağını bilemiyorsun. Üç semavi dinde de hayatına son vermek büyük bir ceza demektir. Eğer bunu bilerek ya da bilmeden hayatına son veriyorsan, kendinin katili oluyorsun demektir. Eğer inançsız biriysen sadece varsayımlarla doğmadan önce neysek yine öyle olacağız şeklinde düşünebilirsin. Havaya ya da toprağa karışıp başka bir canda tekrar doğacağına kendini inandırabilirsin. Bu senin tercihin. İntiharını seçiyorsan belirsizliğe kanat çırpıyorsun.

Ölümlü olmak ölümünü seçebileceğin şeklinde düşünülmemeli. Bu seçeneğin senin tercihine bırakılması onu kullanman gerektiği anlamına gelmiyor. Kur’an “Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir” ayetini buyurur. Sen başka birini değil kendini öldürüyorsun ve bu ayete karşı gelmiş oluyorsun. Şunu unutma Allah gafurdur. Tövbe edersen bir başkasını öldürsen bile seni bağışlayabilir. Ancak kendini öldürürsen nasıl tövbe edeceksin?

2.08.2026

Bir Hayal Kırıklığı Üzerine..


Bugün bir marketteydim, dolanıyordum alınacak bir şey var mıdır diye. O sırada bir baba ve kızını gördüm. Kız bunu da alalım baba, şunu da alalım diyordu. O an çok sevimli geldi gözüme. Bir baba olsaydım nasıl bir baba olurdum birkaç saniyede hayat muhakemesi yaptım. Gerçekten de bir ailemin olmasını, çocuklarımın olmasını isterdim. Bir insanın daha ne beklentisi olabilir ki hayattan? Bir can yetiştiriyorsunuz sıfırdan. Onun iyi, faydalı bir insan olmasına siz katkıda bulunuyorsunuz. Hem de ilk elden. Okulda öğrenemeyeceği hayatın gizli gerçeklerini siz öğretiyorsunuz. Bir dağ gibi siz duruyorsunuz arkasında. Günün birinde düşecek olsa sadece sizin kapınızda kilit olmadığını biliyor.

Hayat işte, bazı şeyler gerçekleşmek zorunda değil. Ne kadar istesen de, beklesen de şartlar müsait olacak değil. Hak Teâlâ eğer cennetine kabul ederse orada gerçekleşir hayallerim. Dünyada bir şeyi başaramadığım düşünülürse cenneti nasıl hak edeceğim o da meçhul ya. Her şeyi çok büyüttüğümden ve dert ettiğimden bu haldeyim. Yarın olmadan yarını niye planlıyorum ki ben? Neden bir lokantaya girmeden yiyeceğim yemeğin lezzetsiz olma ihtimalini düşünüyorum? Bir şiirimin dizesinde dediğim gibi “vesvese içinde öleceğim”

İnsan acelecidir, nankördür, kindardır. Ama bunları uğraşırsa aşabilir. Ben hiç uğraşmadım, nefsin en kolay kandırdığı kişilerden biriyim. Belki bu yüzden olacağı varsa da olmadı çoğu şey. Belki bu yüzden sevdiğim ve sevenim varken kaybettim. Belki bu yüzden yazar olamadım, yeterince çaba sarf etmediğim için olmadı. İstiyorum ama emek vermiyorum. Sistemi değiştiremiyorum. Sistem beni tüketiyor.

Yalnızım ama özgür değilim. Aksi bir neden olmasa bile huzursuzum. Hep bir şey olacak ve ben onu aşamayacağım gibi geliyor. Oysa olanlar olmuş zaten yenileri eklense ne olur. Bundan farkım olmayacak ki. Babam ölmüş ötesi var mı?

Bildiğim tek şey kendime eziyet etmek. Huzuru dünyada bulamayacağım. Belki ölümden sonra da.


1.08.2026

Bir Hayat Daha Gerek..


“Ölümümüzden sonra bir hayat daha gerek bize
Zira ömrümüz umutlanmakla geçti.”


Sadî-i Şîrâzî


İnsanda gözyaşının sınırı yokmuş. Ağlarsın, ağlarsın da kurudum sanırken hala ağlayabildiğini fark edersin. Nereden geliyor bu damlalar diyecek olursan, sen onu bittikçe üretiyorsun kederlerinle. Gerçekleşmeyen ateşe teslim olmuş hayallerini belki bir umut söndürmek için. Hata yapanın bunun bedelini illaki ödemesi gerekir, ödeyecek de. Ama zamanın olduğu yerde gençlik hatalarını yaşlılıkla ödemek büyük hayal kırıklığıdır. Geçmişte yaptığın hatayı gelecekte düzeltemezsin. Olan olmuş, kor demir soğumuştur. Hata yaptığın haline dönemezsin. Çünkü an geçmiştir, durduramadın, durduramazsın.

