Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

5.01.2026

Digan...


Babacığım ben seni çok sevdim biliyorsun değil mi?

Bugün vefatının 21. Günü. Öyle yıkıcı bir süreç oluyor ki benim için. Yeni eve taşındım, yeniden çalışacağım. Götürmeye çalışacağım be baba. Biliyorum hep ruhun benimle olacak. Fotoğrafını büyütüp çerçevelettim ve her zaman görebileceğim bir duvara astım. Beni sen var ettin babacığım, ne olursa olsun destekledin. Hastaneye götürdün, getirdin her zaman korudun kolladın. Hep yanımdaydın.

Vefatına kadar son 10 gün nasıl geçti öyle, hepsi saniyesine kadar aklımda. Son iki güne kadar bilincin yerindeydi yazarak iletişim kurabiliyorduk. Büyük halamın oğlu Koral abi Uzunköprü’den geldiği için sıramı ona vermiştim. Seni görmek istemişti. Diğer hakkımızı da abim yeğenim için kullanmıştı. O gün bilincinin yerinde olduğu son günmüş be baba. Yazmışsın “Cem Nerede” diye? En çok o ağlatıyor beni şu an. Yoğun bakım kapısının önündeydim be baba. Nerede olacağım başka. Her gün her saat beklerdim keşke hayatta olabilseydin. Ondan önceki gün de yarın geleceğim demiştim gözlerim doluyken. Bana mahsunca bakıp el sallamıştın yavaşça. Ah babacığım, Allah bana dayanma gücü versin. Çok zor bir şey sensizlik. Arkamdaki kocaman dağ birdenbire kayboldu. Şimdi ben hissettiklerimi, her şeyimi kime anlatacağım? Kim beni senden daha fazla arayabilir ki? Kim beni senden daha iyi anlayabilir?

16.12.2025

Elveda Babacığım..


Yanına gelene kadar bana rüyalarımda eşlik et güzel babam. Yakında gelirim umarım.

11.12.2025

Ne Kaldı..



Ne vakit kaldı ne hal
Ne kürek kaldı ne sandal
Deryanın ortasında bir mahal
Bizlere artık vurgunlar kaldı.

Ne ses kaldı ne seda
Ne imza kaldı ne veda
Karmaşanın içinde bir geda
Sözlere artık güzaflar kaldı

Ne ışık kaldı ne renk
Ne küp kaldı ne denk
Yıkıntının arasında bir ahenk
Düşlere artık viraneler kaldı





21.11.2025

Sönmüş..


Görün desek görecekler mi?
Yola çıkmadan yoldan çıktığımızı
Henüz ilk sözcüğün akabinde
Bir nokta ile sonlandığımızı.

Duyun desek duyacaklar mı?
Sanrılarla harman sayıklamalarımızı
Ve bu sonsuz rabarbanın içinde
Dipten apansız hıçkırıklarımızı.

Bilin desek bilecekler mi?
Sefalete hapsolmuş var oluşumuzu
Soğuğun yaktığı köşe başlarında
Sönmüş bir izmaritle yok oluşumuzu.





20.11.2025

Bu Nasıl Bir Drama?

Hayat gaddar bir kelle avcısı gibidir. Kelle avını para karşılığında yapmaz, sadece sistem kodlarına yazıldığı için yapar. Görünmez bir düşmandır nerede ve nasıl pusu kurduğunu anlayamazsın. Sadece oluşturduğu bu dramada sıranın sana geç gelmesi için dua edersin içinden. Kötü talih piyangosu vurduysa, dönüşü yoktur sevgili okuyan. Mutluluk kazaen gerçekleşirken, bedbaht durumlar zincirleme oluşacaktır. Trabzanı olmayan çivili merdivenlerden çıkaracak seni öyle ki yaslanıp ya da oturup dinlenemeyeceksin. Bu merdivenler bitmeyecek o aksini istemedikçe.

