Binlerce ukde arasında birkaç nükte; yaşanmışlıklar..

17.03.2023

Unutulmuş..



Uzun zamandır öyle...
Alışmış ara sıra aynada denk geldiği yüz çizgilerine
Rüzgar girmese de camdan, üşümeye.
Böyle bir küflü yalnızlığın, rutinliğine.

İhtiyacı canlıya..
Banknota değil de kalbi atana.
Umudu "hiçbir" zaman dönmeyecek devrana.

O duruma doğru ilerliyorum yaşarsam..
Herkesin gidişine arkadan mendil sallarsam.
Bu yabancı, tereddütlü, eğreti bakışlardan kaçamazsam...









12.03.2023

Fırt..



Acele gidenler oldu.
Bir fırt çekip atarak tek sigaralarını.
Turnikelerin üzerinden atlayarak başka duraklara yetişmek istediler.
Belki de kaçmak istediler.
Oysa, yol sizindi zaten efendiler...

Bu yaşanmış afetleri; bazen içime attım, bazen anlattım da
Birkaç kova boşalttım, su almışken etrafı
Kurtardım çoğu olmasa da
Boğulmakta olan güzel anları..

Çöllerde kumlar üstünü kaplamış, düşlerin
Kötü niyetler yüzeydeyken
İyi niyetler süsü olmuş, keşfedilmemiş diplerin

Milyarlarca insan, milyarlarca hikaye
Biçilmiş kısa veya uzun ömür insanlara hediye
Tersine çevirsen de aynı yöne akar kum saati
Bir an ki yaşadığın neşe, baki..





11.03.2023

Biziz..



Şu duvarlar, şu sınırlar gerçek... Birlikte örüp, çizdiğimiz.
Yasaklayan da, yasaklanan da biziz
Çabalamaktansa, sihirli sözcüklerden medet uman da
Öldüren ve öldürülen, nefesler, hayaller, hayatlar da
Damları akan evlerde, seslerin yankılandığı köşklerde oturan da
Biziz...
Gerçeği fısıldayıp, yalanı haykıran da
Dalgaya izin verip, dalgayı kıran da.
Yaptıklarımızın, yapacaklarımızın,
Tamir edip, yıkacaklarımızın...
Hepsinin müsebbibi biziz
Hepimiziz...








Hatalar ve Yanılgılar..


Yol illaki ikiye ayrılır bizim buralarda. Yani seçim yapmak zorunda kalırsın. Seçimini de yanlış yaparsın. Bazı insanların lanetidir bu. İşleri düzene koymak istedikçe her şey zıvanadan çıkar. Yanlışı seçe seçe en bilge insanlar onlar olur. Ama bu bilgelik bir işe yaramaz çünkü geçen geçmiştir. Vaaz verirler hayatın başındakilere. Yaptığımı yapma derler. Velhasıl hayatının başındaki kişi dinlemez o da deneyerek öğrenmek ister. Bir yanlış, iki yanlış derken; bütün hayatı yanlışlarla bezenir. Biz insanoğlu duyduğumuza inanmıyoruz. Görmek istiyoruz, dokunmak istiyoruz gerçeğe. Bu da en büyük hatamız..

Suyun toprağı çamura çevirdiği gibi, bizi de materyalizm bozar. Dünyevi zevkler ve tatlar. Para, güç, şöhret ne derseniz deyin kısaca madde bozar. Öldüğünde yanında götüremeyeceğin şeyler için dünyada onlara üzülmek bunlardan biridir. Oysa insan kabre yanında sadece inancını götürebilir. İyi bir insan olarak tanınmışsan adın da ölmez. Hatırlanırsın, yad edenler olur. Gerçi kötüler de hatırlanır ama küfür malzemesi olarak. Bir gün ölmek için yaşıyoruz..

10.03.2023

Başaranlara..