Yaşadığın hayatı bir daha bulamayacaksın. Ne kadar farkındasın bunun? Şuan bu yazıyı okuyorsun ya geçiyor zaman. Sabah ve akşam birbirini kovalıyor. Saçların azalıyor, azalanlar beyazlıyor. Pişmanlıkla öleceksin değerli dostum. Her insan gibi pişman olarak öleceğiz. Nedenleri farklı olacak belki ancak o his aynı olacak. O zaman küçüleceksin ne kadar büyük bir değer olsan da. O zaman var oluşunu sorgulayacaksın.

31.07.2026

Bitmişe Üzülen Virgül Gibi..


Dışında mıydım çemberin
Yalnızca bu muydu derdim?
Geçenler geçmişler engeli
Bir ben mi takılıp düşerdim

Ah düşmeden sermest olsam
Ah yürümeden fecre varsam
Ne olurdu ki kollarında uyansam
Bitmişe üzülen virgül gibiyim

Hüzün özleyerek dinmiyor, dinse
Vakit bekleyerek geçmiyor, geçse
Ömür dinleyerek bitmiyor, bitse
İmbat olur sonsuza eserdim.

Ah gezmeden seyyah olsam
Ah görmeden aslı bulsam
Ne olurdu ki rüyalarında kalsam
Sele direnen köz gibiyim.





26.07.2026

Üşüyorum..

On beş dakika önce benim için büyük anlamlar taşıyan artık faal olmayıp eski web sitesi müze haline getirilmiş garaj.org'dan hesabımı sildim. Neden benim için anlamlıydı onu anlatacağım şimdi.

Bu siteye 2006 yılının Nisan ayında kaydolmuştum. Ateşi başında bir ergendim zira 17 yaşındaydım. Liseye gidiyordum düşünün. Akşamları ve hafta sonları bu sitede yazmaktan başka bir şey yapmıyordum. Hayatıma o kadar kişi girdi ki bu site sayesinde sayamam. Kaç tane kız arkadaşım, dostum, düşmanım oldu tahmin bile edemiyorum. 

Millete laf yetiştirme, müzik kültürü edinme, aktivitelerde bulunma. Bu sitede hayatımın en sosyal günlerini geçirdim. Bir kimliğim oldu, bir rumuzla büyük boyutlarda bir çevrem oldu. Buluştuk, konuştuk, planlar yaptık. İki kere siteden atıldım fevri çıkışlarım yüzünden. İkisinde de site sahibine bir açıklama yazıp tekrar alındım. Kaç kere ban yedim, yorum yazamadım. Kaç kez küfür yedim, kaç kez aşk mesajı aldım. Hepsi eskide kaldı. Aşklar, dostluklar, arkadaşlıklar, düşmanlıklar hepsi mazide kaldı. Garaj 10 yıldan fazladır ölü bir siteydi. Tanıdığım herkes terk etmişti burayı. 

Giderler..


Önce gençlik gider, sonra heves, sonra çevrendeki insanlar gider, baban gider, annen gider. Ne kalır derseniz sadece inanç kalır diyebiliriz. Hayatı tamamen öğrendiğinde kimseden bir fayda çıkmayacağını anlamışsındır. Tekil bir yaşamdır bu, bacağından asılacak o koyun sensin. Kimseden bir şey bekleme, senin bir tane baban vardı. O da öldü. 

Allah nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz diye bir deyiş vardır. Benim sadece iki hayalim vardı, beni sadece ben olduğum için sevecek bir eş ve bir de ucundan yazar kabul edilmek isterdim. Kırk yaşına ramak kalmışken hiçbiri gerçekleşmedi. Belki eşi aramadım hiç, ama yazmadığım bir gün bile olmadı. Hayırlısı demek lazım. Sonuçta her şey tıkırında gitmek zorunda değil. 

Tilkilerin, çakalların, sırtlanların dünyası burası. Suyu bile tetikte içeceksin. Birine güvendin diyelim, kandırılacağın günü bekleyeceksin. Her gün ayrı bir macera, belki bu yüzden sıra dışı. Tek oyunculu rpg oyunlarından daha yüksek bütçeli bir oyundur hayat. Burada öldüğünde yeniden başlayamayacaksın. 

24.07.2026

Uyum ve Ödün..


Her yere uyum sağlayamam ben. Çünkü bir kişi her yere uyum sağlayabiliyorsa kişiliğinden ödün veriyor demektir.

