Zaman geçiyor.
Kuyuda çırpınırken,
Gerçekle çarpışırken
Namluya hayatım sürülürken
Durmuyor geçiyor...
Buralardayım bayanlar baylar ve sonunda Dante gibi ortasındayım. Abilikten bey amcalığa terfi edebilirim artık. Bugün günlerden doğum günüm.
Bu kadar yaşayabileceğim ve bu kadar değişebileceğim aklıma gelir miydi hiç? Dile kolay 35, yazıyla otuzbeş. Hani doğum günündür herkese laf arasında sıkıştırırsın bugün doğum günüm diye. Hah işte o zamanı geçtim ben. Artık kimsenin bilmesinin, öğrenmesinin umurumda olmayacağı, kimin kutlayıp kimin kutlamadığının öneminin kalmayacağı bir eşiktir bu. Yani artık kimseye o gün doğum günüm olsa da söylememe dönemine girdim. Belki de doğum günümü tamamen unutacağım günleri de göreceğim kim bilir.
40’a 5 kaldı. Bakalım öngörülerim doğru çıkacak mı? Yaklaşıyor zaman. Görebilecek miyim 40’ımı onu düşünüyorum sadece. Gerçi haklı çıksam madalya takmayacaklar sonuçta..
Ne diyorduk 35. Büyük bir eşikten geçtim bugün, artık çocukluğum, ergenliğim, heveslerim çok uzakta kaldı. Büyük okyanusu geçip yeni bir kıtaya ulaşmış gibiyim. Geri dönmek imkansız, harcanıp bitti o yıllar. Tüketimi eleştiriyorum ya en büyük savurgan benimdir. Nasıl bu kadar kolay harcadım onlarca yılı, delirecek gibi oluyorum bazen. Yaşanması gerekiyordu diyebilirsiniz de, yaşanmayabilirdi de. Ne umutlar tükettim dört duvar arasında. Gençlik su gibi aktı gitti. Başlangıçta dediğim gibi değişimime inanamıyorum hala. Ben hala Akmar pasajına kulağımı deldirmeye gittiğim günleri hatırlıyorum. Fotoğrafını çekmişim sanki geçmişimin sürekli beynimde onu seyrediyorum. Geçmişi düşünüyorsan geçmiş geçmemiş demektir..
Gerçekle çarpışırken
Namluya hayatım sürülürken
Durmuyor geçiyor...
Buralardayım bayanlar baylar ve sonunda Dante gibi ortasındayım. Abilikten bey amcalığa terfi edebilirim artık. Bugün günlerden doğum günüm.
Bu kadar yaşayabileceğim ve bu kadar değişebileceğim aklıma gelir miydi hiç? Dile kolay 35, yazıyla otuzbeş. Hani doğum günündür herkese laf arasında sıkıştırırsın bugün doğum günüm diye. Hah işte o zamanı geçtim ben. Artık kimsenin bilmesinin, öğrenmesinin umurumda olmayacağı, kimin kutlayıp kimin kutlamadığının öneminin kalmayacağı bir eşiktir bu. Yani artık kimseye o gün doğum günüm olsa da söylememe dönemine girdim. Belki de doğum günümü tamamen unutacağım günleri de göreceğim kim bilir.
40’a 5 kaldı. Bakalım öngörülerim doğru çıkacak mı? Yaklaşıyor zaman. Görebilecek miyim 40’ımı onu düşünüyorum sadece. Gerçi haklı çıksam madalya takmayacaklar sonuçta..
Ne diyorduk 35. Büyük bir eşikten geçtim bugün, artık çocukluğum, ergenliğim, heveslerim çok uzakta kaldı. Büyük okyanusu geçip yeni bir kıtaya ulaşmış gibiyim. Geri dönmek imkansız, harcanıp bitti o yıllar. Tüketimi eleştiriyorum ya en büyük savurgan benimdir. Nasıl bu kadar kolay harcadım onlarca yılı, delirecek gibi oluyorum bazen. Yaşanması gerekiyordu diyebilirsiniz de, yaşanmayabilirdi de. Ne umutlar tükettim dört duvar arasında. Gençlik su gibi aktı gitti. Başlangıçta dediğim gibi değişimime inanamıyorum hala. Ben hala Akmar pasajına kulağımı deldirmeye gittiğim günleri hatırlıyorum. Fotoğrafını çekmişim sanki geçmişimin sürekli beynimde onu seyrediyorum. Geçmişi düşünüyorsan geçmiş geçmemiş demektir..