Kaldırımda yanından geçtiğin kişinin neden somurttuğunu asla bilemeyeceksin. Kimse senin suskunluğundan isabetli çıkarımlar yapamayacak, kimse derman olamayacak. Nasılsın diye soracaklar. İyiyim diyeceksin ve muhabbet bitecek. Kötüyüm desen kim çare olabilecek ki, hep yalan içinde yüzüyoruz. Kötüyüm bile diyemiyoruz kimseye. Haddinden fazla düşünüp hasta oluyoruz.

Dünyanın yüzde kaçı sağlıklı bir ailede, dertsiz büyümüştür, yaşamıştır? Bizi nasıl kirlettiler böyle? Düşenlerle alay etmek, fakirlerden iğrenmek, sadece makara yapmak, dedikodularda boğulmak. Ne pis yaşantılarımız var bizim. Tabi ki işimiz rast gitmeyecek. O kelle avcısının listesinde olacağız. Sana bir gün boyunca neler yaptığını, neler düşündüğünü ve konuştuğunu izletseler kendinden nefret edeceksin. Ne boş bir yaşamdır bu yarabbi diyeceksin.

12.11.2025

Artık Elde..


İçerisi dar, dışarısı har.
Hüküm askıda duyurulmadı karar
Dünler geçti, yarınlar yasak
Artık elde bir tadımlık şimdi var.

Bardağa sığamadım taştım o gün.
Sabra varamadım yıktım o gün
Çare bulamadım yandım o gün
Artık elde bir dönümlük pişmanlık var.

Buzun üstünde yeterince yol aldım
Közün üstünde olabildiğince dayandım
Âlemin içinde ziyadesiyle yıprandım.
Artık elde bir avuçluk mutluluk var.





10.11.2025

Çaresizlik ve Ekşiyen Yüzler..

Dün değil evvelsi gün ekşi sözlükte takip ettiğim bir başlığın yeşil ışığı yandı. Takip ettiğim başlık “Merhum Sözlük Yazarları” isimliydi. İster istemez tıkladım ve bir yazarın ismini gördüm ve adetten olduğu üzere yazarın profiline girip entrylerine göz gezdirdim. Öyle ki zaten az sayıda olan bütün entrylerini okudum ve boşluğa düştüm.

İlgili yazar kanserinin nüksettiğini, beynine sıçradığını ve kısmi felç olduğunu anlatmıştı yazdıklarında. Kariyer uğruna yuva kurup, çoluk çocuğa karışmadığı için ne kadar pişman olduğunu anlatmıştı. Kariyerinin hiçbir işe yaramadığını söylemişti. Bir insan neden çocuk yapmak ister diye düşündüm bir an. Onun tarafından sevileceğini bileceği tek şey belki de çocukları olabilir diye düşünmüştü. Belki hayırlı bir evlat olup onu sarıp sarmalayacak, ona gözü gibi bakacaktı. Bunları hayal etmişti. Bunun olmaması en büyük pişmanlığıydı. Demek ki arkadaşları, akrabaları onu görmezden gelmişti, yalnızlığın dip noktalarındaydı. İstemsizce donakaldım profilinde.

Yazar en son girdisini 2023’te yazmış olduğuna göre merhume olmuş olma ihtimali çok yüksekti. Çünkü yazmak bir tür deşarjdır. Konuşamıyorsan yazacaksın yoksa aklını kaybedersin. Zehir bir şekilde zihninden atılmalıdır. Ne kadar görülmese de eğer hala yaşasaydı yeni yazdıkları olmalıydı.

Neden bu kadar etkilendiğime gelirsek babam beyin metastazlı bir akciğer kanseri hastası ve ben 3 gündür hastanede hareketsiz yatışına şahit oldum onun. Enfeksiyon kapmıştı gece 11’de ambulansla hastaneye götürmüştüm. Orada 2 saat adamı sadece bir serum takıp göndermişlerdi. Eve döndüğümüzde daha da kötüleşmişti sabaha karşı 5’te yine ambulans çağırmıştım ve gittiğimiz hastanede durumun ciddi olduğunu anlamıştılar.