Dönmeye vakit de yok hal de yok..
Çünkü dönmek için kendini yenebilmen gerekli. Biz kendimize yenilmeyi doğuştan seçmişiz. Var olmak acıtıyor en çok. Varlığımız bize zarar veriyor. Bir şeyleri planlamak ve o planların hiçbir zaman tutmayacak olması. Bu kadar değişken varken neyde tutunabiliriz ki. Yarının garanti olmaması ama hala yaşama hevesimizin olması. Ölüm neden bu kadar zordur? Bir tuşa basıp da kapatamıyor muyuz kendimizi?
Neden gerçekliğin bu çıplaklığına dayanamıyoruz? Dünyaya hazırlıksız geldiğimiz bu bariz ortamda. Neden alışamıyoruz halen? Gemisini yürütene kaptan deniyor. O gemiyi suda yüzdürmek sadece iyi niyetle mi mümkündür? İnsanın kaderi var oluşsal yalnızlığını reddetmekle çamura saplanır. İnsan her daim yalnız olduğunu ve hep yalnız kalacağını kabullenmelidir. Ben de dahil çoğu insan bunu kabullenemiyoruz. Hep yanımızda birileri olacak hatta beraber göçeceğiz bu alemden diye düşünüyoruz. Oysa yalnız gelmedik mi? Yapayalnız geldik buralara.
“Bir düşmeye gör acıyan olmaz. Halin nedir diye soranın olmaz.” Dimdik yaşamak çok yorar insanı. Bazen durup soluklanmak istersin de olmaz işte. Sürekli tetikte düşmemek için çabalamanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilirsiniz. Düşmemek için uğraşırsın ama eninde sonunda düşüyorsun. Sadece süre biraz uzuyor.








