Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

17.10.2024

Dante Gibi..


Zaman geçiyor.
Kuyuda çırpınırken,
Gerçekle çarpışırken
Namluya hayatım sürülürken
Durmuyor geçiyor...


Buralardayım bayanlar baylar ve sonunda Dante gibi ortasındayım. Abilikten bey amcalığa terfi edebilirim artık. Bugün günlerden doğum günüm.

Bu kadar yaşayabileceğim ve bu kadar değişebileceğim aklıma gelir miydi hiç? Dile kolay 35, yazıyla otuzbeş. Hani doğum günündür herkese laf arasında sıkıştırırsın bugün doğum günüm diye. Hah işte o zamanı geçtim ben. Artık kimsenin bilmesinin, öğrenmesinin umurumda olmayacağı, kimin kutlayıp kimin kutlamadığının öneminin kalmayacağı bir eşiktir bu. Yani artık kimseye o gün doğum günüm olsa da söylememe dönemine girdim. Belki de doğum günümü tamamen unutacağım günleri de göreceğim kim bilir.

40’a 5 kaldı. Bakalım öngörülerim doğru çıkacak mı? Yaklaşıyor zaman. Görebilecek miyim 40’ımı onu düşünüyorum sadece. Gerçi haklı çıksam madalya takmayacaklar sonuçta..

Ne diyorduk 35. Büyük bir eşikten geçtim bugün, artık çocukluğum, ergenliğim, heveslerim çok uzakta kaldı. Büyük okyanusu geçip yeni bir kıtaya ulaşmış gibiyim. Geri dönmek imkansız, harcanıp bitti o yıllar. Tüketimi eleştiriyorum ya en büyük savurgan benimdir. Nasıl bu kadar kolay harcadım onlarca yılı, delirecek gibi oluyorum bazen. Yaşanması gerekiyordu diyebilirsiniz de, yaşanmayabilirdi de. Ne umutlar tükettim dört duvar arasında. Gençlik su gibi aktı gitti. Başlangıçta dediğim gibi değişimime inanamıyorum hala. Ben hala Akmar pasajına kulağımı deldirmeye gittiğim günleri hatırlıyorum. Fotoğrafını çekmişim sanki geçmişimin sürekli beynimde onu seyrediyorum. Geçmişi düşünüyorsan geçmiş geçmemiş demektir..

6.10.2024

Düş Ekim Ayı..


İnsan hayallerle avunmuyor mu sizce de? Her Eylül’de yaprak döküp, her Ekim ayında düş tarlalarını ekiyor. Düş ekip, yaz aylarında mutluluk hasadına başlamak istiyor. Ekim demek benim için yeni bir yaş, yeni bir macera demek. Ben de ekiyorum umutlarımı, isteklerim gerçekleşir bir ihtimal diye sonraki yazı bekliyorum. Şimdiye kadar rekolte istediğim miktarda gelmedi. Ama yine de şükür ki kıtlığa yakalanmıyorum. Her şey yok olsa, tamamen düşsem bugünlerimi mumla arayacağımı biliyorum.

Hayatta her şey mümkündür. Genellikle kötülük hüküm sürse de bir yerde o insanlar var. Sizin kafadan, sizin ruhtan o insanlar tek tük de olsa var. Umudumuzu bu yüzden diri tutuyoruz işte. Dünyanın onların yüzü suyu hürmetine döndüğü o insanlar çıkacak karşınıza. Tamamen kötü olsaydık herhalde helak olup giderdik zira. Tanrı insanlıktan hala ümitli, iyiye dönecektir hava. Hep fırtınada gitmeyecek bu gemi. İllaki bir imbat esintisinde huzurla demirleyecek. O günler gelecek, eminim gelecek.

30.09.2024

Katran Karası..


Ömrünce unutulmaz bir an saklamak ister insan
Mesela yağmur sicim gibi yağdığında
Altında bütünüyle ıslanmak.
Ve ıslak elbiselerini elleriyle sıkmak

Bir gün yatak döşek yatmak ister insan
Bir gün işe gitmemek,
Ya da telefona bakmamak.
Dert dinlememek, dert anlatmamak ister.
Ama mümkün mü derseniz.
Denk gelmez…

Gün batımlarını hiç beraber izleyemedik
Gün doğumlarında zaten beraber değildik.
Bir kızıl gökyüzü alacağım var senden felek
Maviden vazgeçme pahasına.
Nasılsa alışmışım gecelerin katran karasına..



