Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

27.11.2021

Kabulleniş..


Bugünler dün oluyor yaşayamadan..

Belki de bugünü görmüyorum hiç bir zaman, aklım hep dünde kalmış oluyor. Ortalıkta bir şey yokken bir his gelir hayat mükemmel, yaşamak çok güzel diye. İşte o hissi, kaybettiklerimin arasında en çok onu arıyorum, istiyorum. Lakin bulamıyorum ya da bana uğramıyor. Birdenbire gelir ve bir an sevindirir insanı. O bir âna o kadar ihtiyacım var ki..

Şiiri bıraktım ama yazıyı bırakamam herhalde. Çünkü deşarj olamam, içimdeki zehri atamam. Bana burası gerekli kimse okumasa bile. Burası benim not defterim, zira kalemle yazı yazmayı hiç sevmiyorum. Hem yazım güzel değildir, hem de sıkılırım. Zamanında kısa notlar ve mektuplar alırdım sevdiklerimden. Ama inanın hiçbirine cevap yazmadım, yazmam gerekiyordu ama yazmadım. O da hala içimi sıkar aslında. İşte bu sebeplerden, yazı yazmak istemememden ve yazı stilimden utanmamdan. Ne diyordum, yazı yazmayı bırakmamam gerekiyor, bırakmayacağım da..

21.11.2021

Daha..

 


Bir baharda çiçek açıp, 
Bir baharda yaprak dökmedik ki
Doğru nedir, yanlış nedir hiç bilmedik ki
Dönüş var mıdır sessiz geminin seferinden?
Daha ölmedik ki..


17.11.2021

Son..



"Bir tarih attın deftere öldün o gün..
Bir yerde cenaze olacak, bir yerde düğün
Neydi mutluluk? Neydi gördüğün?
Eksik parçaları birleştirsen de olmadı bir bütün.."



1.11.2021

S/istemsiz..


Kar yağarken hiç üşümemiştim, ne zaman ki karlar erimeye başladı soğuğu hissetmeye başladım. İnsan da böyledir, sıcağı sıcağına hissetmez de belirli bir süre sonra soğuğun acısı çıkmaya başlar. O an anlamazsın, biraz düşününce dank eder. Hareketler başlangıçta dikkat çeker, ama sözcükler geri planda kalabilir. Her şeye dikkat edemezsiniz, bir şeyler illa ki gözden kaçabilir..

Bir şeyler yazdım ve sildim. Mükemmeli istediğimden ve mükemmel olmamasından değil. Sadece bazen silmek gerekir, üzerine yazacak kadar düzensiz olamaz insanlar. Yazdıklarınızı silin, yaşadıklarınızı silmeye çalışın, kişilerin üzerini çizin. Kalemi biz tutuyoruz sonuçta ve silgi de kalemin ucunda. Sayfanızda yeteri kadar yer açıldıysa ne mutlu..

22.10.2021

Gün gelir..



Gün gelir eksik renkleri tamamlarsın
Yaşayamadım deme, yaşamadan doğanlar ne yapsın
Hepsini savurma ümitlerinin birazı sende kalsın
Gün gelir değişir her şey, değişimin içinde sen de varsın..

17.10.2021

32. Kez Gün'e..


Hayat beklemiyor, oysa ben bekliyorum. Belki şu sıralar beklemiyorum ama çok beklemiştim. Yılın 290. günü bugün ve doğum günüm. 32. yaşıma bastım, fiziksel açıdan yıprandım bu yaşa gelene kadar. Özellikle 25'ten sonra çöktüm sanki biraz. Saldım kendimi bayağı, stresten saçlarım dökülmeye başladı, kilo aldım kullandığım ilaçlar yüzünden, bıyığım ve sakalımda beyaz kıllar belirdi. Kafamın içindekiler, özlemlerim, ideallerim aynı kaldı ve hala da biraz çocuğum. Biraz değil tamamen çocuk olmak isterdim..

Neyse gelelim bugüne. Her zaman olmasa bile hayatımın üçte ikilik kısmı yalnız geçmişti. Yalnızlığı sorun etmiyorum. Bu yalnızlıkların tepe noktası hep 17 Ekim yani doğum günüm olmuştur. Çünkü ister istemez beklentiler oluyor. Aranmak istiyor insan, bulunmak istiyor. En azından bir kısa tebrik mesajı bekliyor. Her defasında bekliyorum ama bunlar hiçbir zaman olmadı. Aile üyelerini saymıyorum, çünkü adı üstünde aile. Bugün yine bekleyeceğim bulunmayı. Belki beni şaşırtan bir şey olur ama sanmıyorum. Sonunda beklentilerin gerçekleşmemesi sizi bir hüzün rıhtımına bırakıyor. Belki de yalnızlığı pekiştiren o hüzünle tanıştırıyor..

9.10.2021

Notlar..



Adımlarını boşluğa gelmeden tamamlamalısın. Buna kararınca yaşamak deniyor. Bitiş noktasını kestirebildiğinde ona uygun yaşamış oluyorsun. Çoğu şeyi halletmiş olduğundan mümkün olduğunca az yarım kalmışlık arta kalıyor.

Düşlerimde sultandım ve uyanınca yok oldum Shakespeare'nin sonesinde bahsettiği üzere. Hayatın alışılagelmiş bıkkınlığı kademe kademe arttırması meşhurdur. Farklı durumlarda bulunsan bile, bundan kaçamıyorsun. Kazansan da bıkıyorsun, kaybetsen de. Ben de akıntıya karşı çırpınmaktan bıktım sonunda. Kazandım da çoğunlukla kaybetsem de. Kendimi sürekli farklı bunalımların aynı sonuçlarında buldum. Bedensel yorgunluk neyse de zihnen yorulmuşum. Bunun çaresi yok, zihnini dinlendiremiyorsun. Hayata kaçamak bakışlar fırlatıyorsun nihayetinde. Yaşayamıyorsun e ölü değilsin, dünyada bulunuyorsun diyelim. Ağaç gibi diyesim geliyor ama değil. Ağaçlar oksijen üretir, gölge yapar. Sen sadece fazlalık yaratıyorsun 8 milyar insana ek olarak..