Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

21.01.2022

Yoksunluk..


Düşler sanrılarla ilintili ve ben düş sandığım sanrılarımla yaşamaya mecburum..

Havanın en karanlık olduğu zaman uyuyabiliyorum artık şafağa saniyeler kala. Hayat başlıyor o saatte ben ise zamanı durduruyorum. Bütün hücrelerimle bildiğim en iyi işi yapıyorum o da yok saymak. Üzülmüyorum ama içimde bir burukluk var. Boşluk desem değil, sıkıntı desem değil. Amaçsızlık belki de bunun adı. Hece ölçüsünü tutturmaya çalışan şairler gibiyim, her heceyi sayıyorum. Sonra sıkılıyorum saymaktan yarım bırakıyorum. Hayatı da yarım bırakacağım belki bir gün. Günleri saymak, heceleri saymaktan daha zormuş..

Soğuktan daha keskin bir balta yok. Her defasında farklı bir uzvum kesiliyor sanki. Hasretin soğuğu mu, özlemin soğuğu mu? Yoksa kapı altından giren soğuk mu? Ruhumu üşüttüğüne göre somut bir soğuk değil. Ateşi titreten soğuklardan. İçimdeki ateş üşüyor..

7.01.2022

Kesit..


Dışarıda adımlarken başkalarına nasıl görünüyorum kim bilir? Benim hakkımda ne düşünüyorlar, mutlu ya da mutsuz olduğumu anlayabiliyorlar mı? Gerçi ülkede mutlu insanlar mikroskopla dahi görünmeyecek gibi. Ama olur ya beni gören "ne mutsuz çocuk" diyor mudur? Ya da tam tersi. Zamanında benim de ilk kez gördüğüm insanlar hakkında tahminlerim olurdu. Kadıköy - Eminönü iskelesinde birilerini beklerken vapura ilerleyenleri gözlemlerdim. Neye yetişiyorlar, ne işleri var, yoksa sadece eğlenmek-gezmek için mi biniyorlar o vapura diye düşünürdüm. Buluşmalara neredeyse bir saat öncesinden gittiğimden, beklerdim. Bir saat boyunca o insanların donuk-canlı ifadelerinden çıkarımlar yapardım. Birileri de benim ifademden bir şeyler çıkarmıştır muhakkak..

Sade giyimli, ciddi, ne yazık ki suratsız bir adamım işte. Hiçbir şeye yetişmiyorum, vaktim var ki laklak yapıyorum leylek gibi. Zamanında ötelediğim hislerimi sonsuza dek unutmuş gibiyim. Yıllar geçer ben olduğum yerde kalırım. Yosun tutmuş beynim de, yüreğim de. Keşke deyişlerime kızmıyorum, ne kadar çok olursa olsun yine yapardım aynı hatalarımı. Çünkü böyle yaratılmışım. Doğru hareketler otobanında zincirleme hatalar yapmak benim misyonummuş..

1.01.2022

Hazır Ol'da Bekler "As" Cebinde..



Hepimiz hayatımızda yalanı kullanıyoruz, bu yadsınamaz ve bilinir dünya çapında. İnkar etsen de bir gün çıkacaktır. Bunun haricinde insan hakkında kötü bir huy daha yakaladım. Bunu kendimden de biliyorum gözlemlediklerimden de, tanıdıklarımdan da..

Aslında çok basit bir şey. Eğer doluya odaklanmayıp boşu fark edebilirsen..

Hafif bir giriş yapacak olursam. Kendilerine göre bazı standartları ve toleransları vardır insanların. Onlara göre yaşarlar maddi anlamı geçtim, o konuda herkes belirli bir düzey yakalayamasa da, manevi anlamda bir his var ki. İnsanoğlu'nda mevcut bir his sınıf ayrımı gözetmeksizin. Gerçekleşene kadar saklanan bir his.... Bazılarımız en yakın arkadaşlarına itiraf eder, bazıları kendisine itiraf eder ama başka birisiyle paylaş(a)maz. O sona sakladığın koz ne? As çıkmamış daha piyasaya? Sende o as işte, onu atıp kazanacaksın oyunu ve bütün yük kalkacak üzerinden. Peki o as'ın açılımı ne?

Yazıyı tam okumadan önce biraz düşünün, sonra okuyun, çoğunuz tahmin edebilir zaten..

29.12.2021

Çıkmaz..



Bazı şeyler biter, bazıları bitmez. Yıllar biter, yollar bitmez. Bir yılın daha sonundayız.

Hayatın zorluk seviyesi gitgide artıyor. 2022'de daha da zorlanacağız. Bu kadar farklı gündemlerle beyinlerimiz nasıl yanmıyor ben de hayret ediyorum. Bir yıl içinde 1000 kez şaşırır mı insan. Şaşırıyor işte, şaşırtıyorlar..