26.09.2024

Kullan At..


İşler boka sardığında kişinin aklına gelen birileri vardır muhakkak.

O raddeye gelmeden yaşadığını bile unuttuğun kimseler vardır. İp kördüğüm olur ve çözmesi için onu ararsın. Hayatınıza giren ve sizi olumlu bir çizgiye getiren, kısaca ardınızı toplayan insanları unutmayın. Çünkü bir gün yine zora girdiğinizde ararsınız da bulamazsınız. Meşgul düşer ya da o numara artık kullanılmıyor olur. Günümüz artık böyle, pisliğinizi temizleyen insanları güneşli günlerde satıyorsunuz. Oysa her gün hava güneşli olmuyor. Fırtına da çıkacak, kar da yağacak. Bunları unutuyorsunuz işte. Ağustos böceği ve karınca hikâyesi gibi...

Bu konuya neden girdim açıklamam gerekirse, 20-30 yıl sonra şimdi yaşayan neredeyse bütün ebeveynler huzur evlerinde konaklayacak da ondan. Günümüzün z kuşağı, anne ve babalarını huzur evlerine gönderecek. Bunu adım gibi biliyorum. Yeni gelen nesil tamamen zehirlendi bu sosyal medya saçmalıklarıyla. Babaları ve anneleriyle gırgır geçen, alay eden bir nesil oldular ve olmaktalar. Hiçbir laftan anlamayıp, burunlarının dikine gidiyorlar. Her cümleleri küfürlü, her hareketleri sevgisiz ve acımasız. Çeteleşenleri var, adisyon fişi gibi suç kaydı olanları var. Var oğlu var yani. Onların kendilerinden başka düşündükleri hiçbir şey yok. Hızlı yaşıyorlar ve geleceği düşünmüyorlar.

25.09.2024

Minimal Düşler..


Düşlerim minimaldir benim.
Lüks olmasın sadece gereksinim
Aşk istemem, yat, kat da
Bir ucuz konyak geçsin elime.
Bir de acı sarhoşluk.
Kral da benim, papaz da benim.
Bir manga asker karşıma dizilse
Hadi ulan acelem var derim

Dünyada dert bitmez ahali.
Dertle uğraşırken de yaşanmaz ahali.
Vur kafayı yat gitsin
Yıldızlar kaysın gitsin.
Sen bir garip Âdem
Sistem bozukmuş madem.
Göm kürekleri
Mahalle yansın gitsin..





18.09.2024

Yalnız Seni..


Bekle beni maveram
Kiraz çiçeklenirken bekle..

Hasretin tonluk yorganını üzerimden atıp
Asfaltı yakıp, tozu dumana katıp
Rüzgara karışıp, yağmura alışıp
Engelleri tek tek aşıp
Yalnız sana geleceğim

Düşsem de yolda harap
Görsem de çölde serap
Göçerken son nefesimde
Yalnız seni seveceğim...



17.09.2024

Diyebilseydim..


Yerine göre, bilmemek de ayıptır..

İnsan olmamızın getirdiği içimizde var olan duygularla doluyuz. Bunlar sonradan öğrenilmez. Öğrenmek aslında hatırlamaktır, hatırlamayı istemiyorsun. Sevmeyi bilmiyorum diyorsun ya hani. Hatırlayacaksın, bu sende yüklü olan bir duygu. Ne kadar hiç sevgi, şefkat görmemiş olsan da. Birine sevgi ve şefkat duymak senin içinde. Bilmiyorum diyorsun da bu kaybolduğun bir sokak değil. Hatırla. Sevmeyi, hissetmeyi bilmediğini söyleyeni ayıplamak gerekir.

Bazı durumlar var ölüp bitsen de söyleyemiyorsun o ayrı bir şey. İçinde sıkıntı olup büyüyen seni hasta eden duyguların da oluyor. Ama onları biliyorsun, ne hissettiğini biliyorsun. Sadece söylesen ve yansıtsan neler olabilir ondan çekiniyorsun.