Alışmak ayrı, uyum sağlamak ayrı. Her şeye alışırsın da onlardanmış gibi gözükemezsin. Zira onlardan değilsin. Altın gümüşe uyum sağlayabilir mi? Kurt köpeğe uyum sağlayabilir mi? Var oluşumuzu gölgelemeyecek ortamlarda bulunmamız gerekiyor. Kendinden ne kadar ödün verirsen her sabana koştururlar seni. Sen öküz müsün? Hayır insansın, insanı küçültmeyecek şartlarla var olmalısın. Ama vahşi kapitalizmde saati yüz liraya emekçileri parmaklarında oynatıyorlar. Senin kafan dalavereye üçkâğıda çalışıyor diye ben neden senin emrinde olayım? Ben bilmiyor muyum harama bulaşıp büyümeyi? Ben bilmiyor muyum bir sistem kurup milleti kerizlemeyi? Ama yapmıyorum çünkü bende vicdan var. Önce rahat uyuyamam sonra da hesabını veremem yaparsam. Ama sizin gibi doymak bilmeyen hıyarağaları yapar. Ben en azından bu hesaptan geçeceğim sen nasıl vereceksin hesabını onu düşün!

19.07.2026

Kaybedilirken..


Ağladın kimse duymadı
Düştün seyrettiler
Dünya döndü, hiç durmadı
Kadere biçare terk edilirken

Yalnız doğup da yalnız gittin
Sevip, aldatılıp zehri içtin
Hakikati ne zaman seçtin
Yaka paça derdest edilirken

Güneşe perde çekip sakladılar
Yalana doğru deyip pakladılar
Eğriye övgü dizip akladılar
Umudun zerresi de kaybedilirken.





17.07.2026

Sonlar Sessiz Olurmuş..


Gürül gürül akan o nehir gibi hayatımız yok artık. Bir köşede mahzun kaldık. Hayat talaşlarla süpürdü bizi. Beklentiler azalıp çoğunlukla bittiler. 36 yaşında kendi mezarına toprak atmaya başladın. Neydi olmayan? Neydi olduramadığın? Hiçbir cevap karşılamıyor bu soruları. Bir aile istedin ama yeterince istedin mi? Yoksa sadece bu isteğin gerçekleşmesi için lambadan çıkacak cini mi bekledin? Bu isteğin doğrultusunda bir girişimin oldu mu? 

Hayat cesurları seviyor arkadaşlar. Zekileri de sevmiyor. Bir şeye yeltenmen lazım kazanabilmen için. Riske etmen lazım. Kaybedecek şeylerin olmalı ki büyük kazanabilesin. Sen ise bir köşede rahat koltuğunda oturarak planlamaya çalışıyorsun. Öyle planlar hiçbir zaman tutmayacak. Sahaya inip kendini göstermen gerekiyor. Sorumluluk alman gerekiyor, sen ise sadece kaçıyorsun. Dolayısıyla hayat da senden kaçıyor. 

Bu yaşıma kadar hep bazı şeyler gökten zembille inercesine olacak sanırdım. Biri benim kapımı çalacak ve hayatım değişecek diye düşünürdüm. Onlar masallarda oluyormuş. Çocukluğun alemi yok. Hayatını düzene sokamaman sadece kendi yüzünden. Derler ya emek olmadan yemek olmaz diye. Bu hayatı çözmüşlerin lafıdır bu. 

9.07.2026

Mücbir Hal..


Bir nefes ferahlasam, derdimi arz eylesem,
Sövmeden sükûn bulup gönlümü pak eylesem.
Lâkin kelâm dahi sükûtun zincirindedir
Ve susmak, en büyük ihanettir zannedersem.

Cepler tamtakırken cigaradır kayıntı
Âdemoğlunun başından eksik olmaz sıkıntı
Çok mu ayna kırıldı bu bedbahtlık nedir
Şehir sukuta varmış ya, mücbir haldendir.

Aşkın peşinden koşmayana maşuk mu denirmiş
Beş kıta gezmeyene seyyah mı denirmiş
Hükümde ne yazar kim yorulmuş kim delirmiş
Bizi sadece nefret bitirmiş, kemirmiş.





8.07.2026

O Adam..