İçine sıkıştığımız Dünya çok büyük, kimler yok ki içinde. Üç semavi din mensuplarının yanı sıra Zerdüştler, Budistler, hiçbir dine mensup olmayanlar, hatta şeytana tapanlar. Bunu neden söylediğime gelirsem. Biz Dünyalılar farklı inanışlarımız, düşüncelerimiz, ideallerimiz olsa da bir şeyde birleşmişizdir. Yaptığımız işi hakkıyla yapmak, yani başarılı olmak. Buradaki başarı sözcüğü, günümüzde hep zenginliğe ilinti ediliyor, her zengin başarılı mıdır yani? Ya da her yoksul başarısız mıdır? İşini hakkıyla yapıp, çalıp çırpmadan, önüne çıkan çirkin tekliflere kulaklarını kapatıp, yakınlarına temiz bir soyadı bırakmak isteyen babalar, çilekeş anneler başarısız mıdır? İsim yapmadıkları, reklam edilmedikleri için? Ya da kimse onları bilmediği, farkına varmadığı için? Bu kadar kolay mı yani.

Gelir dağılımı adaletsiz, bunu herkes kabul edecektir. Yiyenlerin asla doymadığını inkâr mı edeceğiz? Hani meşhur bir karikatür vardır. “Peşin satan ve veresiye satan” diye, Şimdi burada peşin satan kasasını doldurdu diye başarılı mıdır? Oysa diğer bir açıdan bakarsak, veresiye satan, maddi gücü el vermeyen insanlara imkân sağlayarak yanlış mı yapmıştır? Örnekler çoğaltılır elbette.

Ülkemize dönelim. Uzun yıllardır dolap çevirmeyi bilenlerin köşeyi döndüklerini biliyoruz. Atalarımızın bir lafı vardır “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz” diye. Yani bu şartlarda “işini bilen çavuşlar” başarılı mıdır?

8.03.2023

İstasyonlar..



Tren ilerliyor, bazen hızlanıp, bazen hız keserek. Geçtiğim istasyonlarda kimler kimleri bekliyor, kimler yalnız ayrılıyor, kimler aradığını buluyor, kimler vazgeçip çöküp kalıyor. Evren var olmaya devam edecek, sen kederli olsan da, bir an olsun rahatlasan da. Birileri yol alıp, birileri bekleyecek hep. Ümit dolu olsan da, somurtup dursan da..


Değişmeyen tek şey, aklımızdaki kalabalıklar belki de. Yalnız yaşasan da aklın mahşer yeri biliyorum. Orada herkes herkesi tanıyor, kimileri düşman, kimileri dost. Selam verme faslı bitmediğinden, derinlemesine muhabbet edemiyorsun kimseyle. Sonuçta karışıyorsun. Belki de delirme safhasının başlangıcı zihninin bir hayli kalabalıklaşmasındandır. Kalabalık aklın bir diğer getirisi de ne yazık ki strestir..

Şehrin tenhalarında gizleniyor renkler ve sen siyah beyaz meydanlarda arıyorsun kendini. Tenhalar tehlikeli diye düşünüyorsun ki öyle. Ama risksiz yaşam zaten renksiz oluyor haliyle. Cisimleşmiş bir sıkılganlık, bunaltı. Biliyorsun ki en kötüsü de bu..

5.03.2023

Öyle mi, öyle gibi..



Bir kere miymiş; sevmek içten, öpmek lebden?
Gün'ü kaybedenler, hep mi kaybetmiştir dünden?
Ölmek mi isterim şimdi ruhum komadayken?
İçin için yanıp da birden kül olmazken.
Yaşıyoruz işte kendi derdimizle; herkes gibi, sen ve ben..







Not: Bu şiiri değerli arkadaşım Damla Güler Öztürk'ün "?" isimli şiirinden aldığım ilham ile yazdım. İlk defa böyle bir teknik kullandım, hoşuma da gitti açıkçası. Teşekkür ederim Damla.