Neyse ne, benim havsalam almıyor bazı şeyleri. Ülke hakkında bilenler konuşsun, bilenler görev yapsın diyebilirim sadece..

Mevsim geçişleri hep sancılı oluyor benim için. Kendimi o kadar aciz hissediyorum ki, düşünüyorum, düşünüyorum en doğrusu hastaneye yatmak gibi geliyor. Ama sonra vazgeçiyorum. Bir an mutluluktan uçup, bir an dehlizin en karanlığında buluyorum kendimi. Bu bir hastalık. Tedavisi yok sanıyorum. Çünkü yaklaşık 7 yıldır ilaç kullanıyorum. Yine de gelip gidiyor aklım. Bir hevesle başladığım her şeyi nefret ederek bırakıyorum. Yatmaktan vazgeçmemin tek sebebi, orada zamanın bir türlü akmaması. Oturuyorsun bankta, koridorda turlayıp duruyorsun. Saate bakıyorsun 1 dakika geçmiş. Oysa 2 saat kendini oyaladığını sanmıştın. Odaların kapılarını kilitlerler, uyuyamazsın da. 21:00'da yatıp 6:00'da kalkarsın. Her gün zamanın yavaşlığı çıldırtır seni. Ama şu bir gerçek ki uyuduğun o vakit hemen geçer. Kafanı koyarsın 1 dakika sonra uyanırsın sanki. Bazı şeylerin farkındaysam yatmam o yüzden kendi isteğimle. Çatal kullanmayı bırakamam, en çok çatal kullanmayı özlüyorsun orada..

21.12.2021

İç ses..


Hangi gürültüden kaçıp da hangi sessizliğe bürünsem? Gürültünün de çeşitleri var, sokak gürültüsünden bahsetmiyorum elbette, içimde yankılanan yaraların, bir iç kanamanın gürültüsünden bahsediyorum. Bu gürültü diğer seslerden de rahatsız edici. Çünkü sesin kaynağı dış bir etken değil, sensin. Konuşmayı bırakabilirsin, hareketlerini sınırlayabilirsin. Ama iç kanama sesini nasıl sıfırlayabilirsin? Bu öyle bir şey ki zorla dinlettiriyor kendini, kulaklarını kapasan da duyuyorsun. Nasıl bir beladır ki, pişmanlıklarını düşündükçe gürültü daha da çoğalıyor..

16.12.2021

Sevmek ve Ölmek..


Bilinmezi düşünmek yorar insanı, yazılmış ama henüz gerçekleşmemiş şeyleri düşünmek yorar. Oysa yarın öleceğin yazılı olsa bile düşünmemelisin. Karakterini geliştirebildiysen, evrensel doğruları uygulayabildiysen neden düşünüyorsun ki? İnsanların büyük çoğunluğu maddeye tapıp, manayı kendilerinde ararlar. Yıllar önce bir şiirimde dile getirdiğim gibi. Sevilmeyi boş ver, yaratıcıdan başka kimse sevilmeyi hak etmez. Sen bir insanı yaratıcıdan daha fazla seversen cezalandırılırsın onun tarafından. Seni onsuz yaşatır ve gayet de yaşarsın..

Belki sevgi dediğimiz şeyin anlamını bile bilmiyoruz. Sevgi diyerek öldürüyoruz, oysa sevgi için yaşamalı ve yaşatmalıydık..

11.12.2021

Kalakalmak..



Yola çıkmak mı, yoldan dönmek mi? Ya da kaldığın yerde sürekli kalakalmak mı?

Ben kalanlardanım, bir vakit gitmişim gidebildiğim kadar. Pişmanlık olmuş, memnuniyetsizlik olmuş geri dönmeyi ise kendime yediremiyorum sanırım. Gittiğim kadar gidip de bir arpa boyu yol alamamışım ki zaten. Benim bahsettiğim gitmek bir şehirden başka şehre değil. Gönüllerden gitmişim, düşüncelerden gitmişim. Yoksa yol dönülür elbet, zamandan bol ne var. Yani manen gitmişim buralardan ve bir yerde de kalmışım. Dönemiyorum, hangi yol döndürür bilmiyorum. Hangi fikrimi değiştirirsem doğrusunu bulurum bilmiyorum..

Basit görünür ama karışık işte. Bir hayat hikayesi gibi, yaşamayan bilemez. Tahminler yanlış çıkar. Nerede kaldığımı anlatmayacağım, ama nasıl geldiğimi de anlatmayacağım. Sadece bir kelimeyle özetleyeceğim. O da "sevgisizlik"