Vefatına bir ay kala akşam çökerken gördüm onu.
Eve hiçbir zaman ekmeksiz gelmeyen adam
Yine fırından çıkıyordu.
Gözleri seçemiyordu karanlık bastırmışken.
Ağır adımlarla sallanarak yürüyordu
En hafif rüzgârda yıkılacak gibiydi
Belki de kaybolacakken buldum onu.
Koluna girdim, içimden ağladım
Yıllara meydan okuyan o adam ümidini kesmişti artık
Gözlerinde sadece hüzün vardı.
Biraz daha yaşamak istiyordu.
Bu melun şehirden kurtulacak kadar.
Tanıdığı herkeste izi olan o adam
Benim babamdı.

27.06.2026

Dümdüz Sövüyorum..



Yaşamak istemiyorum…

Durum bu kadar net aslında. Başka söze de gerek yok. Bu iğrenç insanların arasında dolanmak istemiyorum. Menfaatlerinin köpeği olmuş her biri. Ulan ölüp, kurda çıyana yem olacağız. Ama bu orospular ve çocukları her yere dehşet saçmaya bayılıyor. Ne değer verdiniz siktiğimin hayatına ya hu? Ne değer verdiniz yarak gibi kişiliğinize? Siktirin alın kıçınıza sokun bu dünyayı. Eminim değer verdiğiniz materyalleri de götünüzün içinde ahirete götürürsünüz.

Kadınlar desen ilgi manyağı, erkekler desen paranın iti. Amaç ne derseniz. Amaç caka satmak. Kimi davul gibi gerdirdiği yüzüyle biraz beğeni almak, kimi bir arabanın önünde poz kesip kendini metaya satan karılara şekil göstermenin derdinde.

Düzen yok sıçtığımın dünyasında. Geçen altın bir bileziği büküp çayını karıştıran yarak kafalı bir kuyumcu görmüştüm. Hacı diye geçinenlerden. E be orospunun evladı memleket bir dilim ekmeğe muhtaç insanlardan geçilmiyor. O altını alabilmek için götünden soluyor insanlar. Sen mi Müslümansın?

Yanalım oğlum cehennemde eriyip eriyip yanalım. Cennetten boşuna kovulmamışız. Bu kadar şekilci, kendini dev aynasında gören başka bir canlı var mıdır? Şeytanın mesai yapmasına gerek bile yok. Şeytan devirmiş götünü yatıyordur. Yoldan çıkmaya biz meyilliyiz. Bir başkasının hakkına girmeye, şatafatın kölesi olmaya biz meraklıyız.

Allah bizim belamızı vermiş insan olarak var ederek. Keşke bir taş olsaydım, en azından cehenneme gitmezdim.

21.06.2026

Babalar Günü..

"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam.."

Bulamam be azizim bulamam. İlk defa babama bir hediye bakamadım bu babalar gününde. Çünkü babamı 6 ay önce kaybettik. Kabrine gittim susuz toprağına su döktüm. Biraz ağladım biraz dertleştim onunla. Burada biraz anlattım babamı o mağrur bir dağ gibiydi, ama kalbinin yumuşaklığını gizleyemezdi. Yufka yürekliydi yani. Önce biraz sinirlenir sonra pamuk gibi olurdu. Babam benim kahramanımdı olmak istediğim insandı. Şimdi yok işte. Şanslı bu bakımdan çocuklarından önce vefat etti. 

Babamla maçlar izlerdik, oyunlar oynardık. Yüz göz olmazdı benle ama damarımı da bilirdi. Bana keyfi yerindeyken hep bok herif derdi. Benim de bu seslenişi çok hoşuma giderdi. Beni sevdiğini anlardım bu lafından. 

Beynine kanserin metastaz yaptığını öğrendiğimiz zamanlarda çok durgundu babam. Bir keresinde balık almaya gitmişti tek başına. Gözleri görmemeye başlamıştı. Akşam kararırken beni bir telaş aldı ve onu aramaya çıktım. Fırından çıkarken gördüm onu, deryanın ortasında sandallaydı sanki. Onu bulamasam kaybolacak gibiydi. Öyle üzülmüştüm ki bu duruma. Her dışarı çıkışında yanından ayrılmayacaktım artık. 

20.06.2026

Neçe..


Geldim, gördüm de yenemedim ahali
Ne Golyat’a David’im, ne Emevi’ye Ali.
Faleze açılan bir yolumdur tali
Sonum neçe olacaktır bilmem.

Gördüm, duydum da sustum ahali.
Ben de o dilsiz iblislerdendim.
Ve suya muhtaca çöllerdendim
Sonum neçe olacaktır bilmem.





5.06.2026

Soranlara İyiyim..


