Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

22.10.2021

Gün gelir..



Gün gelir eksik renkleri tamamlarsın
Yaşayamadım deme, yaşamadan doğanlar ne yapsın
Hepsini savurma ümitlerinin birazı sende kalsın
Gün gelir değişir her şey, değişimin içinde sen de varsın..

17.10.2021

32. Kez Gün'e..


Hayat beklemiyor, oysa ben bekliyorum. Belki şu sıralar beklemiyorum ama çok beklemiştim. Yılın 290. günü bugün ve doğum günüm. 32. yaşıma bastım, fiziksel açıdan yıprandım bu yaşa gelene kadar. Özellikle 25'ten sonra çöktüm sanki biraz. Saldım kendimi bayağı, stresten saçlarım dökülmeye başladı, kilo aldım kullandığım ilaçlar yüzünden, bıyığım ve sakalımda beyaz kıllar belirdi. Kafamın içindekiler, özlemlerim, ideallerim aynı kaldı ve hala da biraz çocuğum. Biraz değil tamamen çocuk olmak isterdim..

Neyse gelelim bugüne. Her zaman olmasa bile hayatımın üçte ikilik kısmı yalnız geçmişti. Yalnızlığı sorun etmiyorum. Bu yalnızlıkların tepe noktası hep 17 Ekim yani doğum günüm olmuştur. Çünkü ister istemez beklentiler oluyor. Aranmak istiyor insan, bulunmak istiyor. En azından bir kısa tebrik mesajı bekliyor. Her defasında bekliyorum ama bunlar hiçbir zaman olmadı. Aile üyelerini saymıyorum, çünkü adı üstünde aile. Bugün yine bekleyeceğim bulunmayı. Belki beni şaşırtan bir şey olur ama sanmıyorum. Sonunda beklentilerin gerçekleşmemesi sizi bir hüzün rıhtımına bırakıyor. Belki de yalnızlığı pekiştiren o hüzünle tanıştırıyor..

9.10.2021

Notlar..



Adımlarını boşluğa gelmeden tamamlamalısın. Buna kararınca yaşamak deniyor. Bitiş noktasını kestirebildiğinde ona uygun yaşamış oluyorsun. Çoğu şeyi halletmiş olduğundan mümkün olduğunca az yarım kalmışlık arta kalıyor.

Düşlerimde sultandım ve uyanınca yok oldum Shakespeare'nin sonesinde bahsettiği üzere. Hayatın alışılagelmiş bıkkınlığı kademe kademe arttırması meşhurdur. Farklı durumlarda bulunsan bile, bundan kaçamıyorsun. Kazansan da bıkıyorsun, kaybetsen de. Ben de akıntıya karşı çırpınmaktan bıktım sonunda. Kazandım da çoğunlukla kaybetsem de. Kendimi sürekli farklı bunalımların aynı sonuçlarında buldum. Bedensel yorgunluk neyse de zihnen yorulmuşum. Bunun çaresi yok, zihnini dinlendiremiyorsun. Hayata kaçamak bakışlar fırlatıyorsun nihayetinde. Yaşayamıyorsun e ölü değilsin, dünyada bulunuyorsun diyelim. Ağaç gibi diyesim geliyor ama değil. Ağaçlar oksijen üretir, gölge yapar. Sen sadece fazlalık yaratıyorsun 8 milyar insana ek olarak..

1.10.2021

Güz..




Bir dem daha koyu..
Gökyüzü ve olayların iç yüzü
Yaz'ı alelacele gönderdim çağırdım güz'ü
Çok yaş almadığım halde
Fersahlarca uzak geliyor çocukluğumun gündüzü..


30.09.2021

Olacak, olmalı..



Seçen mi var olacakları
Sebepsiz suçlarlar anlayanları
Güzel günlerden güzel neyin kıstası
Olacak, olmalı, oldurmalı..
Vardır mutlaka bunun da bir anı, sırası..


21.09.2021

Aynı His..

Vay be aynı his yine benimle. Yolculuğun sonunda sen yoksun belki. Ama o yaşadığım hisler benimle. Ben belki de şehirlerarası otobüs yolculuklarına aşıktım. Yalnız başıma, her telden insanın olduğu, bir çoğunda çocukların ağladığı, otoban şeritlerini saya saya uykuya daldığım o otobüs yolculuklarına aşığım. Senden daha çok bunu özlemişim..

Bir otobüsün içinden yazıyorum bunları. Eskiye nazaran kısa bir yolculuk ama yine de iyi hissettiriyor.

19.09.2021

Yol..



Eskiyle bu kadar uğraştığıma göre kendime eskici diyebilirim. Sadece el arabam eksik. Hepsini kendime saklarım eskilerin, bir gün yenileyebilirim diye düşünürüm. Vaktinde kazandırmayan şeyler yarın da kazandırmaz ki. Ben de eskiyorum sonuçta, anılarım, düşüncelerim eskiyor bedenimle beraber..

Ben bıraktım artık kendimi akışa. Zamana karşı duramazsınız. Bir vakit yaşamışım ben de kıymet bilmeden. Bir başkasından ziyade kendimi sevmemişim. Başkası için ölmektense kendin için yaşamalıymışsın. Başkaları başkaları için yaşıyor artık. Eskiyen şeyler gibi bodrum katında ya da tavan arasındasın. Tozla kaplanmışsın. Kimse kimseye acımıyor, zoraki bir çabayla da sadece nefes alabiliyorsun. Yükselmekle, yerin dibine girmek arasında fazla süre yokmuş. Yüksekte kalamıyorsun çünkü kanatların yok, yerin dibinden de çıkamıyorsun çünkü köstebek değilsin. Tek bir bakış açısıyla buraya kadarmış. Bir tek manzara gördüm, onda da fazla vaktim kalmamıştı. Şimdi ışıltılı şehrin içinde yıldızsız, mehtapsız kalakalmışım. Işıklar gözümü alıyor, ışıklar körleştiriyor. Her taraf gürültülü, sessizliği de dinleyemiyorum. Bu kargaşa da hiçbir şeye odaklanamıyorum. Eski zamanları düşünüyorum ister istemez. Merdivenin başından arkadaşlarım bana sesleniyor. Ağaçlara tırmanıyoruz, bahçelere dalıyoruz, yıkık dökük metruk binaların sağlam camlarını kırıyoruz. Çok eski gibi gelmiyor hala. Ama çok eski biliyorum. Çünkü çocukluğumdan daha yakınım orta yaşa..