Şehrin ara sokaklarında turlayıp
Meydanlara çıkmayan biriyim ben
Dokuz tahta dizdim kabrime ölmeden
Soranlara iyiyim ama bıktım kendimden

Kızıl gökyüzünün gurubunda uyanıp
Fecir vakti uyuyan biriyim ben.
Geçmişim yalandan ve gerçekten
Vesvese içinde delireceğim birden

Hayat boyu aşağılarda gezinip
Sığ sularda boğulan biriyim ben
Bir çıkabilsem bu kirli bedenden
Sıyrılırım belki nefretten, sefaletten..




1.06.2026

Siyaset ve Siyasetçiler Üzerine..


Siyaset, ulusların ayakta kalabilmesi, geleceklerini inşa edebilmesi için her kesimden görüşün katılabildiği bir araçtır. Demokrasilerde büyük bir gereklilik olduğunu kimse yadsıyamaz. Ben bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’deki siyaset kavramından bahsedeceğim.

Hasta adam diye tanımlanan Osmanlı’nın son demlerinden sonra fakir ama hızla gelişen bir ülke olduk. Kendi sınırlarımızı çizdik, Sevr’e boyun eğmedik, kurtuluş mücadelesinden muvaffak ayrıldık. Atatürk’ün liderliğinde dünyada saygı gören bir ülke kurduk. Öyle ki Milletler Cemiyeti ülkemize birliğe katılmamız için özel davet gönderdi. Fabrikalar kuruldu, üretim başladı. Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başladık. Kendimize yetebilmeye çalıştık başardık da. Cumhuriyetin ilk yıllarında tek partili bir rejim benimsenmişti. Çünkü her kafadan bir ses çıkarsa yeniden dağılma aşamasına gelebilirdik. Atatürk bunu düşündü mecliste her görüşe yer vermek istedi. Ancak bunun sadece kaos getireceğinden vazgeçti.

İlerleyen yıllarda çıkan ayaklanmalar, dini taşkınlıklar bu kararının ne kadar doğru olduğunu ona gösterdi. Ülkemiz çok kutuplu siyasete müsait değildi o yıllarda. Atamızın ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan İnönü de bunu bir süre devam ettirdi. En azından cihan harbi sonuçlanana kadar tek parti rejimini sürdürdü. Ondan sonra çoklu parti sistemine geçildi ve Demokrat parti iktidarıyla tanıştık.

Bu tarihten sonra çok kutuplu siyaset zamanına geçildi. Şimdi farklı bir mevzuya geçiyorum. Siyasetin ne emellerle yapıldığını örneklendireceğim. Siyaset ülke bekası için kullanılmamaya başladı. Siyaset partililerin kişisel tatminlerine ve menfaatlerine hizmet için kullanılmaya başladı. Çünkü siyasetin içindeki kişiler ayrıcalıklı olduklarını fark ettiler. İstediklerine ne kadar kolay ulaşabileceklerini gördüler.

22.05.2026

Kör Kuyu..

Ben Yusuf değilim ki kör kuyudan çıkabileyim.

Benim kaderim yalnızlık ve kimsesizliktir. Kimseye bir zararım dokunmamasına rağmen hayat beni cezalandırmaya devam ediyor. İmtihan diyebilirsiniz ama ne kadar dayanabilirim bu imtihana o önemli. Rus romanlarındaki mujikler gibiyim. Sersefil bir gecekonduda yaşıyorum. Tek yataklı bir pansiyon köşesinde bitecek bu ömür belki.

Nereden nereye demek lazım. Zaman durmadı hiç. Beni yıpratıp eskitti, hastane koridorlarında süründürttü. Bir daha dönmem oralara. Sadece şunu anlayamıyorum. Bir insan her yolu deneyip nasıl bu kadar başarısız olabilir? Her yolu denedim gerçekten. Oldurmak için çok uğraştım. Sonuçta vazgeçiyorum. Benim klasmanım bu noktaymış. Belki daha da düşerim ama artık çıkamam.

18.05.2026

İnsanlık Hali..


İnsanlık hali bir yıkıntı mı bu
Kim dozerlerle girip dümdüz etti beni.
Kim çıkan hafriyatı taşıdı bir köşeye döktü beni.

Umutla güneşi doğurup
Gecenin çıkmazlarına sürükleniyor ruhum
El veren yok, ışık tutan yok
Soğuk duvarlara anlatıyorum derdimi
Anlam da yok, derman da yok.

Nedensizliğe yaktığım yüzlerce sigaradan
Nefessizlik miras kaldı bana.
Yokuşlar küfrediyor aciz bedenime
Kalamıyorum bu şehirde
Adımlarım denizde son buluyor.

Ne kadar ömrün olduğunu bilmeden
Başlanır mı yeniden?
Ya ucundaysak uçurumun
Ya sonundaysak yolun.
Başlanır mı yeniden?